Malatya’da Tartışma Yaratan Sözler: ‘Çocuklar Tanrı, Anne-Babalar Köle oldu!’

Prof. Dr. Abdurrahman Ateş’in eğitim ve toplum üzerine uzun açıklamaları Malatya’da tartışma yarattı, sözler gündem oldu.

Manşet - 25-04-2026 11:50

Kenan Kaya ( Özel Haber) -Malatya’da daha önce yaptığı açıklamalarla kamuoyunda tartışma konusu olan İnönü Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Abdurrahman Ateş, bu kez eğitim sistemi, aile yapısı ve toplumsal dönüşüm üzerine yaptığı uzun değerlendirmelerle yeniden gündeme geldi.

Devlet üniversitesinde görev yapan ve kamu maaşı alan bir akademisyen olması nedeniyle de farklı çevrelerde eleştirilere konu olan Ateş, Malatya’da düzenlenen “Gazze ve Temsiliyet” programında yaptığı konuşmada hem Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırısına hem de eğitim sistemine ilişkin kapsamlı açıklamalarda bulundu.

Konuşmasının başında aile yapısı ve çocuk eğitimi üzerinden başlayan değerlendirmelerinde Ateş şu ifadeleri kullandı:

“Şu anda aileyle alakalı, çocuk eğitimiyle alakalı bütün bunların ciddiyetle yeniden düşünülmesi gerekiyor. Yıllardır aynı şeyi söylemeye devam edeceğiz. Temel problem bu. Bunu ihmal ettiğimiz sürece de değerlerimizi ayakta tutma imkânımız yok. Değerler ayakta tutulmayınca da büyük küçük yoktur, saygı sevgi yoktur, merhamet olmayacaktır. Dolayısıyla bir kaosun, anarşinin, buhranın egemen olduğu bir toplum örneği karşımıza çıkacaktır. Hafta içinde yaşadığımız olayların hepsinin göstergesidir. Hiç kimsenin bunu dizilere, filmlere, dijital mecralara bağlamasına gerek yok. Ben açıkça söyleyeyim. Bu sadece topu taca atmaktan ibaret. Herkes kendince bunu söyleyebilir. Dün de filmler vardı. Her dönemin kendine göre filmleri, fırıldakları, dizileri vardır. Her dönemin kendine göre saptırıcı unsurları vardır.”

Ateş konuşmasının devamında toplumsal dönüşümdeki kırılmaya dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

“Ama dün ile bugünün en önemli farkı ne, biliyor musunuz? Çocuklar Tanrı’dır. Anne babalar da o Tanrı’nın kulları ve köleleridir. Bunu değiştirmediğimiz sürece de bu kıyamet kopmaya devam eder.”

Bu sözlerinin ardından dini referanslara geçen Ateş, Cibril hadisi üzerinden kıyamet kavramını anlatarak konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

“Allah Resulü’nün bir hadisiyle bunu ifade edeyim. Değerleri ayakta tutmayla alakalı kıyametin ne zaman olduğunu sorduğu zaman Cibril, kendisine insan suretine gelmişti. Cibril hadisinde, ‘Kıyamet ne zaman?’ diye sordu. ‘Sen benden daha iyi bilirsin.’ Soran, sorulandan daha iyi bilir anlamında bunu söyledi. Sonra alametlerini söyledi. Yalın ayak, sırtı çıplak çobanların bina yapma yarışına girdikleri zaman kıyameti bekle. İkinci olarak da cariyeler efendilerini doğurduğu zaman diye tercüme edilen bir cümle var orada: ‘Cariyeler efendilerini doğurduğu zaman kıyameti bekle.’ Bunun anlamı şudur aslında: Çocuklar anne babalarına cariye ve köle muamelesi yaptıkları zaman kıyameti bekle.”

Konuşmasının devamında yaşanan toplumsal değişimi “kıyamet” kavramı üzerinden yorumlayan Ateş, şu ifadeleri kullandı:

“Çocuklar anne babalarına cariye ve köle muamelesi yaptıkları zaman kıyameti bekleyin. Ve şu anda bu kıyameti yaşıyoruz. Hiç şaşırmaya gerek yok. Bu kadar ahlaksızlığın, bu kadar hayasızlığın, bu kadar din düşmanlığının, dini ve dinî değerleri itibarsızlaştırmanın yaşandığı bir toplumda çok daha büyük şeylerin olması son derece doğaldır. Ben hiç şaşırmam, daha büyük felaketlerin de gelmesi yine beni şaşırmaz doğrusu. Çünkü bu yapı bunu gerektirir.”

