Malatya'nın Hekimhan ilçesinde planlanan madencilik faaliyetlerine yönelik tepkiler giderek büyüyor. Akmara Mahallesi, Darıyeri Mezrası ve çevre mahallelerden gelen vatandaşlar, bölgede yürütülmesi planlanan madencilik çalışmalarına karşı bir araya gelerek adeta tek yumruk oldu. Şirket yetkilileri ve noter görevlilerinin bölgede gerçekleştirmek istediği toplantı, vatandaşların yoğun tepkisi üzerine yapılamazken, yaşanan gerginlik sırasında Hekimhan İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri araya girerek tarafları sakinleştirdi.
Günün sonunda şirket temsilcileri ve noter görevlileri, toplantı için belirlenen sürenin dolmasının ardından bölgeden ayrılırken, bölgede yükselen "Hekimhan İliç olmasın" sloganı günün en dikkat çeken mesajı oldu.

Vatandaşların buluşmasına yalnızca bölge halkı değil, çeşitli sivil toplum kuruluşları ve siyasi parti temsilcileri de destek verdi. Malatya Atatürkçü Düşünce Derneği, Hekimhan Muhtarlar Derneği yönetimi, Sol Parti İl Yönetimi, Yeni Parti Hekimhan il yöneticileri ile çevre köy ve mahalle muhtarları da bölgeye gelerek vatandaşların yanında yer aldı.
Toplantının yapılmasını istemeyen vatandaşlar, şirket yetkilileri ile noter görevlilerinin bölgeden ayrılmasını talep etti. Güvenlik önlemi alan jandarma ekipleri, tarafların karşı karşıya gelmesini engelleyerek olası bir olayın büyümesini önledi. Sürenin dolmasının ardından şirket temsilcileri ve noter görevlileri bölgeden ayrıldı.

Bölgede toplanan vatandaşlar, taşıdıkları pankart ve dövizlerle madencilik faaliyetlerine yönelik endişelerini dile getirdi. Özellikle Erzincan'ın İliç ilçesinde yaşanan maden faciasına gönderme yapan "Hekimhan İliç olmasın" sloganı, protestonun ortak sesi haline geldi.
Vatandaşlar, su kaynaklarının kirlenmesi, tarım arazilerinin zarar görmesi, ormanların tahrip edilmesi ve köylerin geleceğinin tehlikeye girmesi konusunda kaygılarını dile getirirken, sık sık "Toprağın üstündeki yaşam, altındaki madenden daha kıymetlidir" sloganını attı.

Toplantıda konuşan Sol Parti temsilcisi Ali Amanat, Hekimhan'daki çevre mücadelesinin yalnızca bugünün meselesi olmadığını, gelecek kuşakların yaşam hakkını ilgilendiren bir mücadele olduğunu söyledi.
"Toprağımızı, suyumuzu ve doğamızı savunmak lüks değil, en doğal hakkımızdır." diyen Amanat, halkın örgütlü hareket etmesinin önemine dikkat çekti. Mücadelenin yalnızca bugünkü toplantıyla sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayan Amanat, şu ifadeleri kullandı:
"Mücadele hayatımızın bir parçası olacak. Ekmek gibi, su gibi değerlendireceğiz."

Türkiye'nin birçok bölgesinde doğal alanların madencilik faaliyetleri nedeniyle tehdit altında olduğunu savunan Amanat, halkın ortak iradesinin en büyük güç olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
"Halkın gücü önünde hiçbir güç duramayacağı gün gibi ortada. Bunu göstermiş olduk."
Bahçedam Mahallesi Muhtarı Deniz Koç da yaptığı konuşmada mücadelenin yalnızca Akmara'yı ilgilendirmediğini belirterek doğal yaşam alanlarının korunmasının hayati önem taşıdığını ifade etti.
"Yaşam alanlarımız tehdit altında. Bütün canlıların yaşam alanları tehdit altında. Gidecek bir yerimiz yok. Bu topraklar bizim topraklarımız, bu dağlar bizim dağlarımız."
Koç, gelecek nesillere temiz bir doğa bırakmanın herkesin sorumluluğu olduğunu vurgulayarak gıda, su ve toprağın insan yaşamı için vazgeçilmez olduğunu söyledi.

"Gıda, su, toprak olmadan hiçbir canlı yaşamını devam ettiremez. Altın bizim karnımızı doyurmaz."
Vatandaşlara birlik çağrısı yapan Koç, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
"Topraklarımıza, dağlarımıza, derelerimize sahip çıkalım. Yaşamımıza sahip çıkalım. Onurlu şekilde direnmeye devam edelim."
Hekimhan Çevre Platformu adına konuşan Taksim Temel ise halkın örgütlü mücadelesinin önemine dikkat çekerek, vatandaşların toprağına, havasına ve suyuna sahip çıkması halinde güçlü bir kamuoyu oluşturulabileceğini söyledi.
"Halk isterse toprağına, havasına, suyuna sahip çıkarsa onlar ne kadar zorlarsa zorlasınlar, bizim gücümüz karşısında geri adım atmak zorunda kalacaklar."
Temel, geçmişte yaşanan çevre mücadelelerinden ders çıkarılması gerektiğini belirterek daha güçlü bir örgütlenme çağrısında bulundu. 10 Ekim Şehitleri Derneği adına konuşan ve Akmara Mahallesi'nde yaşayan Kemal Kılınç ise günün en sert açıklamalarından birini yaptı. Şirket temsilcilerinin bölgede anlaşma önerisinde bulunmak istediğini belirten Kılınç, vatandaşların buna birlikte karşı çıktığını ifade ederek şunları söyledi:
"Bugün vahşi madencilik faaliyetleriyle ilgili bir anlaşma önerisinde bulunmak istediler. Biz örgütlü bir şekilde buna müsaade etmedik."
Madencilik faaliyetlerinin suya, toprağa ve doğal yaşama zarar vereceğini savunan Kılınç, özellikle siyanür kullanımına ilişkin ciddi endişeler bulunduğunu dile getirdi.

Konuşmasının en dikkat çeken bölümünde ise şu ifadeleri kullandı:
"Kimse altını yiyemiyor, demiri yiyemiyor. Ama bu topraklar yüz yıllardır atalarımızdan, dedelerimizden miras kalmıştır. Bunu vahşi madenciliğe peşkeş çekmeyelim. Para gelip geçicidir ama yaşam devamlı ve süreklidir."
Sarı Kız Mahallesi'nden katılan emekli bir asker de vatandaşlara birlik ve beraberlik çağrısında bulundu. Bireysel anlaşmalara karşı dikkatli olunması gerektiğini söyleyen emekli asker, şu sözlerle kalabalığa seslendi:
"Üç beş kuruşa kendini satacak insanlara dikkat edin."
Ardından konuşmasını şu ifadelerle sürdürdü:
"Burası halkın mekanı. Kimseye vermeyin."
Günün sonunda Akmara, Darıyeri ve çevre mahallelerden gelen vatandaşlar tek ağızdan aynı mesajı verdi. Katılımcılar, toprağın, suyun, havanın ve yaşam alanlarının korunmasının her türlü ekonomik çıkarın önünde geldiğini vurgulayarak mücadelelerini demokratik ve örgütlü yollarla sürdüreceklerini ifade etti. Hekimhan'da yaşanan son gelişmeler, bölgede madencilik faaliyetlerine yönelik toplumsal tepkinin giderek büyüdüğünü ortaya koyarken, vatandaşların ortak çağrısı ise şu sözlerle yankılandı:
"Toprağımıza, suyumuza, havamıza ve geleceğimize sahip çıkacağız."
Admin
Yönetici




















