Anahtar Partisi Malatya İl Başkanı Erdoğan Zelyurt, küresel enerji dengeleri ve Türkiye’nin stratejik konumuna ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Dünya siyasetinde güç merkezlerinin yeniden şekillendiğini ifade eden Zelyurt, Türkiye’nin bu süreçte pasif bir aktör değil, belirleyici bir güç olması gerektiğini vurguladı.
Küresel dengelerin ABD’nin “Pasifik Yüzyılı” stratejisi ile Çin ve Hindistan’ın yükselişi arasında sıkıştığını belirten Zelyurt, Türkiye’nin bu tabloda Afro-Avrasya merkezli bağımsız bir “üçüncü kutup” oluşturabilecek potansiyele sahip olduğunu dile getirdi. Türkiye’nin jeopolitik konumunun yalnızca bir enerji geçiş güzergâhı olarak değerlendirilmesinin yetersiz kalacağını belirten İl Başkanı, daha iddialı bir vizyon gerektiğini ifade etti.
Türkiye’nin MIST ekonomileri içerisinde Meksika, Endonezya ve Güney Kore ile birlikte yükselen yeni güç merkezleri arasında yer aldığına dikkat çeken Zelyurt, dolar dışı ticaret arayışlarının giderek arttığını söyledi. Enerji ticaretinde alternatif ödeme sistemlerinin geliştirilmesi gerektiğini belirten Zelyurt, bölgesel finansal iş birliklerinin de Türkiye açısından kritik öneme sahip olduğunu vurguladı.
Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerine de değinen Zelyurt, özellikle enerji güvenliği ekseninde yeni bir sürecin başlaması gerektiğini ifade etti. Avrupa’nın enerji ihtiyacının Türkiye’yi vazgeçilmez bir ülke haline getirdiğini belirten İl Başkanı, mevcut ilişkilerin artık değişmesi gerektiğini söyledi.
Zelyurt, bu noktada şu ifadeleri kullandı:
“Avrupa’nın enerji güvenliği açısından Türkiye’ye duyduğu yapısal ihtiyaç, ilişkilerin eski kalıplarla sürdürülemeyeceğini göstermektedir. Türkiye, AB ile ilişkilerinde sadece kapıda bekletilen bir ülke konumunu kabul etmemeli; aktif politika yapım süreçlerinde yer alacağı, enerji güvenliği ve bölgesel istikrar temelinde şekillenecek yeni bir çekirdek güç ortaklığı modelini gündeme getirmelidir.”
Türkiye’nin geniş bir coğrafyada etkin rol oynayabilecek bir ülke olduğunun altını çizen Zelyurt, Balkanlar, Orta Doğu, Kafkasya, Kuzey Afrika ve Orta Asya’yı kapsayan Afro-Avrasya hattında Türkiye’nin yalnızca bir transit ülke değil, aynı zamanda barışın garantörü olması gerektiğini ifade etti.
Enerji hatlarının sadece ekonomik değil, aynı zamanda diplomatik bir güç unsuru olduğuna dikkat çeken Zelyurt, “Türkiye, Kazakistan’dan Libya’ya uzanan hatta tarihî, kültürel, ekonomik ve jeopolitik birikimini enerji diplomasisiyle birleştirmelidir” diyerek bu hatların barış ve güven köprülerine dönüşmesi gerektiğini söyledi.
İl Başkanı Zelyurt, Türkiye’nin enerji merkezi haline gelebilmesi için atılması gereken adımları da detaylı şekilde paylaştı. Özellikle Hürmüz Boğazı merkezli risklere karşı alternatif güzergâhların geliştirilmesi gerektiğini belirten Zelyurt, Körfez enerji kaynaklarının farklı hatlar üzerinden Akdeniz’e ulaştırılmasının stratejik önem taşıdığını ifade etti.
Zelyurt açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Birincisi, Hürmüz Boğazı merkezli risklere karşı karasal alternatif güzergâhlar geliştirilmelidir. Körfez petrol ve gazının Suriye üzerinden Lazkiye ve Banyas limanlarına, oradan da Türkiye bağlantılı Akdeniz enerji sistemine taşınması uzun vadeli bir baypas stratejisi olarak değerlendirilmelidir.
İkincisi, enerji fiyatlarındaki oynaklığa karşı ulusal depolama kapasitesi artırılmalı, doğal gaz ve petrol arzında kaynak çeşitlendirmesi güçlendirilmelidir.
Üçüncüsü, Türkiye enerji diplomasisini teknik bir ithalat politikası olmaktan çıkarıp dış politikanın ana omurgalarından biri haline getirmelidir. Batı ile çekirdek güç ortaklığı sürdürülürken, Doğu ile çok boyutlu ekonomik entegrasyon derinleştirilmelidir.
Dördüncüsü, Türkiye enerji ticaretinde sadece geçiş ücreti kazanan bir ülke olmamalı; fiyatlama, ticaret, depolama, takas, sigorta ve finansman mekanizmalarını kuran bir enerji merkezi haline gelmelidir.”
Açıklamasının sonunda Türkiye’nin enerji politikasının sadece ekonomik değil, aynı zamanda barış odaklı bir yaklaşım taşıması gerektiğini vurgulayan Zelyurt, bu stratejinin ülkenin refahını artıracak şekilde kurgulanması gerektiğini ifade etti.
Zelyurt sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“Türkiye’nin enerji politikası, milletimizin refahını koruyan, üreticimizin maliyetlerini azaltan, cari açığı kontrol altına alan, bölgesel barışı güçlendiren ve küresel enerji akışında adaleti savunan bir stratejiye dayanmalıdır. Türkiye, Afro-Avrasya vizyonuyla sadece enerji koridoru değil, üçüncü kutbun stratejik merkezi olabilir. Bunun yolu da akılcı planlama, güçlü yönetişim, bağımsız dış politika ve millet merkezli kalkınma anlayışından geçmektedir.”