Malatya’da kayısı sezonu geride kalırken, üretici ile tüketici arasındaki fiyat makası yeniden gündeme geldi. Bahçede büyük emeklerle yetiştirilen ve üreticinin işçilik, gübre, ilaç ve mazot gibi artan maliyetler nedeniyle 250-300 lira bandında satmak zorunda kaldığı kuru kayısı, kent dışındaki pazarlarda katlanan fiyatlarla tüketiciye ulaşıyor.
Dünya kuru kayısı üretiminin başkenti olarak kabul edilen Malatya’da, üreticinin elindeki ürün düşük fiyatlardan alıcı bulurken, aynı kayısının İstanbul’da kilogramı 1000 lirayı aşıyor. Bazı satış noktalarında fiyat 1250 liraya kadar çıkarken, Avrupa’da ise kaliteli Malatya kayısısının kilogram fiyatının 40 Euro seviyelerine ulaştığı ifade ediliyor. Böylece üreticinin elinden yaklaşık 250 liraya çıkan ürün, tüketiciye ulaşıncaya kadar yaklaşık 9 kata varan bir fiyat farkıyla karşı karşıya kalıyor.

Kayısı azaldı, üreticinin kazancı artmadı
Malatya’da kayısı üreticisinin yaşadığı en büyük çelişkilerden biri de rekoltedeki sert düşüşe rağmen üretici fiyatlarının beklenen seviyeye çıkmaması oldu. Kentte normal yıllarda 120-130 bin ton civarında kuru kayısı üretilebilecek kapasite bulunurken, bu yıl açıklanan rekoltenin 67 bin 418 ton seviyesinde kaldığı belirtiliyor. Geçtiğimiz yıl yaşanan zirai don felaketi, kayısı ağaçlarında ciddi hasara yol açarken, yalnızca bir sezonun ürününü değil, sonraki dönemde oluşacak meyve gözlerini de etkiledi.
Bunun yanında çiçeklenme dönemindeki yağışlar da tozlaşmayı olumsuz etkiledi. Erken çiçek açması nedeniyle ilkbahar şartlarına karşı son derece hassas olan kayısı, iklim değişikliğinin etkilerinden en fazla etkilenen tarımsal ürünlerden biri haline geldi. Rekoltenin neredeyse yarı yarıya düşmesine rağmen üretici fiyatlarının yükselmek yerine gerilemesi ise sektörde şaşkınlık oluşturdu.
Geçtiğimiz yıl ürünün son derece az olduğu dönemde 350 liraları gören kuru kayısının bu yıl 250 lira seviyelerine kadar gerilemesi, üreticinin tepkisini artırdı. Üretici 250 liraya satıyor, İstanbul’da 1000 lirayı geçiyor. Malatya Ziraat Odaları İl Koordinasyon Başkanı Yunus Kılıç’ın değerlendirmelerine göre, normal kuru kayısının üreticiden çıkış fiyatı yaklaşık 250 lira seviyesine kadar gerilemiş durumda. Daha iri ve jumbo olarak nitelendirilen, özellikle hediyelik olarak değerlendirilen kaliteli ürünlerde ise üretici fiyatının 350 liralara kadar çıkabildiği belirtiliyor. Ancak Malatya’dan çıkan aynı ürün İstanbul gibi büyükşehirlerde tüketicinin karşısına çok daha yüksek fiyatlarla çıkıyor. İstanbul’da kuru kayısının kilogram fiyatının 1000 lirayı aştığı, bazı satış noktalarında ise 1250 liraya kadar yükseldiği ifade ediliyor.

Bu tablo, tarım sektöründe yıllardır tartışılan üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkını bir kez daha gözler önüne seriyor. Üretici açısından bakıldığında ise durum daha da dikkat çekici. Bahçede ürünün yetiştirilmesinden hasadına, çekirdeğinin çıkarılmasından kurutulmasına kadar çok sayıda aşamadan geçen kayısı için üreticinin eline kilogram başına 250-300 lira civarında bir gelir kalıyor.
“Üretici elindeki ürünü satmak zorunda”
Kayısı üreticisinin düşük fiyata razı olmasının temel nedenlerinden biri ise sezon boyunca biriken masraflar.
İşçi ücretleri, mazot, gübre, ilaç, sulama ve diğer tarımsal girdiler üreticinin maliyetini her geçen yıl artırıyor. Özellikle hasat döneminde işçilik giderleri önemli bir kalem oluşturuyor. Kayısının yalnızca ağaçtan toplanması da üretim sürecinin sonu değil. Toplanan ürünün işlenmesi, çekirdeğinin çıkarılması, serilmesi, kurutulması, yeniden toplanması ve sınıflandırılması gerekiyor.
Bu süreçlerin tamamında iş gücüne ihtiyaç duyuluyor.
Günlük işçi yevmiyelerinin 2 bin liranın altına düşmediğine dikkat çekilirken, üreticinin bir yandan yükselen maliyetlerle mücadele ettiği, diğer yandan elindeki ürünü nakde çevirmek zorunda kaldığı belirtiliyor. Çiftçinin işçi ücretini, ilaç parasını, gübresini ve diğer borçlarını ödeyebilmek için hasat ettiği ürünü bekletme imkânı bulunmadığında, piyasa fiyatı ne olursa olsun satış yapmak zorunda kaldığı ifade ediliyor. Bu nedenle üreticinin elindeki ürünün değerini artırmasını sağlayacak mekanizmaların devreye girmesi isteniyor.

