Malatya Kalite Haber |  Tarafsız Malatya Haberleri |
HV
14 NİSAN Salı 15:04

“Barış Mücadelesinde Yorulmuyorum” – Şavata Bahçeli’yi Ziyaret Etti

Malatyalı yönetmen Gani Rüzgar Şavata, Devlet Bahçeli ile barış süreci, sinema ve Ortadoğu meselelerini yaklaşık 40 dakika görüştü.

Manşet
Giriş Tarihi : 05-03-2026 16:27   Güncelleme : 05-03-2026 16:55
“Barış Mücadelesinde Yorulmuyorum” – Şavata Bahçeli’yi Ziyaret Etti

Kenan Kaya ( Özel Haber) - Malatyalı Kürt yönetmen ve aktör Gani Rüzgar Şavata, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin daveti üzerine yaklaşık 40 dakika süren bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede Türkiye’nin sorunları, Ortadoğu’daki gelişmeler, Türk sineması ve televizyon dizilerindeki eksiklikler konuşuldu. Şavata, görüşmenin detaylarını Malatya Kalita Haber’e anlattı.

“Burada cesur adamı bir daha tutmak istiyorum. Barışa meşale yakan Sayın Devlet Bahçeli’yi kendi makamında beni ağırladı ve misafir ettiler. Ülkenin sorunlarını, Ortadoğu’nun sorunlarını bir bir masaya yatırdılar. Onu hayranlıkla dinledim. Bana cesaretimden dolayı tebrikleri sundu, ‘Senin de böyle olduğunu, dilini aklı biliyorum, sizleri tanıyorum, ailenizi tanıyorum’ demesi beni daha da mesut etti.”

Görüşmede Şavata, kendi filmleri üzerinden de konuşma fırsatı bulduğunu aktardı:

“Barışa aday olan Ses ve Kader filminin tanıtımlarını izlettik. Film de kendilerini taktim ettik. Evinde izleyeceklerini söylediler. Kendileri şunları bir bir söylediler: ‘Beni devamlı oturumlarda, ekranlarda izliyorsunuz. Ben o sözlerin hepsinin arkasındayım. Barış meselesini yapmışız. Ebedi olacak, ebedi kalacak. Hele de benim bir deyimim vardı: Biz hep et ve tırnak değil, biz et ve kemir deriz.’ Özür için taşının hep ‘biz et ve tırnak, biz Kürtlere tırnak görüp kesip attığını’ söylememde bizzat hemen kendisi, ‘Evet, biz et ve kemiriz. Biz et ve tırnak asla olamayız’ dediler.”

Sanat ve barış üzerine görüşlerini de aktaran Şavata, Bahçeli’nin kendisine cesaret verdiğini söyledi:

“Beni bir daha yüreğime su seripti. Kendilerini anlattım. Benim Erbil'de de, bölgede de çalışmalarım olduğunu, film çekimleri yaptığımı, ben de bir sanatçı olarak barışa aday olduğumu, elimden gelen görevi inşa ettiğimi söyledim. Çok memnun kaldılar ve hep ‘Bana devamlı gel’ dediler. Hatta, ‘Randevu almadan bir telefon etmenize yeterlidir, sizleri bekliyoruz, sanatçıları bekliyoruz’ dediler. Türkiye’de sinema olmazsa olmaz dediler. Ekranların kirliğinden bahsettim. Bizzat ben sanat camiasının problemlerini anlattım. ‘En fikiriz’ dediler. ‘Ne tarihi filmlerimiz, ne ekranlardaki diziler bizi asla ve asla anlatmıyor. Sizin gibi sanatçılara, sizin gibi yönetmenlere, sizin yaptıklarınıza ihtiyacımız var’ dediler. Kendilerine bizzat ben TRT’nin bana görev vermesini istedim. ‘TRT değil, TRT’nin devlet televizyonu bize ihtiyacı var’ dedim. ‘Çok doğru bir tespit, gerekeni neyse yapacağız. Sizi bekliyoruz’ dediler. Bize tesbih hediye ettiler.”

