Malatya’nın Hekimhan ilçesinde Saya Madencilik tarafından işletilen altın madeni sahasının genişletilmesine yönelik projede dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Hasançelebi ve Akmağara çevresindeki maden sahasında kapasite artışı, cevher zenginleştirme tesisi ve mobil kırıcı kurulmasını kapsayan proje için hazırlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) dosyasının, Bakanlık tarafından revize edilmek üzere şirkete iade edildiği öğrenildi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bünyesindeki İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (İDK) sürecinde, 24 Eylül tarihinde dosyanın yeniden düzenlenmesi amacıyla iade edildiği belirtildi. ÇED dosyasının revizyon için geri gönderilmesi, uzun süredir maden projesiyle ilgili tartışmaların yaşandığı Hekimhan’da gözleri yeniden sürecin bundan sonraki aşamalarına çevirdi.
Maden sahası yaklaşık 10 kat büyütülmek isteniyor
Projeyle ilgili kamuoyuna yansıyan bilgilerde en çok dikkat çeken ayrıntı, maden sahası için öngörülen genişlemenin boyutu oldu. Mevcut 71,4 hektarlık ÇED alanının yaklaşık 730 hektara çıkarılması planlanıyor. Bu da proje alanının yaklaşık 10 kat büyütülmesi anlamına geliyor.
Kapasite artışının yanı sıra cevher zenginleştirme tesisi ve mobil kırıcı kurulmasının da öngörüldüğü proje, bölgedeki doğal kaynaklar ve yaşam alanları üzerindeki olası etkileri nedeniyle tartışma konusu olmaya devam ediyor. Bölge halkı, maden faaliyetlerinin genişlemesinin su kaynakları, tarım arazileri, hayvancılık ve kırsal yaşam üzerindeki olası sonuçlarından endişe duyuyor. Projenin yalnızca maden sahasının bulunduğu alanla sınırlı kalmayabileceğini düşünen vatandaşlar, çevresel etkilerin kapsamlı biçimde değerlendirilmesini istiyor.
“Altın olmadan yaşarız, ekmek, su olmadan yaşayamayız”
Hekimhan’da maden projesine yönelik itirazlar yeni değil. 2025 yılında Akmağara’da gerçekleştirilen ÇED toplantısında bölge sakinleri, altın madenciliğinde kullanılacağı belirtilen yöntemlerin çevre ve su kaynakları açısından risk oluşturabileceği yönündeki kaygılarını dile getirmişti.
Toplantıda söz alan vatandaşlar, geçim kaynaklarının ve doğal yaşamın korunması gerektiğini vurgulayarak projeye tepki göstermişti. Bir mahalle muhtarının, “Altın olmadan yaşarız, ekmek, su olmadan yaşayamayız” sözleri de tartışmanın en dikkat çeken ifadelerinden biri olarak kamuoyuna yansımıştı.
Bölge sakinlerinin itirazlarının merkezinde, su kaynaklarının korunması ve tarımsal üretimin geleceği bulunuyor. Hayvancılıkla ve tarımla geçimini sağlayan vatandaşlar açısından toprağın ve suyun korunması, maden projesinin ekonomik boyutu kadar önemli bir mesele olarak öne çıkıyor.
Malatya Çevre Platformu da tepki göstermişti
Projeyle ilgili kaygılar yalnızca bölge sakinlerinin açıklamalarıyla sınırlı kalmadı. Malatya Çevre Platformu da eylül ayında yaptığı açıklamada, projenin etkilerinin yalnızca Hekimhan’la sınırlı değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Platform, su, toprak ve tarımsal üretim üzerindeki olası etkiler konusunda endişelerini dile getirirken, maden sahasının genişletilmesinin daha geniş bir bölgeyi ilgilendiren çevresel sonuçlar doğurabileceği yönündeki değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaştı.
