Malatya’da gerçekleştirilen çapraz karaciğer nakli, tıbbın ulaştığı noktayı gösteren önemli bir operasyon olmasının yanı sıra, birbirini hiç tanımayan insanların nasıl aynı hayat hikâyesinin parçası olabileceğini de ortaya koydu. Bir tarafta karaciğer kanseriyle mücadele eden bir baba, diğer tarafta henüz 7 yaşında olan Ecrin… Ve bu iki hayatın kesiştiği noktada, babasına karaciğerini vermek için gönüllü olan Nazlı Birsen Arslan ile onu hiç tanımadığı halde başka bir hastaya umut olan Yaprak Kilit vardı.
İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi’nde gerçekleştirilen 3’lü çapraz karaciğer nakli, üç farklı aileyi birbirine bağladı. Birbirleriyle uyumsuz olan hasta-donör çiftleri, başka ailelerdeki uygun eşleşmeler sayesinde nakil imkanına kavuştu. Böylece bir ailenin kendi içerisinde bulamadığı çözüm, başka bir ailenin gönüllülüğüyle mümkün hale geldi.

Babasının hastalığıyla hayatı bir anda değişti
2026 yılının başında Nazlı Birsen Arslan’ın babasına karaciğer kanseri teşhisi konuldu. Bu haberle birlikte Arslan ve ailesi için zorlu bir dönem başladı. Babasının yeniden hayata tutunabilmesi için uygun donör aranırken aylar süren hastane işlemleri, tetkikler ve yüzlerce test yapıldı. Alanya ile İstanbul arasında gidip gelen Arslan ailesi, bir yandan hastalığın ağırlığıyla mücadele ederken diğer yandan nakil için uygun bir çözüm bulmaya çalıştı. Nazlı Birsen Arslan da babasına karaciğerinden bir parça verebilmek için sürecin içerisinde yer aldı.

Ancak yapılan değerlendirmeler sonucunda beklenen uyum sağlanamadı. Umutların giderek azaldığı bir dönemde ise Malatya’dan gelen haber, aile için yeni bir kapı araladı. İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi’nde uygulanan çapraz karaciğer nakli yöntemi sayesinde, birbirleriyle uyumlu olmayan hasta-donör çiftleri başka ailelerdeki uygun eşleşmelerle bir araya getirilebiliyordu. Haziran ayında dünyada ilk kez 8’li çapraz karaciğer naklinin gerçekleştirildiği merkezde, bu kez üç farklı aileyi kapsayan 3’lü çapraz karaciğer nakli için hazırlıklar başladı.
Ameliyat sonrası unutulmayacak karşılaşma
Nakiller başarıyla gerçekleştirildi. Nazlı Birsen Arslan yoğun bakımdan çıktı. Babası da bir gün sonra yoğun bakımdan ayrıldı. Ancak Arslan’ın hafızasında operasyon sonrasındaki en özel anlardan biri, yoğun bakımdaki son sabah yaşandı.

Kapı açıldı ve karşısına 7 yaşındaki Ecrin getirildi.
Arslan’a, “Bak Ecrin, işte bu abla sana karaciğerinden verdi” denildi.
Henüz 17 kilogram ağırlığındaki küçük Ecrin, Nazlı Birsen Arslan’ın karaciğerinden alınan parçayla yeniden hayata tutunuyordu.
Arslan küçük kıza bakarak, “Nasıl hissediyorsun?” diye sordu.
Ecrin’in cevabı ise çocukça bir neşeyle geldi:
“İyiyim.”
Nazlı Birsen Arslan ise küçük Ecrin’e, “Korkma, daha da iyi olacaksın” diyerek karşılık verdi.
O an, ameliyatın bütün tıbbi ayrıntılarının ötesinde bambaşka bir anlam taşıyordu. Bir anne-babanın evladı için duyduğu endişe, bir başka ailenin verdiği gönüllü destekle yerini umuda bırakmıştı.

