Malatya’nın kent hafızasında önemli bir yere sahip olan Yeni Cami, 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından başlayan yeniden inşa sürecinde artık son aşamaya geldi. Halk arasında “Teze Cami” olarak da bilinen tarihi yapı, tamamlanan çalışmaların ardından yeniden ibadete açılacağı günü bekliyor.
Malatya Valisi Seddar Yavuz, restorasyon sürecinde sona yaklaşan Yeni Cami’nin son görüntülerini kamuoyuyla paylaşarak tarihi mabedin yeniden şehrin siluetindeki yerini almaya hazırlandığını duyurdu.
Yıllardır Malatyalıların buluşma noktalarından biri olan Yeni Cami’nin yeniden ayağa kaldırılması, yalnızca bir ibadethanenin yeniden yapılması anlamına gelmiyor. Cami, kentin geçmişiyle bugününü buluşturan önemli yapılardan biri olarak deprem sonrası yeniden imar sürecinin de sembollerinden biri haline geldi.
“Tarihimizi ve şehir hafızamızı yeniden ihya ediyoruz”
Malatya Valisi Seddar Yavuz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Yeni Cami’nin yeniden şehre kazandırılmasının önemine dikkat çekti.
Yavuz, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
“Malatya’mızın tarihine ve manevi kimliğine tanıklık eden Yeni Cami, deprem sonrası yeniden inşa edilerek şehrimizle yeniden buluşuyor. Bizler yalnızca binalarımızı değil; tarihimizi, kültürümüzü ve şehir hafızamızı da yeniden ihya ediyoruz. Yeni Cami, Malatya’mızın yeniden ayağa kalkışının simgelerinden biri olacaktır.”
Vali Yavuz’un paylaşımı, depremde büyük yara alan Malatya’da tarihi yapıların yeniden kente kazandırılması açısından da önemli bir gelişme olarak değerlendirildi.
Yeni Cami’nin hikâyesi depremlerle şekillendi
Bugün yeniden inşa edilen Yeni Cami’nin geçmişi de Malatya’nın yaşadığı büyük felaketlerle iç içe.
Malatya halkının 19. yüzyılın ortalarında Eski Malatya’dan Aspuzu bölgesine taşınmasıyla birlikte kent merkezinde daha büyük bir camiye ihtiyaç duyuldu. Bu ihtiyaç doğrultusunda Hocazade Hacı Yusuf tarafından 1843 yılında yaptırılan cami, kısa süre içerisinde şehrin önemli dini ve sosyal merkezlerinden biri haline geldi.
Ancak tarihi yapı 1893 yılında yaşanan ve Malatyalıların “Büyük Zelzele” olarak adlandırdığı depremde ağır hasar gördü. Cami büyük ölçüde yıkılırken, dönemin yapısından geriye şerefesine kadar ayakta kalan minare kaldı.
Bu felaketin ardından şehir bir kez daha büyük bir sınavla karşı karşıya kaldı. 1895 yılında çıkan yangın, depremden geriye kalan bölümlerin de zarar görmesine neden oldu.
Yeni Cami, yaşanan bu iki büyük felaketin ardından yeniden inşa edildi. Sultan II. Abdülhamid’in desteğiyle sürdürülen çalışmalar sonucunda cami 1912 yılında yeniden ibadete açıldı. Caminin son cemaat yeri üzerindeki kubbeleri ile iki narin minaresinin ise Cumhuriyet’in ilk yıllarında eklendiği biliniyor.
Osmanlı mimarisinin Malatya’daki önemli örneklerinden biri
Muntazam sıralanmış kesme taşlarıyla dikkat çeken Yeni Cami, klasik Osmanlı mimarisinin Malatya’daki önemli örnekleri arasında yer alıyor.
Caminin harim bölümünü dört büyük fil ayağı taşıyor. Merkezi kubbe, beşik tonozlar ve yan kubbeler aracılığıyla yapının dış duvarlarına aktarılan bir taşıyıcı sisteme sahip.
