Malatya Valisi Seddar Yavuz, kentin yeniden yapılanma sürecinde yaşanan sorunlardan rezerv alan tartışmalarına, 1. Organize Sanayi Bölgesi yönetiminden gayrimenkul alımlarına kadar birçok konuda çarpıcı açıklamalarda bulundu. Malatya'nın kalkınması ve yeniden ayağa kaldırılması sürecinde beklemediği isimlerle karşı karşıya kaldıklarını belirten Yavuz, devletin temsilcisi olarak kimseye boyun eğmediklerini söyledi. Yetkilerinin ve sorumluluklarının hukukla sınırlı olduğunu vurgulayan Yavuz, “Ben padişah değilim, ben hukuk devletinin valisiyim. Otursunlar, konuşsunlar, uzlaşsınlar” ifadelerini kullandı.
Malatya'nın menfaatleri doğrultusunda hareket ettiklerini ve görevlerini halkın yararına yerine getirdiklerini belirten Vali Seddar Yavuz, “Ama biz devleti temsil ettiğimiz için kimseye boyun eğmedik. Bizim görevimiz halkın yararına ve menfaatine iş yapmak. Bunu da yaptık. Mesele Malatya olursa kimsenin gözünün yaşına bakmam” diyerek kararlı mesaj verdi.
1. OSB YÖNETİMİ İÇİN UZLAŞI ÇAĞRISI
Malatya Ticaret ve Sanayi Odası'nın 1. Organize Sanayi Bölgesi yönetiminde yeniden temsil edilmesine ilişkin soruyu da yanıtlayan Vali Yavuz, geçmiş dönemlerde yaşanan tartışmalara girmek istemediğini ancak çözümün uzlaşmadan geçtiğini söyledi. MTSO Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu'nun 2021 yılında dönemin Malatya Valisi Aydın Baruş ile yaşanan sorunların ardından 1. OSB yönetiminden çekildiği hatırlatılarak, Ticaret ve Sanayi Odası'nın yeniden yönetimde yer alması için bir girişimde bulunup bulunmayacağı soruldu.
Yönetimde görev alacak isimlerin seçimle belirlendiğini ifade eden Yavuz, bu konuda doğrudan karar verici konumda olmadığını belirterek, “Kimin orada yönetim kurulu üyesi olacağına ben karar vermiyorum. Nihayetinde büyükşehrin orada üyeleri var, valiliğin üyeleri var, iş dünyasının üyeleri var. Bu seçim sonucunda birisi oraya getiriliyor” dedi.

Ticaret ve Sanayi Odası'nın OSB yönetiminde bulunmasından memnuniyet duyacağını dile getiren Yavuz, Oğuzhan Ata Sadıkoğlu ile arasında herhangi bir kişisel anlaşmazlık bulunmadığını da özellikle vurguladı. Yavuz, “Biz tabii ki Ticaret Odası’nın bizim üyemiz olmasından mutluluk duyarız. Niye istemeyeyim ki ben? Oğuzhan Bey’le benim herhangi bir polemiğim yok” ifadelerini kullandı.
Sorunun çözümü için tarafların bir araya gelmesi gerektiğini belirten Yavuz, kendisinin de uzlaşmaya katkı sunabileceğini ancak sürecin hukuk kuralları içerisinde ilerlemesi gerektiğini kaydetti. Vali Yavuz, tartışmaya konu olan meseleyle ilgili en net mesajlarından birini ise şu sözlerle verdi:
“Otursunlar, konuşsunlar, uzlaşsınlar. Uzlaşmaya ben de katkı sunarım. Ama şu gelsin, bu gitsin… Ben padişah değilim, ben hukuk devletinin valisiyim. Hukuk devletinde de yollar, yöntemler belli.”

