AK Parti Malatya Milletvekili Prof. Dr. Abdurrahman Babacan, Türkiye'nin yakın tarihine ilişkin yaptığı açıklamalarla dikkat çekti. 2 Temmuz Sivas Madımak olaylarının yıl dönümünde değerlendirmelerde bulunan Babacan, 1993 yılında yaşanan birçok önemli olayın birbirinden bağımsız olmadığını savunarak, bu sürecin 28 Şubat darbe döneminin başlangıcını oluşturduğunu ifade etti. Malatyalı 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın vefatının şaibeli olduğunu dile getiren Babacan, o dönemde yaşanan siyasi, toplumsal ve ekonomik gelişmelerin Türkiye'yi istikrarsızlığa sürükleyen planlı bir sürecin parçaları olduğunu öne sürdü.
Yakın tarihin en karanlık dönemlerinden biri olarak nitelendirdiği 1993 yılına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Babacan, şu ifadeleri kullandı:
"Türkiye'nin karanlık yılları... Faili meçhuller, kurgulanan büyük ve dramatik toplumsal olaylar, körüklenen düşmanlıklar...
1993 yılı bunun en bariz, en acıtıcı ve her toplumsal kesim için en infial uyandırıcı hadiselerinin tezgaha konduğu yıldı.
8. Cumhurbaşkanımız Turgut Özal'ın şaibeli ölümü, Adnan Kahveci'nin trafik kazasında ölümü, Eşref Bitlis'in uçak kazasında ölümü, Uğur Mumcu'nun arabasına konan bombayla ölümü, Gazi Mahallesi olayları, Sivas Madımak ve üç gün sonra Erzincan Başbağlar katliamları, Güneydoğu'da olağanüstü hal koşullarının ve icra edilen zulüm pratiğinin zirveye ulaştığı yıl, yakılan ve boşaltılan köyler, faili meçhul cinayetler silsilesi, beyaz Toroslar, ülkeyi 5 Nisan kararlarına götüren ekonomik yozlaşma ve yıkım süreci...
Hepsi 1993'te yaşandı..."
Babacan, 28 Şubat sürecinin yalnızca 28 Şubat 1997 tarihinde yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısıyla sınırlı olmadığını belirterek, bu dönemin yıllar öncesinden hazırlanan bir sürecin sonucu olduğunu savundu. Türkiye'nin farklı kesimlerini etkileyen olayların aynı zaman diliminde yaşanmasının tesadüf olmadığını ifade eden Babacan, yaşananların tarihsel bir bütünlük içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Açıklamalarını sürdüren Babacan, şu değerlendirmelerde bulundu:
"1993 ile başlayan, 2001 finansal krizi ile nihayete eren bir bütüncül dönemin adıdır 28 Şubat darbe dönemi.
Bu bakımdan bu dönemi, tıpkı Türkiye'deki diğer darbe dönemlerinde olduğu gibi, bir tarihsel kesit olarak ele almak gerek. Ki bu, 28 Şubat 1997 yılındaki Milli Güvenlik Kurulu toplantısında alınan kararlardan ibaret bir olgu değil; öncesi var, sonrası var, ülkenin uçuruma sürüklendiği bilinçli bir dizayn ve tezgah var.
2 Temmuz 1993'te Sivas Madımak'ta yaşananlar da, sonrasındaki yargılama süreçlerinde açığa çıkan bilgi ve dökümanların da bize gösterdiği gibi, bu darbe sürecini tezgahlayanların ilmek ilmek ördüğü sosyolojik bir operasyon sürecinin en yakıcı ve en infial uyandırıcı olanlarındandı.
Bu büyük trajedide yaşamını yitirenlere rahmet diliyorum, Türkiye'nin yakın tarihinden bugüne çıkarılacak dersleri her toplumsal kesim için aynı ehemmiyet ve ciddiyetle ele alacağımızı bir kez daha beyan ediyorum..."
Bangsamoro Lideri ile Diplomatik Temas
Öte yandan AK Parti Malatya Milletvekili Prof. Dr. Abdurrahman Babacan, İHH İnsani Yardım Vakfı'nın ev sahipliğinde Filipinler Bangsamoro Müslümanlarının lideri Hacı Murad İbrahim ile de bir araya geldi. Görüşmede Bangsamoro seçimleri öncesindeki diplomatik temaslar, bölgesel gelişmeler ve İslam coğrafyasının güncel meseleleri ele alındı.
Babacan, görüşmeye ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Filipinler Bangsamoro Müslümanlarının lideri Sn. Hacı Murad İbrahim ile, Bangsamoro seçimleri öncesinde gerçekleştirilen diplomatik temaslar ve İslam coğrafyasının güncel meselelerini konuşmak üzere İHH İnsani Yardım Vakfı ev sahipliğinde bir araya geldik.
Oldukça verimli geçen buluşmada bölgesel gelişmeler, diplomatik süreçler ve İslam dünyasının karşı karşıya olduğu ortak sorunlar üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulunuldu.
Bu anlamlı programa ev sahipliği yapan İHH Mütevelli Heyeti Başkanvekili Sayın Hüseyin Oruç'a ve organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum."
Prof. Dr. Abdurrahman Babacan'ın yakın tarihe ilişkin yaptığı değerlendirmeler ile uluslararası temaslarına yönelik açıklamaları kamuoyunda dikkat çekerken, özellikle 1993 yılına ilişkin ortaya koyduğu görüşler, Türkiye'nin yakın siyasi tarihine dair yeniden tartışma başlatabilecek nitelikte değerlendirmeler olarak öne çıktı.