Bölgedeki tartışmalar sürerken, ÇED dosyasının revizyon için iade edilmesi de projenin çevresel etkilerine ilişkin değerlendirmelerin yeniden gündeme gelmesine neden oldu.
Köylülerden şirkete tepki: “Toprağımızı vermiyoruz, maden istemiyoruz”
Saya Madencilik’in Hekimhan’daki projesine yönelik tepkiler, ÇED toplantılarında yapılan itirazlarla da sınırlı kalmadı. Eylül ayında şirket yetkililerinin Akmağara’da arazi satın almak amacıyla gerçekleştirmek istediği görüşme sırasında da bölge sakinlerinin tepkisiyle karşılaştığı öğrenildi.
Köylüler, topraklarını madencilik faaliyetleri kapsamında devretmek istemediklerini belirterek projeye karşı çıktı. Vatandaşların, “Toprağımızı vermiyoruz, maden istemiyoruz” ifadeleriyle tepkilerini dile getirdiği ve şirket yetkililerinin köyden ayrılmasını sağladığı belirtildi. Yaşanan bu gelişme, maden projesine karşı bölgedeki itirazların yalnızca çevresel kaygılarla sınırlı olmadığını da ortaya koydu. Topraklarını ve yaşam alanlarını korumak isteyen vatandaşlar, projenin geleceği konusunda söz sahibi olmak istediklerini ortaya koyarken, maden sahasının büyütülmesine yönelik planlamaya karşı tepkilerini sürdürüyor.
Vatandaşlar ve belediye başkanı projeye karşı
Hekimhan’daki maden projesiyle ilgili tartışmalarda bölge halkının itirazlarının yanı sıra belediye başkanının da projeye karşı olduğu belirtiliyor. Böylece kapasite artışı planı, yalnızca teknik bir ÇED süreci olmaktan çıkarak ilçenin geleceği, doğal kaynakları ve kırsal yaşamın korunması açısından da önemli bir gündem maddesi haline geliyor.
Maden sahasının yaklaşık 10 kat genişletilmesinin planlanması, bölgedeki çevresel kaygıları artırırken vatandaşların itirazları da devam ediyor. Özellikle su kaynakları, tarım alanları ve hayvancılık üzerindeki olası etkilerin nasıl değerlendirileceği, sürecin en önemli başlıkları arasında yer alıyor.
ÇED dosyası iade edildi, süreç sona ermedi
Bakanlığın ÇED dosyasını revizyon amacıyla şirkete iade etmesi, altın madeni projesinin iptal edildiği anlamına gelmiyor. Şirketin, talep edilen düzenlemeleri ve eksiklikleri gidererek dosyayı yeniden sunması halinde ÇED sürecinin devam etmesi mümkün olacak.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde hazırlanacak yeni dosyanın içeriği büyük önem taşıyor. Revizyon kapsamında hangi eksikliklerin giderileceği, projede herhangi bir değişiklik yapılıp yapılmayacağı ve çevresel etkilerin nasıl ele alınacağı, sürecin seyrini belirleyecek konular arasında bulunuyor. Hekimhan’da ise gözler hem şirketin yeniden hazırlayacağı ÇED dosyasına hem de Bakanlığın bundan sonraki değerlendirmelerine çevrilmiş durumda. Bir tarafta maden sahasının genişletilmesine yönelik planlama, diğer tarafta toprağının, suyunun ve yaşam alanlarının korunmasını isteyen vatandaşların itirazları bulunuyor.
Hekimhan’daki altın madeni projesinin geleceği, revize edilecek ÇED dosyasının yeniden değerlendirilmesiyle netleşecek. Ancak dosyanın iade edilmesiyle birlikte tartışmalar sona ermiş değil; aksine, yaklaşık 10 katlık kapasite artışı planı ve bölge halkının tepkileri, projenin önümüzdeki dönemde de Malatya’nın önemli gündem başlıklarından biri olacağını gösteriyor.