MALATYA'YA ATANMASINI BİR HİZMET FIRSATI OLARAK GÖRDÜ
Malatya Valisi Seddar Yavuz, kente atanma sürecini de anlattı. Görevlendirildiğini öğrendiği ilk günlerde çocuğuyla arasında geçen diyaloğu paylaşan Yavuz, yaşananları bir hizmet fırsatı olarak değerlendirdiğini belirtti. İnsanın sorumluluğunun sahip olduğu akıl, yetenek ve imkânlarla sınırlı olduğunu ifade eden Yavuz, çocuklarına da Allah'ın takdirine rıza göstermenin önemini anlattığını söyledi. Yavuz, o günleri şu sözlerle aktardı:
“Bir insanın sorumluluğu neyle sınırlıdır diye bir soru sorulacak olsa bana, ben bu soruya aklım, yeteneklerim ve imkânlarım diye cevap veririm. Ben Malatya’ya ilk atandığımı öğrendiğim andan itibaren çocuğumla aramda bir diyalog oldu. Çocuğum tepki gösterdi. Ben, ‘Olanda hayır vardır’ dedim. Sonra bir daha tepki gösterdi. Dedim ki ‘Dua kapısı açılmıştır.’ Çocuklarıma bir nasihatim var. O da şu: Allah’ın takdirine ve taksimatına mutlak rıza göstermek, aslında huzurun ve mutluluğun temel kaynağıdır. Aslında bu, imanın da ölçüsüdür. O yüzden kendi lehimize işler geliştiğinde nasıl kendimizle övünüyor ve kendimizi başarılı düşünüyorsak başka bir şey geliştiğinde de ‘Vardır bunda bir hikmet’ diye karşılayabilmek lazım.”

39 BİN BAĞIMSIZ BÖLÜM YAPILMASI GEREKİRKEN ADIM ATILAMAMIŞTI
Malatya'da göreve başladığında özellikle rezerv alanlarla ilgili ciddi sorunlarla karşılaştığını anlatan Yavuz, kendisine sunulan ilk brifingdeki rakamların oldukça çarpıcı olduğunu söyledi. Deprem sonrası yeniden yapılanma kapsamında yapılması gereken çalışmaların gerisinde kalındığını belirten Yavuz, göreve başladığı dönemde yalnızca 1.350 bağımsız bölümün ihalesinin yapıldığını, 350 bağımsız bölümün ise inşaatına başlandığını açıkladı. O dönemdeki tabloyu değerlendiren Yavuz, şu ifadeleri kullandı:
“Ben Malatya’ya geldiğimde zaten sorunun ne olduğu açıktı. Ben Malatya Valiliği görevine atandığımda brifing aldığımda ihalesi yapılan 1.350, inşaatına başlanan 350 bağımsız bölüm vardı. Bakın, çok dramatik bir şey bu. Biz 39 bin bağımsız bölüm yapmamız gerekirken Malatya’da özellikle rezerv alan konusunda adım atılamamış, şehir gerilmiş ve açıkçası şehrin ekonomik durumu iyi olan bir kitle, idari ve siyasi karar alma mekanizmalarını büyük ölçüde felç etmişti.”
SÖĞÜTLÜ CAMİİ TARTIŞMASINA NET TAVIR
Malatya'nın yeniden inşa sürecinde Söğütlü Camii'nin konumuna ilişkin yaşanan tartışmalara da değinen Vali Yavuz, caminin şehir kimliği ve Türk devlet geleneği açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Göreve başladığında Söğütlü Camii'nin nerede yapılacağı konusunda dahi ortak bir karar alınamadığını belirten Yavuz, bazı kesimlerin caminin bulunduğu yerden kaldırılmasına karşı çıktığını, bazı kesimlerin ise o bölgede cami yapılmasını istemediğini ifade etti. Bu konuda net bir tavır ortaya koyduğunu belirten Yavuz, şöyle konuştu:

“Bu şehir, Söğütlü Camii’nin nerede yapılacağına ne yazık ki karar verememişti. Ben geldiğimde bile ‘Efendim, burada cami olmaz, nasıl bir cami olur, buradan kalkmasın’ diyenler oldu. Ben de dedim ki ‘Bu, tartışmaya kapalı bir alan.’ Neden kapalı bir alan? Arkadaşlar, Türk devlet geleneğinin bir şifresi var. Türk devlet geleneğinde cami bir semboldür. Türk milleti açısından millet camiyi, minaresini görmek ister. Hele valiliğin yanında bir cami silüeti, tam da bizim medeniyetimize verilmiş bir mesajdır.”
