Hekimhan'da aylardır devam eden 4 bloklu inşaat krizi, karşılıklı açıklamalarla daha da büyüyor. Diyarbakırlı yatırımcı Fırat Mercan'ın belediye tarafından bilinçli olarak zarara uğratıldığını ve Belediye Başkanı Mehmet Şerif Yıldırım'ın keyfi davranarak inşaatın yapımını durdurduğunu öne sürmesiyle başlayan tartışma, tarafların peş peşe yaptığı açıklamalarla yeni bir boyut kazandı.
İddiaların ardından Malatya Kalite Haber'e konuşan Hekimhan Belediye Başkanı Mehmet Şerif Yıldırım, göreve gelmeden önce alınan bazı imar kararlarının hukuka uygun olmadığını düşündüğünü belirterek, önceki yönetimin yaptığı uygulamaları devam ettirmeyeceğini ifade etmiş ve söz konusu ruhsatın askıya alındığını açıklamıştı.
Başkan Yıldırım'ın bu açıklamaları kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, inşaatın müteahhidi Fırat Mercan da hukuki mücadelesini sürdüreceğini belirterek yaşadıkları mağduriyetin giderilmesini istemişti.
Tartışmaların dinmemesi üzerine bu kez müteahhit şirketin avukatı Veysel Yavuz kapsamlı bir yazılı açıklama yayımladı. Malatya Kalite Haber'de yer alan Başkan Mehmet Şerif Yıldırım'ın açıklamalarına tek tek cevap veren Yavuz, olayın kamuoyuna anlatıldığı kadar basit olmadığını, ortada kesinleşmiş mahkeme kararlarına rağmen devam eden ciddi bir mağduriyet bulunduğunu savundu.
Açıklamasında, yalnızca müteahhit şirketin değil projeden ev almayı bekleyen çok sayıda vatandaşın da mağdur edildiğini belirten Avukat Veysel Yavuz, hukuki sürecin sonuna kadar takipçisi olacaklarını ifade etti.
Yavuz, yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı:
"Sayın Başkan konu çok basitmiş gibi gösteriyor. Ciddi bir mağduriyet var. Burada sadece Fırat Mercan değil onlarca aile mağdur ediliyor. Hem de mahkemenin vermiş olduğu karara rağmen. Hukuki savaşımız devam edecek."
Ardından kamuoyuna hitaben hazırladığı yazılı açıklamayı paylaşan Avukat Veysel Yavuz, şu ifadelere yer verdi:
“Malatya Kalite Haber isimli internet haber sitesinde 05.07.2026 tarihinde yayımlanan ve Hekimhan Belediye Başkanı Sayın Mehmet Şerif Yıldırım'ın açıklamalarına yer verilen haber vesilesiyle, müvekkil şirket Fırat Mercan İnşaat Taahhüt Yapı Malzemeleri San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili sıfatıyla, meselenin hukuki gerçekliğinin kamuoyu nezdinde herhangi bir tereddüde mahal bırakmayacak şekilde ortaya konulması amacıyla, aşağıdaki hususların kamuoyunun bilgisine sunulması zaruri görülmüştür.
1) İmar Planı Uyuşmazlığı, Yargı Denetiminden Geçerek Kesinleşmiştir
Sayın Başkan'ın beyanlarında yer alan "benden önce yanlış bir karar alınmış" ve "yanlış bir imar yolu izlenilmiş" mahiyetindeki ifadeler, hukuki gerçekliği yansıtmaktan uzaktır. Zira söz konusu imar planına karşı üçüncü kişilerce açılan iptal davası, yetkili yargı mercii tarafından esastan incelenmiş ve reddedilmiş; bu suretle planın hukuka uygunluğu yargı kararıyla kesin hüküm niteliği kazanmıştır. Bir imar planının hukuka uygunluğu, yargı kararıyla bir kez tescil edildikten sonra, artık idarenin ya da herhangi bir kamu görevlisinin şahsi kanaatiyle yeniden tartışmaya açılabilecek bir mesele olmaktan çıkmıştır. Kesinleşmiş bir yargı kararının, "kişisel olarak isabetli bulmuyorum" gerekçesiyle uygulanmaması, Anayasa'nın 138. maddesinde vazedilen yargı kararlarının bağlayıcılığı ilkesiyle bağdaşmamaktadır.
