Malatya Kalite Haber |  Tarafsız Malatya Haberleri |
HV
07 ŞUBAT Cumartesi 16:38

“ABD, Orta Doğu’da İsrail Güvenliği ile Bölgesel İstikrar Arasında Sıkıştı”

 Abdurrahman Babacan, ABD’nin Orta Doğu politikasının İsrail’in güvenliği ve İran’ın vekil güçlerinin tasfiyesi ekseninde şekillendiğini söyledi.

Siyaset
Giriş Tarihi : 02-02-2026 09:26
“ABD, Orta Doğu’da İsrail Güvenliği ile Bölgesel İstikrar Arasında Sıkıştı”

AK Parti Malatya Milletvekili Abdurrahman Babacan, CNN Türk’te katıldığı canlı yayında ABD’nin Orta Doğu’ya yönelik yeni dönem stratejisini, küresel güç dengeleri ve İran merkezli gelişmeler üzerinden kapsamlı biçimde değerlendirdi.

Babacan, Amerika’nın önümüzdeki dönemde Orta Doğu bağlamında nasıl bir politika seti izleyeceğinin kritik bir soru olduğunu belirterek, ABD dış politikasının bu bölgede iki ana unsur üzerine inşa edildiğini ifade etti. Bu unsurlardan ilkinin, Amerikan dış politikasının vazgeçmeyeceği temel başlık olan İsrail’in güvenliği olduğunu vurguladı.

İsrail’in özellikle 7 Ekim’den bu yana uluslararası kamuoyunda “soykırımcı devlet” olarak kodlanmasının, Washington açısından ciddi bir maliyet ve sorumluluk alanı oluşturduğunu belirten Babacan, İsrail’in kendi eylemleri nedeniyle yaşamsal güvenliğinin daha riskli ve kırılgan bir sürece girdiğine dikkat çekti. Babacan, her ne kadar uluslararası hukuk ve kurumlar nezdinde şu ana kadar ciddi bir yaptırım uygulanmamış olsa da bu durumun her zaman böyle devam etmeyeceğinin altını çizdi.

ABD’nin, her koşulda korumayı taahhüt ettiği İsrail’in artık daha maliyetli, daha problemli ve daha fazla taviz gerektiren bir başlık haline geldiğinin Washington tarafından da görüldüğünü söyleyen Babacan, bu nedenle Amerika’nın İsrail’e kalkan olma, mevcut işgal alanlarını koruma ve tahkim etme, İbrahim Anlaşmaları’nın kapsamını İsrail lehine genişletme yönünde bir politika izlediğini dile getirdi.

Babacan’a göre ABD’nin ikinci ana başlığı ise, İsrail’in bölgeyi istikrarsızlaştıran tüm hamlelerine rağmen kendi nüfus ve etki alanı içerisinde bir istikrar oluşturma ihtiyacı. Bu başlığın, birinci maddeyle zaman zaman çelişen bir yön taşıdığını belirten Babacan, Amerika’nın bu nedenle İran’a karşı son derece sert ve yoğun bir “boğma politikası” uyguladığını ifade etti.

ABD’nin temel hedefinin, İran’ın Hizbullah, Husiler ve benzeri vekâlet güçleri üzerinden kurduğu bölgesel etki ağını dağıtmak olduğunu söyleyen Babacan, bu yapıların Irak, Suriye ve Türkiye coğrafyasına kadar uzanan istikrarsızlaştırıcı etkiler ürettiğini vurguladı. Washington’un ajandasında, İran’ın bölgedeki vekil güçlerinden tamamen arındırılmış bir Orta Doğu dizaynı bulunduğunu kaydetti.

İran’ın son dönemde Çin ve Rusya ile derinleşen ilişkilerine de değinen Babacan, özellikle Haziran 2025’te yaşanan ve 12 gün süren savaşın ardından Tahran’ın belirgin biçimde yeniden Doğu’ya yöneldiğini ifade etti. Eylül ayında Çin’e yapılan ziyarette 400 milyar dolarlık kapsamlı anlaşmanın yeniden teyit edildiğini hatırlatan Babacan, İran petrolünün yaklaşık yüzde 90’ının Çin’e yöneldiğini söyledi.

Rusya ile ilişkilerde de yeni bir dönemin başladığını belirten Babacan, Ekim ayında kapsamlı stratejik ortaklık anlaşmalarının yürürlüğe girdiğini, 2026-2028 istişare programının hayata geçirildiğini ve bu sürecin askeri iş birliği başta olmak üzere birçok alt başlık içerdiğini dile getirdi.

Babacan, Ukrayna savaşı nedeniyle ciddi kan kaybı yaşayan Rusya ile, son dönemde bölgesel nüfus gücü anlamında zayıflayan İran’ın bu iş birliklerinin sınırları ve riskleri bulunduğunu da vurguladı. Buna rağmen ABD’nin hem nükleer program hem de balistik füze meselesini masaya güçlü biçimde koyduğunu belirten Babacan, Washington’un İran’ı bu alanlardan vazgeçirmeye yönelik bir müzakere ve diplomasi süreci yürütmeye hazırlandığını söyledi.

Babacan, “ABD hem nükleer meselede hem balistik füze programında büyük bir şokun neticesi olarak bu başlıkları masaya koydu. İran’ı vazgeçirmeye çalışacaklar. Bunun nasıl sonuçlanacağını müzakere ve diplomasi gösterecek” ifadelerini kullandı.

AdminAdmin

Yönetici

YORUMLAR