ÜÇ AYDA 400 HEKTAR ALAN BOŞALTILDI
Rezerv alanlarda yaşanan sorunların çözümü için kurumlar arasında güçlü bir koordinasyon oluşturduklarını belirten Yavuz, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er ve milletvekillerinin katkılarına dikkat çekti. Özellikle TOKİ ve Emlak Konut üzerinden yürütülen çalışmalarda hızlı sonuç alındığını ifade eden Yavuz, üç ay içerisinde 400 hektarlık alanın boşaltıldığını söyledi. Bu çalışmanın büyüklüğünü vurgulayan Yavuz, şu değerlendirmede bulundu:

“Murat Kurum Bakanımızın özellikle ön açıcı, pratik yaklaşımlarıyla, Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Sami Er ile kurmuş olduğumuz gönül birliği ve koordinasyonla, onun TOKİ, Emlak Konut gibi alanlarda çalışması, oradaki pratik süreçlerdeki desteğiyle, milletvekillerimizle biz üç ay içerisinde 400 hektar alan boşalttık. 400 hektar, bakın 400 hektar. Bugün eğer biz beş bina boşaltacak olsak dirençle karşılaşıyoruz. Çok açık söylüyorum.”
Yavuz, çalışmaların kapalı kapılar ardında yürütülmediğini de belirterek medya temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve muhtarlarla toplantılar gerçekleştirdiklerini söyledi. Malatya'nın nasıl bir şehir olarak yeniden inşa edilmek istendiğini kamuoyuyla paylaştıklarını ifade eden Yavuz, ortak akıl ve etkili iletişimle hareket ettiklerini kaydetti.
KIŞLA'DA BİR GÜNDE 17 GAYRİMENKUL ALINDI
Programın en dikkat çekici açıklamalarından biri ise Kışla bölgesindeki gayrimenkul alımlarıyla ilgili oldu. Göreve başladığı dönemde rezerv alanlardaki hareketliliği yakından takip ettiğini belirten Vali Yavuz, Kışla bölgesinin boşaltılması için çalışma yürüttükleri sırada dikkatini çeken bir gelişme yaşandığını anlattı.
Şehirde sürekli sahada bulunduğunu ve randevu sistemiyle çalışmak yerine sorunları yerinde görmeyi tercih ettiğini belirten Yavuz, rezerv alanlardaki gayrimenkul satışlarının günlük olarak takip edilmesi talimatını verdiğini söyledi. Yavuz, bu kararın arkasındaki düşünceyi ve yaşanan olayı şöyle anlattı:
“Bir anımı anlatarak bu faslı kapatalım. Şimdi ben Kışla’yı boşaltmak istiyorum. Göreve yeni başladım ve sürekli alan geziyorum biliyorsunuz, randevu vermiyorum. Sürekli şehirdeki alanları geziyorum. Biz bu dönemde etkili iletişim, ortak akıl, hep beraber risk alarak yaptık.”
Ardından tapu müdürüne verdiği talimatı anlatan Yavuz, rezerv alanlardaki gayrimenkul hareketlerinin kendisine her gün bildirilmesini istediğini belirtti.
“Akşam tapu müdürüne talimat vermiştim. Dedim ki ‘Her gün bana rezerv alanlardan el değiştiren gayrimenkul sayısını vereceksin. İşin bu. Her gün el değiştiren gayrimenkul sayısını vereceksin ama rezerv alanı istiyorum, başkasını istemiyorum.’ Bu da bizim yıllarca valilik yapmamızın, kaymakamlık yapmamızın bir tecrübesi. Yani bunu mesela belki çok genç bir arkadaşımızın aklına bile gelmeyebilir açıkçası, birçok insanın da aklına gelmez. Akşam getirdi. Kışla’da hiç orada gayrimenkulü olmayan bir vatandaş 17 tane gayrimenkul aldı bir günde.”