2) İdarenin Yargı Kararına Uyma Yükümlülüğü, Bir Takdir Meselesi Değil, Bağlı Yetki Halidir
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesi, idareye yargı kararlarının gereğini gecikmeksizin ve en geç otuz gün içinde yerine getirme yükümlülüğü yüklemektedir. Bu, idarenin lehine bir tercih alanı değil, anayasal ve yasal bir zorunluluktur. İmar planı davasının reddiyle birlikte inşaat faaliyetinin önündeki hukuki engelin ortadan kalkmış olmasına karşın; mührün kaldırılmaması, ruhsat iade ve yenileme işlemlerinin sürüncemede bırakılması ve Yapı Denetim Sistemi (YDS) üzerinden verilmesi zorunlu onayların ihmal edilmesi, idarenin bağlı yetkisinin keyfi bir tasarrufa dönüştürülmesinden başka bir izahla açıklanamamaktadır.
3) C ve D Blokları Arasındaki Farklı Muamele, İleri Sürülen Gerekçelerin Tutarsızlığını Ortaya Koymaktadır
Aynı parsel, aynı ruhsat dosyası ve aynı imar planı hükümlerine tabi olan müvekkil şirkete ait projenin C ve D bloklarından birine inşaat izni tesis edilirken, statik ve altyapı bakımından bu blokla bütünleşik olan D bloğu için aynı iznin esirgenmesi, Sayın Başkan'ın "imara aykırılık" ve "eksiklik" yönündeki savunmasıyla açıkça çelişmektedir. Şayet projenin tamamını kapsayan gerçek bir hukuki veya teknik engel mevcut olsaydı, bu engelin C bloğu için de geçerli olması icap ederdi. Aynı hukuki statüdeki iki yapıdan birine izin verilip diğerinin engellenmesi, sürecin nesnel bir hukuki değerlendirmeden ziyade sübjektif saiklerle yürütüldüğüne dair somut bir emare teşkil etmektedir.
4) İptal Davası Sürecinin Seyri
Müvekkil şirkete ait projenin hukuki dayanağını teşkil eden imar planına karşı üçüncü kişilerce Malatya 2. İdare Mahkemesi nezdinde 2021/873 esas sayısıyla ikame edilen iptal davasında verilen yürütmenin durdurulması kararı üzerine, inşaat faaliyeti derhal durdurulmuştur. Yargılama süresince müvekkil şirket, işbu tedbire eksiksiz biçimde riayet etmiş ve hiçbir aşamada yargı kararına aykırı bir tutum sergilememiştir. Yargılama sonucunda ise söz konusu dava reddedilmiş ve inşaatın hukuki dayanağını oluşturan planın hukuka uygunluğu, kesinleşmiş bir yargı kararıyla tescil edilmiştir. Davanın reddiyle birlikte, inşaatın devamının önündeki yegâne hukuki engel olan yargısal tedbir de kendiliğinden hükümsüz kalmıştır.
5) Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'nün Resmi Görüşü
Meselenin yalnızca müvekkil şirket tarafından değil, ilgili üst idari makam tarafından da bu minvalde değerlendirildiği kamuoyunun bilgisine sunulur. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, 07.11.2025 tarihli ve E-69321465-000-14037292 sayılı resmi yazısıyla Hekimhan Belediyesi'ne hitaben, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 29. maddesine atıfla, durdurulan inşaat faaliyetinin devamı için gerekli tüm idari işlemlerin tesis edilmesi gerektiğini bildirmiştir. Yetkili il müdürlüğünün bu açık ve yazılı görüşüne rağmen, belediyece inşaatın devamına ilişkin gerekli işlemlerin ivedilikle tesis edilmemiş olması, meselenin bir imar mevzuatı ihtilafından ibaret olmadığını; idari makamlar arasında dahi mutabakat bulunan bir hususun uygulanmasındaki gecikmeden ileri geldiğini açıkça ortaya koymaktadır.
6) Kamuoyuna Saygıyla Arz Olunur
Müvekkil şirket, hiçbir surette "duygu sömürüsü" yapmamış; talebi, kesinleşmiş bir yargı kararının gereğinin, yasada öngörülen süre içinde ve eşitlik ilkesine uygun biçimde yerine getirilmesinden ibaret kalmıştır. Meselenin bir imar mevzuatı tartışması olmadığı; esasen idarenin kesinleşmiş yargı kararına uyma yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğine ilişkin bir hukuk devleti meselesi olduğu, kamuoyunun dikkatine önemle sunulur.”
Hekimhan'da 4 bloklu inşaat üzerinden başlayan tartışma, karşılıklı açıklamalarla giderek daha da sertleşirken, tarafların bundan sonraki süreçte nasıl bir yol izleyeceği merak konusu oldu. Belediye Başkanı Mehmet Şerif Yıldırım'ın açıklamalarının ardından müteahhit şirket cephesinden gelen bu kapsamlı hukuki değerlendirme, gözleri yeniden yargı sürecine çevirdi. Tarafların iddiaları ve savunmaları kamuoyunda tartışılmaya devam ederken, dosyanın önümüzdeki günlerde yeni gelişmelere sahne olması bekleniyor.