Malatya’da doğayı koruma platformları ile Hekimhan ve Kuluncak Çevre Platformu üyeleri, bölgede yürütülen madencilik faaliyetlerine tepki göstermek amacıyla bir araya geldi. Cumartesi günü gerçekleştirilen protestoda, maden faaliyetlerinin çevreye etkileri, tarım alanlarında yaşandığı belirtilen zararlar, işçilerin çalışma koşulları ve bölge halkının sağlığına yönelik endişeler gündeme taşındı.
Yama Dağı Doğa ve Yaşam Platformu üyeleri, özellikle Hekimhan ilçesinde faaliyet gösteren maden işletmesinin çevreye yaydığı tozun köylerdeki yaşamı olumsuz etkilediğini savunarak yetkililere ve kamuoyuna seslendi. Çevreciler, doğal yaşamın korunması, tarım alanlarının zarar görmemesi ve insan sağlığını tehdit ettiğini belirttikleri sorunların giderilmesi gerektiğini vurguladı.
Maden tesisinden yayılan toza tepki
Koloğlu Holding bünyesindeki Kolin Grubu’na bağlı Hekimhan Madencilik şirketinin, Hekimhan ilçesindeki Deveci Demir Cevheri Maden Ocağı kapsamında Güvenç köyünde işlettiği kırma-eleme tesisi, protestonun öne çıkan gündemlerinden biri oldu.
Çevre platformları, tesisten yayıldığını belirttikleri toz partiküllerinin çevredeki köyleri, tarım arazilerini ve doğal yaşamı olumsuz etkilediğini ileri sürdü. Bölgedeki madencilik faaliyetlerinin yalnızca tesis çevresini değil, köylülerin günlük yaşamını ve geçim kaynaklarını da etkilediğini savunan platform üyeleri, çevresel etkilerin dikkate alınmasını istedi.
Çevreciler, toz oluşumunun önlenmesi ve çevrenin korunması için gerekli tedbirlerin alınmasının önemine dikkat çekti. Bölgedeki köylerde yaşayan vatandaşların temiz hava, sağlıklı çevre ve tarımsal üretimin devamlılığı konusunda endişe taşıdığını belirten platform üyeleri, yaşanan sorunların görmezden gelinmemesi gerektiğini ifade etti.
Kayısı, ceviz ve elma bahçeleri tehdit altında
Protestoda dile getirilen önemli başlıklardan biri de bölge halkının geçim kaynakları oldu. Güvenç, Deveci ve Basak halkının yaşadığı sorunlara dikkat çeken çevreciler, maden faaliyetlerinden kaynaklandığını öne sürdükleri tozun kayısı, ceviz ve elma bahçeleri başta olmak üzere tarım alanlarını olumsuz etkilediğini savundu.
Malatya’nın önemli geçim kaynakları arasında yer alan tarımsal üretimin, çevre koşullarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayan platform üyeleri, bahçelerin ve tarım arazilerinin korunmasının bölgedeki yaşamın devamlılığı açısından büyük önem taşıdığını belirtti.
Çevreciler, toz nedeniyle tarım alanlarının zarar gördüğünü ileri sürerken, hayvancılığın da bölgedeki köylüler için önemli bir geçim kaynağı olduğunu hatırlattı. Açıklamada, doğanın ve tarım alanlarının zarar görmesinin yalnızca çevresel bir sorun olmadığı, aynı zamanda köylerde yaşayan insanların ekonomik geleceğini de etkilediği mesajı verildi.
“Silika tozu silikozis hastalığına sebep olup akciğerleri yok ediyor”
Protestonun en dikkat çekici başlıklarından biri de maden işçilerinin sağlığı ve çalışma koşulları oldu. Çevre platformu üyeleri, madencilik faaliyetleri sırasında ortaya çıkan silika tozunun ciddi sağlık riskleri taşıdığına dikkat çekti.
Silika tozuna uzun süre maruz kalınması, akciğerlerde kalıcı hasara neden olabilen silikozis hastalığına yol açabiliyor. Çevreciler, bölgedeki işçilerin ve köy halkının toza maruz kalması konusunda endişelerini dile getirerek gerekli önlemlerin alınmasını istedi.
İşçilerin iş güvenliği koşullarına ilişkin de iddialarda bulunan platform üyeleri, çalışanların gerekli koruyucu ekipmanlar olmadan çalıştırıldığını ve emeklerinin karşılığını yeterince alamadığını savundu. İşçilerin asgari ücretle çalıştırılarak sömürüldüğünü öne süren çevreciler, çalışma koşullarının ve iş güvenliği uygulamalarının gözden geçirilmesi gerektiğini ifade etti.
Platform üyeleri, insan sağlığının ekonomik faaliyetlerden bağımsız düşünülemeyeceğini belirterek hem çalışanların hem de çevre köylerde yaşayan vatandaşların korunması gerektiğini vurguladı.
“Köylerin akciğeri ve geçim kaynağı yok oluyor”
Yama Dağı Doğa ve Yaşam Platformu üyeleri, protesto sırasında yaptıkları açıklamada bölgedeki çevre sorunlarına ilişkin tepkilerini şu sözlerle dile getirdi:
“Güvenç, Deveci, Basak halkı ve tarım alanları, kayısı, ceviz, elma bahçeleri tozla yok olurken köy halkı ve çalışan işçiler silika tozuna maruz kalıyor. Silika tozu silikozis hastalığına sebep olup akciğerleri yok ediyor. İşçiler iş güvenliği ve gerekli ekipmanlar olmadan asgari ücretle sömürülerek çalışırken köylerin de akciğeri ve geçim kaynağı olan bahçeler, hayvancılık yok oluyor.
Bu sebeple cumartesi günü bir araya geldik ve sesimizi duyurduk. Yama Dağı Doğa ve Yaşam Platformu olarak bundan sonra eylemlerimize, protestolarımıza devam edeceğiz. Biz düzensiz madenciliğe karşıyız. Biz çevrenin yok edilmesine karşıyız.”
“Eylemlerimize devam edeceğiz”
Protestoda, bölgedeki madencilik faaliyetlerine yönelik itirazların yalnızca bir günlük eylemle sınırlı kalmayacağı mesajı verildi. Yama Dağı Doğa ve Yaşam Platformu üyeleri, çevrenin korunması ve bölge halkının dile getirdiği sorunların gündemde tutulması amacıyla protestolarını sürdüreceklerini açıkladı.
Çevreciler, madencilik faaliyetlerine karşı çıkışlarının temelinde doğanın korunması, tarım alanlarının geleceği, köylerdeki yaşamın devamlılığı ve insan sağlığına ilişkin kaygıların bulunduğunu ifade etti.
Hekimhan ve Kuluncak çevresinde bir araya gelen platformların tepkisiyle yeniden gündeme gelen tartışmada, maden faaliyetlerinin çevreye etkileri ve iş güvenliği konuları öne çıktı. Platform üyeleri, bölgedeki doğal yaşamın ve köylülerin geçim kaynaklarının korunması gerektiğini belirterek yetkililerin sorunlara duyarsız kalmamasını istedi.
Yama Dağı Doğa ve Yaşam Platformu, “Biz düzensiz madenciliğe karşıyız, çevrenin yok edilmesine karşıyız” mesajıyla çevre mücadelesini sürdüreceğini duyurdu.