Yapının iç bölümündeki ahşap işçiliği de tarihi caminin dikkat çeken özellikleri arasında bulunuyor. Ceviz ağacından yapılan minber, dönemin ahşap süsleme anlayışını yansıtan önemli unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.
Kuzey bölümündeki ana girişin iki yanında yer alan ikişer şerefeli minareler yapıya karakteristik görünümünü kazandırırken, 1893 depreminden günümüze ulaşan tarihi ilk minare de yapının doğu tarafında korunuyor.
Depremin ardından yeniden inşa süreci başladı
6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler, Malatya’daki çok sayıda tarihi yapıda olduğu gibi Yeni Cami’de de büyük hasara yol açtı. Tarihi yapı ağır hasar alarak yıkıldı.
Depremin ardından caminin yeniden şehre kazandırılması için kapsamlı bir çalışma başlatıldı. Restorasyon ve yeniden inşa sürecinde tarihi dokunun korunması, yapının özgün mimari karakterinin yaşatılması ve gelecekteki depremlere karşı daha güvenli hale getirilmesi hedeflendi.
Deprem sonrasında hazırlanan bilimsel çalışmalarda da Yeni Cami’nin yıkılmasına ilişkin teknik değerlendirmelere yer verildi. Prof. Dr. Kemal Önder Çetin ve Dr. Makbule Ilgaç koordinasyonunda, 110’dan fazla araştırmacının katkısıyla hazırlanan raporda yapının deprem performansına ilişkin çeşitli tespitler ortaya konuldu.
Raporda, yapıya sonradan eklenen payandaların çökmesi, çelik donatıların betona bağlantısını sağlayan ankrajların yetersizliği ve mevcut taş duvarların deprem yükleri karşısındaki dayanımının yetersiz kalmasının yıkım sürecinde etkili olduğu değerlendirildi.
Tarihi doku ile güvenlik bir arada ele alındı
Yeni Cami’nin yeniden ayağa kaldırılması sürecinde geçmişte yaşanan yapısal sorunların tekrarlanmaması için uzman akademisyenler ve mühendislerin kontrolünde çalışmalar yürütüldü.
Bir yandan tarihi yapının mimari özelliklerinin korunmasına özen gösterilirken diğer yandan yapının günümüz şartlarına uygun şekilde yeniden güvenli hale getirilmesi için teknik çalışmalar gerçekleştirildi.
Taş işçiliğinden mimari detaylara kadar birçok unsurda yapının geçmişteki görünümünün korunması hedeflendi.
Malatya’nın hafızası yeniden şehrin merkezinde
Restorasyon çalışmalarında gelinen son nokta, Yeni Cami’nin yeniden ibadete açılacağı günün de yaklaştığını gösteriyor.
Yüzyılı aşkın süredir Malatya’nın merkezinde kentin sosyal ve manevi hayatının önemli parçalarından biri olan tarihi cami, 6 Şubat depremlerinin ardından yeniden şehrin kalbindeki yerini almaya hazırlanıyor.
Yeni Cami’nin yeniden yükselmesi, Malatya’nın yalnızca yapılarını değil, geçmişten bugüne taşıdığı şehir kimliğini de yeniden ayağa kaldırma çabasının önemli göstergelerinden biri olarak görülüyor.
Tarihi mabedin tamamlanmasının ardından yeniden ibadete ve ziyarete açılmasıyla birlikte, yıllardır Yeni Cami ile özdeşleşen Malatyalıların da yeniden bu tarihi yapıda buluşması bekleniyor.
Bir asrı aşan geçmişinde deprem, yangın ve yeniden inşa süreçleri yaşayan Yeni Cami, bu kez 6 Şubat depremlerinin ardından yeniden doğuyor. Tarihi mabedin yeniden yükselen minareleri ve taş duvarları, Malatya’nın geçmişten geleceğe uzanan hafızasının da simgesi olmaya devam edecek.