AK Parti Malatya Milletvekili Abdurrahman Babacan, Türkiye’nin savunma sanayisinde geldiği noktayı ve bu büyük dönüşümün Malatya’ya yansımalarını anlattığı değerlendirmelerde, şehrin önümüzdeki yıllarda stratejik bir üretim merkezine dönüşeceğini söyledi.
Babacan’ın açıklamaları, sadece bir yatırım duyurusu değil; Türkiye’nin sanayi politikalarının yerelden ulusala uzanan yeni bir kalkınma modeline evrildiğini ortaya koyan kapsamlı bir çerçeve sundu.
Türkiye’nin savunma sanayisinde yüzde 83’lük yerlileşme oranına ulaştığını hatırlatan Babacan, bu dönüşümün artık sadece askeri kapasiteyle sınırlı olmadığını, ekonomik bağımsızlık, istihdam ve teknoloji üretimi açısından da belirleyici hale geldiğini ifade etti. Özellikle Malatya’nın bu süreçte kritik bir rol üstleneceğini vurgulayan Babacan, şehrin ileri teknoloji üretiminde yeni bir merkez olacağını dile getirdi.
Bu kapsamda Malatya’da gerçekleştirilen bir sempozyuma da değinen Babacan, sürecin akademi, sanayi ve kamu iş birliğiyle ilerlediğini belirtti. İnönü Üniversitesi ev sahipliğinde yapılan değerlendirmelerde hem yerel kalkınma hem de Türkiye’nin makro sanayi politikalarının ele alındığını söyleyen Babacan, Malatya’nın artık sadece bölgesel bir şehir değil, ulusal sanayi stratejisinin bir parçası haline geldiğini ifade etti.
Babacan, en dikkat çeken açıklamalarından birinde Malatya’ya yapılacak büyük ölçekli savunma sanayi yatırımına işaret ederek şu ifadeleri kullandı:
“ASELSAN Malatya'da 2026 yılında çok büyük bir yatırım. Zaten 2025'te başlattığı küçük yatırımı şimdi çok devasa hale getiriyor ve orta vadede 3 bin kişiden daha fazla bir kişinin istihdamıyla ileri teknolojili üretim, endüstriyel üretim hem kablo, hem kart, hem çip üretimi de dahil olmak üzere bir merkez üssü haline getiriyor Malatya'yı.”
Bu açıklama, Malatya’nın yalnızca üretim yapan bir şehir olmaktan çıkıp, savunma sanayisinin kritik bileşenlerinin üretildiği bir teknoloji merkezine dönüşeceğini ortaya koydu. Babacan’a göre bu dönüşüm, önümüzdeki 5 ila 10 yıl içinde bölgenin sanayi kimliğini tamamen değiştirecek.
Milletvekili Babacan, bu sürecin yalnızca Malatya ile sınırlı olmadığını da belirterek bölgesel bir sanayi ağının oluştuğunu ifade etti. TUSAŞ başta olmak üzere Kahramanmaraş, Adıyaman ve Gaziantep gibi şehirlerde de benzer yatırımların devreye girdiğini belirten Babacan, Türkiye’nin artık tek merkezli değil, çok merkezli bir sanayi yapısına geçtiğini söyledi.
Bu yeni modelin en önemli ayaklarından birinin enerji ve batarya teknolojileri olacağını vurgulayan Babacan, Malatya’da bu alanda da ciddi bir yapılanma süreci başladığını açıkladı. ASPİLSAN Enerji modeline benzer şekilde, İnönü Üniversitesi üzerinden kurulacak batarya üretim merkezinin hem akademik hem de sanayi entegrasyonunu sağlayacağını belirtti. Bu adımın Malatya’yı sadece savunma değil, enerji teknolojileri alanında da öne çıkaracağı ifade edildi.
Babacan konuşmasında Türkiye’nin savunma sanayi ihracatındaki büyük sıçramaya da dikkat çekti. 2002 yılında 248 milyon dolar seviyesinde olan ihracatın, 2021’de 3.2 milyar dolara, 2025 itibarıyla ise 10.56 milyar dolara yükseldiğini hatırlattı. Türkiye’nin bugün savunma sanayi ürünlerini 185 ülkeye ihraç ettiğini ve dünyanın en büyük 11. ihracatçısı konumuna geldiğini vurguladı.
Bu büyümenin sadece rakamsal olmadığını belirten Babacan, aynı zamanda Türkiye’nin dışa bağımlılığını da büyük ölçüde azalttığını söyledi. 2002’de yüzde 80 seviyesinde olan dışa bağımlılığın bugün yüzde 83 yerlileşme seviyesine ulaştığını ifade eden Babacan, bunun Türkiye’nin stratejik bağımsızlığı açısından tarihi bir eşik olduğunu dile getirdi.
Savunma sanayisindeki bu dönüşümün insan kaynağına etkisine de değinen Babacan, en önemli sonuçlardan birinin “tersine beyin göçü” olacağını söyledi. Türkiye’de nitelikli gençlerin artık ülkede kalmayı tercih edeceğini ve yurtdışında bulunan uzmanların geri dönüş eğilimine gireceğini belirtti. Bu sürecin üniversitelerden meslek liselerine kadar tüm eğitim sistemini dönüştüreceğini ifade etti.
Babacan’a göre savunma sanayisi yalnızca silah üretimi değil; aynı zamanda tıp teknolojilerinden enerji sistemlerine, yazılım geliştirmeden ileri malzeme üretimine kadar geniş bir ekosistemin merkezinde yer alıyor. Bu nedenle Malatya’nın bu ekosistemin önemli bir parçası haline gelmesi, şehrin ekonomik ve sosyal yapısını da kökten değiştirecek.
Konuşmasını değerlendirmelerle tamamlayan Babacan, bu dönüşüm sürecinin tüm siyasi partilerin ve tüm kurumların desteğiyle güçlenmesi gerektiğini belirterek, Türkiye’nin sanayi atılımının ortak bir milli mesele olduğuna dikkat çekti.
Malatya ise bu büyük dönüşümde artık yalnızca bir şehir değil; savunma sanayisinin yeni üretim ve teknoloji merkezlerinden biri olarak konumlanıyor