Şavata, barış sürecine ve adalete dair görüşlerini de aktardı:

“Adalet tecelli olacak, adalet yerine olacak, dediler. Elinden gelen her şeyi yapıyorsun. Zaten buna şahitsin, biliyorsunuz, dediler. Kendilerini sağlığıyla ilgili zaten, belki zaten söyledim. Çok iyi gördüm sizi. Sağolunuz, maşallah yerindedir, dedim. İnşallah önleriniz bu ülke için çok güzel, doğru olacak, dedim. Sağlıklı olacak, dedim. Ülkenin sizin gibi insanlara, sivil idareye ihtiyacı var, dedim.”

Şavata, barış sürecindeki kararlılığını şöyle dile getirdi:

“Ben bu barış sürecindeki mücadelede yorulmuyorum, yılmıyorum. Ömrümün yettiğince de mücadele edeceğim ve bu ülkeye barışı getireceğim, dedi.  Birlikte çok şeyler konuştuk, ben de sorular sordum. İşte Selahattin Demirtaş’ın ve arkadaşlarının cezaevinden bir an evvel bırakılmasını, belediye başkanlarının tekrar göreve dönmelerini istedim, kendisi de ben de destekliyorum dedi. Zaten konuşmalarımıza duyuyorsunuz, hep bunları söylüyorum. Söylemeye devam edeceğiz, inşallah. Adalet, hak, hukuk yerini bulacak. Ülkemiz güzel günleri bekliyor, ama maalesef bu ortada, dedik. Bizim elimiz kolumuzu bağlıyoruz, dedik. Biz bundan da kurtulacağız. Cesaretle hep barış; ülkede barış, yurtta barış, dünyada barış. Biz bununla doğduk, bununla yaşadık, bununla da öleceğiz, dediler.”

Gani Rüzgar Şavata’nın tam açıklama metni:

“Burada cesur adamları bir daha tuklamak istiyorum. Barışa meşale yakan Sayın Devlet Bahçeli beni kendi makamında ağırladılar, misafir ettiler. Ülkenin sorunlarını, Ortadoğu’nun sorunlarını bir bir masaya yatırdılar. Onu hayranlıkla dinledim. Bana cesaretten dolayı tebriklerimi sunduğunda, “Senin de böyle olduğunu, dilini aklı biliyorum, sizleri tanıyorum, ailenizi tanıyorum” demesi beni daha da mesut etti. Barışa adam olan ses ve kader filminin tanıtımlarını birlikte izlettik. Film de kendilerini taktim ettik. Bizzat evde izleyeceklerini söylediler. Kendileri şunları bir bir söylediler: “Beni devamlı oturumlarda, ekranlarda izliyorsunuz. Ben o sözlerin hepsinin arkasındayım. Barış meselesini yapmışız. Ebedi olacak, ebedi kalacak. Hele de benim bir deyimim vardı: Biz hep et ve tırnak değil, biz et ve kemir deriz.” Özür için taşının hep “biz et ve tırnak, biz Kürtlere tırnak görüp kesip attığını” söylememde bizzat hemen kendisi, “Evet, biz et ve kemiriz. Biz et ve tırnak asla olamayız” dediler.

Bu sözleri bir daha yüreğime su serirdiler. Kendilerine anlattım. Benim Erbil'de, bölgede de çalışmalarım olduğunu, filmler çekimleri yaptığımı, ben de bir sanatçı olarak barışa aday olduğumu, elde gelen görevi inşa ettiğimi söyledim. Çok memnun kaldılar ve hep “Bana devamlı gel” dediler. Hatta, “Randevu almadan bir telefon etmenize yeterlidir, sizleri bekliyoruz, sanatçıları bekliyoruz” dediler. Türkiye’de sinema olmazsa olmaz dediler. Ekranların kirliğinden bahsettim. Bizzat ben sanat camiasının problemlerini anlattım. Dizileri anlattım. “En fikiriz” dediler. “Ne tarihi filmlerimiz, ne ekranlardaki diziler bizi asla ve asla anlatmıyor. Sizin gibi sanatçılara, sizin gibi yönetmenlere, sizin yaptıklarınıza ihtiyacımız var” dediler. Kendilerine bizzat ben TRT’nin bana görev vermesini istedim. “Benim TRT değil, TRT’nin devlet televizyonu bize ihtiyacı olduğunu” söyledim. “Çok doğru bir tespit” dediler. “Gerekeni neyse yapacağız. Sizi bekliyoruz” dediler. Bize tesbih hediye ettiler.

