Türkiye son yılların en kritik güvenlik ve hukuk tartışmalarından birini yaşarken, Meclis kanadından gelen açıklamalar sürecin ciddiyetini bir kez daha gözler önüne serdi. AK Parti Malatya Milletvekili ve TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Üyesi Prof. Dr. Abdurrahman Babacan, hem terör örgütünün “kendisini feshettiği” iddiası hem de olası yasal düzenlemeler üzerine yaptığı kapsamlı değerlendirmelerle siyasi gündemin merkezine oturdu.
Babacan’ın değerlendirmeleri, sadece mevcut gelişmelerin değil, Türkiye’de terörle mücadele konseptinin tamamen değişmeye başladığının işaretlerini de taşıyor. Özellikle MİT, İçişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı tarafından komisyona sunulan somut, teknik ve ayrıntılı verilerin kamuoyuna yansıması büyük yankı uyandırdı.

Habertürk TV canlı yayınında konuşan Prof. Dr. Abdurrahman Babacan, Türkiye’nin önünde yeni bir hukuki ve siyasi iklim oluştuğunu belirterek, sürecin hem “hukuk devleti ilkeleri” hem de “çatışma çözümü normları” çerçevesinde yönetilmesi gerektiğinin altını çizdi.
“Öcalan’ın Umut Hakkı Gündemde Değil”
Babacan: “Ayrı bir kategori, konuşulan bir konu değil”**
Programda en çok merak edilen başlıklardan biri, kamuoyunda son günlerde sıkça tartışılan “Öcalan’a umut hakkı” meselesiydi. Prof. Dr. Babacan, bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirterek soruyu net bir dille yanıtladı:
“Öcalan'ın umut hakkı ile ilgili ne düşündüğünüzü merak ediyorum. Ne olacak?” sorusuna karşılık Babacan, bunun konuşulmadığını, gündemde olmadığını açıkça belirtti ve şu ifadeleri kullandı:
“Net söyleyeyim. Yasal çerçevenin, yasal düzenlemelerin ne olabileceğine ilişkin bir genel çerçeve ortaya çıkarmak mümkün. Bizim durduğumuz yerde şu an bütün detaylara ilişkin umut hakkı ile alakalı zaten biraz daha ayrı bir kategori koyabiliriz ama genel yasal düzenlemeler başka yasal düzenlemeler.”

Babacan, TCK, CMK, Terörle Mücadele Kanunu ve infaz düzenlemeleri gibi alanlarda yapılabilecek değişikliklerin “toptancı bir yaklaşım olmadan” ele alınması gerektiğini vurguladı ve ekledi:
“Bunların hepsini bir adalet çerçevesi içerisinde ve hukuk devleti ilkesi çerçevesinde yapmak zorundayız.”
“Örgütün Feshi Yeni Hukuki Zemin Gerektirir”
Abdurrahman Babacan: “Hukuk devleti ‘yok sayamaz’”
Milletvekili Abdurrahman Babacan, en dikkat çekici değerlendirmelerinden birinde, terör örgütünün kendisini feshettiğini açıklamasının doğurduğu “yeni hukuki realiteye” dikkat çekti. Bu açıklama, Türkiye siyasi tarihinde benzeri az görülen bir hukuki tartışmayı da beraberinde getiriyor.

Abdurrahman Babacan, sürecin hukuk devleti sınırları içinde ele alınmasının zorunlu olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Kendisini feshetmiş bir örgütten bahsediyoruz. Hukuk devleti nosyonu şunu kaldırmaz: ‘Sen kendini feshettiğini söylüyorsun ama ben bunu takmıyorum’ diyemezsiniz. Bu durum yeni bir kanuni realite, yeni bir hukuki zemin yaratmıştır.”
Teslim olan örgüt mensuplarının durumu, infaz hukuku, geçmiş suç tiplerinin sınıflandırılması gibi kritik başlıklar da bu yeni zeminin parçası olarak değerlendiriliyor. Babacan, bunun karşılıklı ilerleyen bir süreç olduğunu vurgulayarak:
“Bu hukuk devleti olmanın bir gereğidir.” ifadelerini kullandı.
Komisyona İlk Kez Bu Kadar Ayrıntılı Bilgi:
“Mağara isimlerine kadar tüm veriler sunuldu”
Meclis’te kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, Türkiye’de ilk kez terörle mücadeleye dair böylesine kapsamlı ve şeffaf bir bilgilendirme süreci yürütüyor. Babacan, güvenlik birimlerinin komisyona sunduğu bilgileri şöyle özetledi:
“PKK silahı tamamen bırakıyor mu? Neredeyiz? Ne aşamadayız? Sayılarıyla, rakamlarıyla, mağara isimleriyle bütün detaylar komisyona verildi. Bu somut verilerin bir demetini geçen hafta MİT Başkanımız anlattı. Milli Savunma Bakanımız, İçişleri Bakanımız da hem içeride hem dışarıdaki tabloya ilişkin uzun açıklamalar yaptı.”
Abdurrahman Babacan’ın bu açıklamaları, Türkiye’nin Irak sahasındaki operasyonlarının ulaştığı noktanın kamuoyuna ilk kez bu kadar net biçimde yansıdığı bir döneme işaret ediyor.

“Irak Sahası Neredeyse Tamamen Temizlendi”
Babacan’ın verdiği bilgilere göre, özellikle Zap bölgesi başta olmak üzere Irak’ın kuzeyindeki birçok alanda örgütün etkinliği neredeyse tamamen sona ermiş durumda. Metina, Mahmur Kampı ve Sincar gibi yıllardır tartışma konusu olan kritik noktalarla ilgili gelecek projeksiyonları da komisyonda masaya yatırıldı.
“26 Ekim İtibarıyla Türkiye İçindeki Yapılanma Çekildi”
Komisyonda Tüm Partiler Not Etti
Abdurrahman Babacan’ın altını çizdiği önemli bilgilerden biri de örgütün Türkiye içindeki yapılanmasına yönelikti. Buna göre:
“26 Ekim itibarıyla Türkiye içindeki yapılanma tamamen çekildi.”
Ayrıca Babacan, tüm siyasi partilerin bu verileri gördüğünü ve kayıt altına aldığını belirtti:
“CHP, DEM, MHP, AK Parti, Yeni Yol, TİP, EMEP, DSP, HüdaPar, Demokrat Parti, Yeniden Refah Partisi… Hepsi biliyor. Komisyonun tamamı bu verileri gördü.”
Bu durum, sürecin yalnızca iktidarın değil, Meclis’te temsil edilen tüm siyasi partilerin bilgisi dahilinde yürütüldüğünü ortaya koyuyor.
“Somut Veriler Yasal Düzenlemeyi Zorunlu Kılıyor”
Süreç Karşılıklı Güven İnşa Ediyor**
Prof. Dr. Abdurrahman Babacan, sahadan gelen somut verilerin artık yeni bir yasal düzenleme gerekliliğini zorunlu kıldığını belirterek açıklamalarını şöyle tamamladı:
“Somut verilerin ardından yasal düzenlemeleri çıkardıkça bu, örgütün silah bırakmasını teşvik eden bir dinamiğe dönüşecek. Çatışma çözümlerinin temel ilkesi budur: Güvencelerle hareket edersiniz ve bu güvence hukuktur.”