Ateş, kıyamet kavramını yalnızca fiziksel bir son değil, toplumsal düzenin çöküşü olarak değerlendirdiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kıyamet dediğimiz zaman sadece güneşin kararması, yıldızların dağılması, güneşin sönmesi değil ki. Mesela kıyametin kopması, toplumda toplumun tamamen çökmesi anlamındadır. Kimsenin kimseye emin olmaması anlamındadır. Dolayısıyla böyle bir yapı, değerlerin tamamen aşınmasıyla, aşındırılmasıyla alakalıdır. Hak Rabbimizdendir. Hakikat üzere olmak adına neye mal olursa olsun savunmak lazım, ona talip olmak lazım. Başkalarının ne diyeceğini dikkate almadan, yani kınayıcının kınamasına bakmadan Allah’ın ifadesiyle bu hakikatleri sahipsiz bir şekilde savunmak, Müslümanca tavır bunu gerektirir.”

Konuşmasının ikinci bölümünde Gazze üzerinden eğitim sistemine değinen Ateş, Gazze’yi örnek göstererek şu ifadeleri kullandı:

“Gazze gelecek için, direniş için, bir nesil yetiştirmenin modeli oldu. Kardeşler, gelecek neslinizin dirençli olmasını mı istiyorsunuz? Allah’ın razı olduğu bir ümmet bilincine sahip olmasını mı istiyorsunuz? Gazze’nin eğitim modelini lütfen öğrenin. Gazze’nin eğitim modelini öğrenin de 8 yaşındaki çocuğun duruşu, direnişi, tevekkülü, azmi, düşmana meydan okuması ve korku salması 80’lik dedesi gibi nasıl olabiliyor bunu Allah aşkına görün.”

Ateş, mevcut eğitim sistemine yönelik eleştirilerini de şu sözlerle sürdürdü:

“Sizin seküler eğitim sisteminizle sittin sene uğraşsanız böyle azimli bir nesil yetiştirmeyeceksiniz. Babasını öldüren, annesini öldürmekten çekinmeyen, sınıf arkadaşlarını öldürebilecek kadar canileşenlerin bu eğitim sisteminden çıkması kadar normal bir şey yok.”

Konuşmasının son bölümünde modern eğitim araçlarını da eleştiren Ateş, şu ifadeleri kullandı:

“Neslin inşası için modern eğitim araçlarının tek başına yeterli olmadığını dile getiren Ateş, ‘Gelecek nesille alakalı bir şey inşa etmeye çalışacaksanız, Gazze’nin eğitim modelini bir merak edin. Gazzeli kardeşlerimizden öğrenin. Gazzeliler bir sonraki neslin nasıl olması gerektiğini ve nasıl bir tedbir alınması gerektiğini öğrettiler. Dün ‘çocuk’ denilenler, artık direniş bitti denilen bir zeminde İsrail’in şerefini, onurunu yerle bir eden 25 yıl önceki çocuklardı. O hengamede bunlar nasıl yetiştiler? Yıkıntılar arasında, yağmurun altında, açlığın içerisinde… Hiçbir şey yok. Dağ başında okulların yollarını kapatmışlar. Okul dediysek çadırımsı okullar… Bir sınav yapıyor, başlarında hocası; her biri bir taşın üzerinde oturmuş, dönem sınavlarını yaptırıyor. Gazze’nin çocukları böyle yetişiyor. Akıllı tahtalarla adam olmuyor. Tabletlerle adam çıkmıyor. Vahyin merkeze alınmadığı bir eğitim, caminin merkeze alınmadığı bir eğitim, kulluğun merkeze alınmadığı bir eğitim beyhude bir çabadan ibarettir. Gazze bize bunu çok net bir şekilde hatırlattı’ dedi.”

Prof. Dr. Abdurrahman Ateş’in açıklamaları kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, konuşma özellikle eğitim sistemi ve toplumsal yapı üzerine yeni tartışmaları da beraberinde getirdi.

Günün Diğer Haberleri