Adalet tecelli olacak, adalet yerine olacak, dediler. Elinden gelen her şeyi yapıyoruz. Zaten buna şahitsin, biliyorsunuz, dediler. Kendilerini sağlığıyla ilgili zaten, belki zaten söyledim. Çok iyi gördüm sizi. Sağolunuz, maşallah yerindedir, dedim. İnşallah ömrünüz uzun olur  bu ülke için çok güzel, doğru olacak, dedim. Sağlıklı olacak, dedim. Ülkenin sizin gibi insanlara, sivil idareye ihtiyacı var, dedim. Kendilerine hayranlığımı ifade ettim. Öyle bir zamanda elini gövdesini ateşe koydu. Cesaret gösterdi. Kimine ders, kimine nasihat verdi. Bizzat söyledim kendilerine. Beni çok dinledi. Yani benim çok şeyler konuşmamı, çok şeyler sormamı istiyordu. Ben hissediyordum. Bana o cesareti verdi. Ben de dedim, bu cesareti sizden aldım, ben de konuşuyorum, dedim. Konuş dedi, seni dinliyorum, dedi.

Sen çok güzel şeyler söylüyorsun, dedi. Hep fikiriz, her yönde hep fikiriz, dedi. İnşallah Ortadoğu'nda barış gelir, memleketimiz zaten barış olacaktır. Biz barışın öncüleriyiz. Daha doğrusu fertleriyiz, yapmaya ise elimize geleni yapmaya çalışıyoruz, dedi. Benim bizzat bu filmimi, dedi, Reis Cumhurla izlemesini, siyasi  yetkililerin birimlerini izlemesini arzu ediyorum, dedi. Filmlerden bahsettik. Anadolu'dan bahsettik. Sinema dünyasından bahsettik. Malatya'dan, Benim tiyatrocu olduğundan bahsettik. Ve bayağı etkilendi. Hatta benim filmimde bir dökümenterle götürmüştüm izlediler. Yaptıklarıma hayran olduklarını söyledi. Sen çok cesur bir sinemada başarı elde etmişsin. Biz senin arkanda olacağız, dedi. İşte kopukluğumuz, dedi, görüşmememiz de, dedi. Devamlı sana soruyorum ben, sizin gibi sanatçıları, sizin gibi halk sanatçılarıyla. Ben canı gönülden selamlıyorum, destekliyorum, dedi.

Ben bu barış sürecindeki mücadelede yorulmuyorum, yılmıyorum. Ömrümün yettiğince de mücadele edeceğim ve bu ülkeye barışı getireceğim,” dedi. Bir an çok şeyler konuştu, ben de tabi sorular sordum. İşte Selahattin Demirtaş’ın ve arkadaşlarının cezaevinden bir an evvel bırakılmasını, o belediye başkanlarının tekrar göreve dönmelerini talep ettm kendisi de ben de destekliyorum, dedi. Zaten konuşmalarımıza duyuyorsunuz, hep bunları söylüyorum. Söylemeye devam edeceğiz, inşallah, dedi. Adalet, hak, hukuk yerini bulacak, dedi. Ülkemiz güzel günleri bekliyor, ama maalesef ortadoğu ortada,  dedi. Bizim elimiz kolumuzu bağlanıyor dedi. Biz bundan da kurtulacağız, dedi. Cesaretle hep barış; ülkede barış, yurtta barış, dünyada barış. Biz bununla doğduk, bununla yaşadık, bununla da öleceğiz, dediler.”

AdminAdmin

Yönetici

YORUMLAR
Turan Meral 1 ay önce
Cesaretinizden ötürü sizi kutluyorum, barış sürecine çok büyük katkı bu görüşmeniz çok çok kıymetli, çalışmalarında başarılar , sağlıklar dilerim