Aylarca donör aradılar
Ecrin’in ailesinin de aylar boyunca kendi yakınları arasında donör aradığı öğrenildi. Ancak yapılan değerlendirmelerde uygun bir verici bulunamadı.
Umutların tükenmeye başladığı bir dönemde gelen telefon, Ecrin’in ailesi için yeni bir başlangıç oldu.
Çapraz nakil sistemi sayesinde Nazlı Birsen Arslan’ın babasına doğrudan veremediği karaciğer parçası Ecrin’e hayat verirken, başka bir donör de Arslan’ın babasına karaciğerinden bir parça verdi.
Ecrin’in annesi ise ameliyat sırasında Arslan’ın ailesine ulaşarak duygularını gözyaşları içerisinde ifade etti.
“Kızın, kızıma can oldu” diyerek Arslan’ın ailesine sarılan Ecrin’in annesinin yaşadığı mutluluk, üç aile arasındaki bağın ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Asansörde karşılaştığı kadın babasına can oldu
Bu hikâyenin bir diğer önemli ismi ise Yaprak Kilit’ti.
Nazlı Birsen Arslan, ameliyat sabahı hastanede asansöre bindiğinde karşısında Yaprak Kilit vardı. Birbirlerini daha önce hiç tanımıyorlardı. Ancak o sabah ikisinin hayatı birbirine bağlanacaktı.
Yaprak Kilit, Nazlı Birsen Arslan’ın babasına kendi karaciğerinden bir parça verecekti.
Arslan, aylar boyunca babası için donör aradığı günleri düşündüğünde yaşananların anlamının çok daha büyük olduğunu gördü. Bir tarafta kendi karaciğerinden alınan parçayla hayata tutunan küçük Ecrin, diğer tarafta hiç tanımadığı bir kadının babasına umut olması vardı.
Üstelik çapraz nakil zincirinin diğer halkasında da farklı bir hayat hikâyesi bulunuyordu. Yaprak Kilit’in babasına da Ecrin’in babasının donör olduğu ortaya çıktı. Böylece üç farklı aile, birbirlerini daha önce hiç tanımadıkları halde aynı zincirin halkaları haline geldi.
“Bunu ancak aile için yapabilirim” düşüncesi değişti
Nazlı Birsen Arslan, süreç başlamadan önce karaciğerinden bir parça vermenin ancak kendi ailesi için yapabileceği bir fedakârlık olduğunu düşünüyordu.
Fakat yaşadıkları, bu düşüncesini tamamen değiştirdi.
Çünkü Arslan, o süreçte birbirini hiç tanımayan insanların da birbirinin ailesi olabileceğini gördü.
Bir insanın hiç tanımadığı başka bir insana hayat verebilmesi, başka bir ailenin de aynı şekilde onun ailesine umut olabilmesi, çapraz naklin tıbbi yönünün yanında insani boyutunu da gözler önüne serdi.
Malatya’da umut zinciri
Karaciğer nakillerinde canlı vericiler önemli bir kaynak oluştururken, çapraz nakil sistemi uygun donör bulmakta zorlanan hastalar için yeni bir imkan sunuyor.
Sistem sayesinde bir hastanın yakınıyla kan grubu veya diğer tıbbi nedenlerle uyumsuz olan donör, başka bir hastayla uyumluysa çapraz nakil zincirinin parçası olabiliyor. Böylece tek bir ailenin içerisinde bulunamayan çözüm, başka bir ailenin gönüllülüğüyle mümkün hale geliyor.
Malatya’da gerçekleştirilen 3’lü çapraz karaciğer nakli de bu yönüyle yalnızca bir tıbbi operasyon olarak değil, dayanışmanın ve gönüllü vericiliğin insan hayatındaki önemini gösteren anlamlı bir hikâye olarak öne çıktı. Bir karaciğer parçası üç farklı ailenin hayatına dokundu. Bir çocuk yeniden yaşama tutundu. Bir baba hayata yeniden sarıldı.
Üç aile ise birbirini hiç tanımadan aynı umut hikâyesinin parçası oldu. Nazlı Birsen Arslan’ın yaşadıklarını anlatırken söylediği sözler ise bu hikâyenin belki de en anlamlı cümlesi oldu:
“Birbirini hiç tanımayan bu insanların birbirine verdiği bu ikinci şansın hepimize güzellikler getirmesini diliyorum. Ömrümüzün bundan sonrası, bize verilen bu yeni şans kadar güzel olsun.”
Kaynak- Cumhuriyet
Admin
Yönetici





