“GEREKİRSE HAPİS YATACAĞIM AMA ORAYI YIKACAĞIM”
Kışla bölgesinde daha önce herhangi bir gayrimenkulü bulunmayan bir kişinin bir gün içerisinde 17 gayrimenkul satın aldığını öğrenmesinin kendisinde büyük rahatsızlık oluşturduğunu belirten Vali Yavuz, kamuoyunda daha önce dikkat çeken “Gerekirse hapis yatacağım ama orayı yıkacağım” sözünün de bu olay üzerine ortaya çıktığını açıkladı. Yavuz, söz konusu açıklamanın hangi şartlarda yapıldığını anlatarak, “Şimdi o gün dedim ki işte bu hapis oradan çıktı. Dedim ki ‘Gerekirse hapis yatacağım, burayı yıkacağım.’ Yani cümle bundan çıktı. Siz o soruyu sordunuz ya, oraya bağlamak istedim” ifadelerini kullandı.
“BÖYLE BİR DEPREM AFETİNDE İNSANA YAKIŞIR MI?”
Deprem felaketinin ardından ekonomik imkânları sınırlı vatandaşların gayrimenkullerinin satın alınmasına tepki gösteren Yavuz, özellikle yaşlı, engelli ve emekli vatandaşların mağdur edilmesine karşı olduğunu söyledi. 70-80 yaşındaki insanların yeniden yapılaşma sürecinde kendi imkânlarıyla gayrimenkullerini tekrar yapabilecek güçlerinin bulunmadığını belirten Yavuz, bu kişilerin mallarının satın alınmasını fırsatçılık olarak değerlendirdi. Yaşanan durum karşısında çalışma arkadaşlarını topladığını anlatan Yavuz, tepkisini şu sözlerle dile getirdi:
“O zaman dedim ki, arkadaşları topladım. ‘Gerekirse hapis yatacağım ama orayı yıkacağım’ dedim. Çünkü 70-80 yaşında engelli, yaşlı, emekli; yani orayı tekrar yapacak gücü olmayan insanların malını almak... Fırsatçılığı görüyorsunuz, böyle bir deprem afetinde insana yakışır mı ya? Bunu mesela kabullenmek hiç mümkün değil.”
“SARAY MAHALLESİ’NDE İRADE GÖSTERDİK, PİŞMAN DEĞİLİM”
Malatya'da yürütülen dönüşüm çalışmaları ve alınan kararlar konusunda herhangi bir pişmanlık duymadığını belirten Vali Seddar Yavuz, Saray Mahallesi'ndeki çalışmalara da değindi. Şehrin geleceği açısından gerekli gördükleri kararları almaktan kaçınmadıklarını ifade eden Yavuz, Saray Mahallesi'nde ortaya konulan iradenin arkasında olduğunu vurguladı. Yavuz, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“O yüzden bundan çok büyük bir rahatsızlık duydum. Zaten dikkat ederseniz de pişman değilim. Saray Mahallesi’nde irade gösterdik, eskiden saray değildi ama şimdi saray oldu.”
Vali Seddar Yavuz'un söz konusu açıklamaları, Busabah TV YouTube kanalında yayınlanan Haftanın Nabzı programında gündeme geldi. Gazeteciler Mehmet Türel ve Gürel Hazar Doğan'ın birlikte moderatörlüğünü üstlendiği programda Yavuz, Malatya'ya atanma sürecini, 6 Şubat depremlerinin ardından yürütülen yeniden yapılanma çalışmalarını ve görev süresince karşılaştığı zorlukları ayrıntılarıyla anlattı. Rezerv alanlarda yaşanan sorunlar, gayrimenkul alımları, yıkım kararları, Söğütlü Camii ve 1. OSB yönetimi gibi başlıklarda değerlendirmelerde bulunan Yavuz'un özellikle “Ben padişah değilim, ben hukuk devletinin valisiyim” sözleri programın öne çıkan mesajlarından biri oldu.
Admin
Yönetici



















