Şavata açtı ağzını yumdu gözünü: “Gülten Kaya’ya tazminat davası açacağız!”

Yargıtay’ın bozma kararıyla yeniden gündeme gelen İki Gözüm Ahmet filmiyle ilgili konuşan Şavata, “Bugünden sonra hakkımızı her türlü arayacağız” dedi.

Manşet - 28-10-2026 18:56

Ahmet Kaya’nın hayatını konu alan İki Gözüm Ahmet filmi, Yargıtay’ın bozma kararıyla yeniden yargı gündemine gelirken filmin yapımcısı ve yönetmeni Gani Rüzgar Şavata sessizliğini bozdu. Malatya Kalite Haber’e özel açıklamalarda bulunan Şavata, Gülten Kaya’nın kendilerini kandırdığını ve para için Ahmet Kaya’nın kullanıldığını ileri sürdü. Şavata, Gülten Kaya’ya tazminat davası açacaklarını duyurdu.

Filmin çalışmalarına 2014 yılında başladıklarını belirten Şavata, yaşanan hukuki süreçler nedeniyle milyonlarca dolarlık zarara uğradıklarını savundu. Daha önce Ahmet Kaya’ya duydukları saygı nedeniyle tazminat davası açmaktan vazgeçtiklerini söyleyen Şavata, bundan sonra haklarını hukuki yollarla arayacaklarını ifade etti. Şavata, Malatya Kalite Haber’e yaptığı özel açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Biz 2020 yılında bu filme başlamadık. Biz 2014 yılından beri çalışmalar yaptık. Gülten Hanım'la konuşmalar yaptık. Biz bu filmi beraber çekeceğiz diye yol aldık. Sonra Gülten Hanım bizden başkasıyla filmi yapmaya kalktı. Daha doğrusu bizi aldattı.

Biz de nitekim 2021 yılında bu filmin çalışmasına başladık ve Ahmet Kaya'nın ölümünden 25 yıl, yani 20 yıl geçmişti. Biz ne ailesinin rencide edici, ne ailesinin hayat hikâyesini hiçbir filmde kullanmadık. Hele de Gülten'i hiç kullanmadık. Ama Gülten orada bir gazeteci, bir avukatı bile bu benim hayatım diye başladı. Oysa bu avukat, daha Ahmet Kaya bırakın Gülten Hanım, Emine Hanım'la bile evlenmemişti. Orada eski sembolik bir lise aşkı vardı, bir devrince aşkı vardı ve bunu da yıllar önce de Ahmet Kaya bize anlatmıştı.

Biz o doğru yola çıktık. Artı Ahmet Kaya'nın hiçbir hak hukukunu çiğnemedik. Ahmet Kaya'ya ait olan hiçbir müziği kullanmadık, sesi kullanmadık. Biz anonim türküler ile yola çıktık ve milyon dolar şu an paralar harcandı. Filmin vizyona gireceği gün mahkeme, İstinaf Mahkemesi durdurdular. Sonra üç defa mahkeme oldu, üçüncüde biz kazandık. Gülten burada haksızdı.

En sonunda da Gülten'le konuştuğumuzda, Çünkü Gülten hanıma gitmişler, ‘Şavata abi arkadaşları sana büyük tazminat açacaklar, sana büyük bir külfet gelecek, zararı sen ödeyeceksin. Çünkü sen bu filmi durdurdun.’ Demişler. Oda bizden helallik istedi. Kendisi emanetimiz diye tazminat davası açmadık. En sonunda pandemide vizyona girdi. Pandemiden sonra sinemalar kapandı. Ancak hem Türkiye'de hem Avrupa'da oynadı ve elde edilen gelirin hiçbiri bir şeye yaramadı ve büyük bir zarar oldu ve bu zararı sen de çıkacaksın, sen biliyordun. Ve bizzat da Şavata abi konuştunuz telefonda ve bizzat ben dedim ki bacımızsınız bizim emanetimiz asla. Birinci ağızdan duyun, biz sizinle hiçbir mahkeme olmayacağız, sizden hiçbir tazminat istemeyeceğiz dedim. Ve bu da gerek telefonlarda gerek başka şeylerde kayıttadır.

Gülten Hanım kendisi bilir. Ve hatta Gülten Hanım filmi bana getirdi. Biz beraber yayına koyalım. Dedim tamam getireyim, isterse bir proje yapalım, isterse okul açalım, isterse her köye bir Ahmet Kaya adına çeşme yapalım. Bunları da önerdik. Orta yol bulamadık ve film vizyona girdi. Pandemiye denk geldi. Biz de sağda solda söylenenlere karşı ‘Şavata ve arkadaşları bu filmi para için yaptılar’ diye demesinler diye, pandemide filmi vizyona koyduk. Ne yazık ki Sayın Cumhurbaşkanı çarşamba günü sinemaları kapattılar. Yani dört gün sonra belki de üç gün kaldı. Sonra tekrar birer vizyonda oldu ama hiçbir netice elde edilmedi. Velhasıl bizim burada kaybımız büyük bir maddi büyük düzeyde hâlâ onun borcuyla uğraşıyoruz.

Ve artı biz mahkeme, filmi durduracak Kültür Bakanlığı bize eser işletme vermedi. Defalarca başvurduk, Kültür Bakanlığı'na gittik, Kültür Bakanlığı'na. Ancak dediler ki mahkeme sonuçlansın. Mahkemeyi kazanırsanız bizde eser işletmeyi veririz. Biz de mahkeme kazandı, mahkeme sonuçlandı. Mahkemenin sonucunu götürdüm Kültür Bakanlığı'na başvurdum ve eser işletme izni aldım. Ve hiçbir sakınca olmadan, hiçbir engel olmadan yaş sınırında mars yapım filmi vizyona koyduk. Ancak dediğim gibi pandemiye denk geldi. Şimdi burada tekrar beş sene sonra bu davanın görülmesi, mahkemenin bozulması o zaman Kültür Bakanlığı'na çelişiriz. Gülten Hanım buyursun Kültür Bakanlığı orada Kültür Bakanlığı davayı açsınlar. Bizim zarar ziyanımız ne olacak? Ama bu saatten sonra biz bu zarar ziyanın da mücadelesini vereceğiz. Biz de mahkemeye davamızı tekrar açacağız, tazminat isteyeceğiz.

Ben burada yandaş medyaya sesleniyorum. Lütfen adalet bulun, doğru karar verin, doğru yazın. Hep Gülten, Gülten, Gülten deyip durmayın. Burada mağdur olan diğer bizler varız. Sonra Ahmet Kaya, Gülten'e ait biri değil. Emine Hanım var, Emine Hanım kızı Çiğdem var, abisi Mustafa vardı. Abisi Mustafa da bu işin içindeydi rahmetli. Sonra Emine'nin kızı Melis bile bu davaya karşıydı. Gülten önce bunlara baksın. Sonra avukatları, her mahkemede benden özür dilediler. Bunu böyle bilin, böyle görün, böyle yazın, böyle düşünün.

Ve ayrıca bu film yalnız bizimle kalmadı. Başka şirketler de bu filmi yaptırır, Ahmet'in türküsü diye. O da aynen yıllar sonra mahkeme sonuçlandı, eser işletme aldı. Onlar da vizyona koydular. Herhalde kişisel olarak bize karşı alıp dava açtığına göre, bilmiyorum. Ahmet'in türküsüne dava açılıyor mu veyahut da ister mahkeme bunu da bozuyor mu? Şimdi önce oradan başlasınlar. Asıl aile haklarını falan çiğneyen Ahmet'in türküsü benim film değil.”

Günün Diğer Haberleri