Başkan Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, 2022 yılı cirosu 2,5 milyon TL’nin altında olan mükellefler için geçerli olan mücbir sebep uygulamasının bitimine yalnızca birkaç gün kaldığını belirterek, “Malatya’nın ekonomik gerçekleri ortada. Bu şartlarda mücbir sebep halinin sona ermesi mümkün değildir” ifadelerini kullandı.
“34 Ay Geçti, 4 Binden Fazla Esnaf Hâlâ Konteynerde”
Depremin üzerinden 34 ay geçmesine rağmen Malatya’nın ticari hayatının hâlâ normale dönemediğini vurgulayan Başkan Sadıkoğlu, esnafın içinde bulunduğu zorlu tabloyu şu sözlerle anlattı:

“6 Şubat asrın felaketinin üzerinden 34 ay geçti. Depremden büyük yaralar alan Malatya’mızda hâlâ 4 binden fazla esnafımız 21 metrekarelik konteynerlerde ayakta kalma mücadelesi veriyor. Birçoğu siftah dahi yapamadan kepenk kapatıyor. Binlercesi ay sonunda bir asgari ücret kadar dahi kazanç sağlayamıyor.”
“Vergi ve Prim Borçlarını Ödemeleri Mümkün Değil”
Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, 5 kez uzatılan mücbir sebep halinin sona ermesiyle birlikte esnafın bir anda vergi ve prim yükü altında kalacağını belirtti:
“Birkaç gün içinde bu süre de sona erecek. Vergi ve prim borçları ile karşı karşıya kalacak esnafımızın bu borçları ödeyebilecek durumu yok. İlk günden bu yana mücbir sebep süresinin iş yerleri tamamen teslim edilene kadar devam etmesini savunduk ve yine aynı söylemi tekrarlıyoruz.”

“Yeni İş Yerleri Teslim Edilene Kadar Devam Etmeli”
Kent genelinde inşaatları tamamlanan yeni iş yerlerinin henüz teslim edilmediğine dikkat çeken MTSO Başkanı, sürecin bitmemesi gerektiğini bir kez daha vurguladı:
“Tamamlanan iş yerleri teslim edilip, konteynerlerdeki firmalarımız yeni iş yerlerinde faaliyete geçene kadar mücbir sebep devam etmeli. Aksi hâlde Malatya’da ekonomik çarklar daha da ağırlaşacak, ayakta durmaya çalışan küçük işletmeler bir bir kapanacaktır.”
Esnafın Beklentisi: ‘Süre Uzatılsın’
Malatya’da Kentte özellikle küçük işletmelerin ekonomik baskı nedeniyle zor günler yaşadığına dikkat çeken Sadıkoğlu, hükümetten beklentiyi şöyle özetledi:
“Malatya’nın içinde bulunduğu koşullar göz önüne alındığında, bu sürecin uzatılması bir tercih değil zorunluluktur.”