Üreticinin talebi TMO’nun devreye girmesi
Malatya’daki üretici temsilcilerinin en önemli taleplerinden biri Toprak Mahsulleri Ofisi’nin kayısı için taban fiyat açıklaması. Üretici kesimi, TMO’nun bütün kayısıyı satın almasını istemiyor. Asıl beklenti, piyasada üreticiyi koruyacak bir fiyat mekanizmasının oluşturulması.
Malatya’da yaklaşık 11 bin tonluk lisanslı depo kapasitesinin bulunduğu belirtilirken, geçmiş yıllarda TMO’nun kayısı için fiyat açıkladığı dönemlerde piyasada olumlu bir hareketlilik yaşandığı ifade ediliyor.
Üretici temsilcilerine göre TMO’nun belirlediği fiyatın altında ürün almak isteyen ihracatçıların karşısında alternatif bir alıcı bulunduğunda, ihracatçıların da daha yüksek fiyat teklif etmek zorunda kalması mümkün. Böylece TMO’nun yalnızca piyasaya girmesi bile üreticinin pazarlık gücünü artırabilir. Ancak üretici cephesinde TMO’dan henüz beklenen yönde bir adım gelmemesi eleştiriliyor.

Kayısı neden para etmiyor?
Normal ekonomik şartlarda bir ürünün rekoltesi düştüğünde fiyatının yükselmesi bekleniyor. Ancak Malatya kayısısında bu yıl bunun tam tersi bir tablo ortaya çıktı. Ürün miktarı ciddi şekilde azalırken üreticinin elindeki kayısı beklenen değeri görmedi. Bu durumun yalnızca iç piyasadaki arz-talep dengesiyle açıklanamayacağı, ihracat pazarındaki rekabetin de dikkate alınması gerektiği belirtiliyor. Çünkü Malatya kayısısı artık yalnızca Türkiye’deki üreticilerle ve tüccarlarla değil, dünyanın farklı bölgelerinde üretim yapan ülkelerle de rekabet ediyor. Bu noktada Özbekistan öne çıkıyor.
Özbekistan Malatya kayısısına rakip oluyor
Malatya Ticaret Borsası Başkanı Ramazan Özcan’ın daha önce dikkat çektiği ihracat rakamları, sektördeki rekabetin boyutunu ortaya koyuyor.
Türkiye 2025 yılında 47 bin 699 ton kuru kayısı ihracatından yaklaşık 303,6 milyon dolar gelir elde etti. Bu rakamlara göre Türkiye'nin ortalama kuru kayısı ihracat fiyatı kilogram başına 6,37 dolar seviyesinde gerçekleşti. Özbekistan ise 2025 yılının ilk 11 ayında yaklaşık 23,9 bin ton kuru kayısı ihraç etti. Ülkenin kuru kayısı ihracatının bir önceki yılın aynı dönemine göre 2,4 kat arttığı belirtiliyor.
Ancak asıl dikkat çeken nokta fiyat.
Özbekistan'ın ortalama ihracat fiyatı kilogram başına 1,92 dolar seviyesinde bulunuyor. Bu rakam Türkiye'nin kilogram başına ortalama ihracat fiyatının üçte birinden bile daha düşük. Fiyat avantajı nedeniyle Özbekistan'ın dünya kuru kayısı pazarındaki payını artırması, Malatya açısından ciddi bir rekabet baskısı oluşturuyor. Dahası, Özbekistan'ın Türkiye'ye de kuru kayısı sattığı belirtiliyor. 2025 yılının ilk 11 ayında Türkiye'ye yaklaşık 4 bin 100 ton Özbek kuru kayısısı geldiği ifade ediliyor.

Malatya kayısısına Özbek kayısısı karıştırıldığı iddiası
Sektördeki tartışmanın en dikkat çekici başlıklarından biri ise Malatya kayısısına farklı ülkelerden getirilen düşük fiyatlı ürünlerin karıştırıldığı iddiası. Malatya Ziraat Odaları İl Koordinasyon Başkanı Yunus Kılıç, Özbekistan ve diğer ülkelerden düşük fiyatlarla alınan kuru kayısıların Türkiye’deki serbest bölgelere getirildiğini, burada işlenip paketlendiğini ve bazı ürünlerin Malatya kayısısıyla karıştırılarak ihraç edildiğini öne sürüyor. Kılıç’ın iddiasına göre, bazı ürünlerde 10 ton Malatya kayısısına 1-2 ton Özbek kayısısı eklenebiliyor. Bu iddia doğruysa, konu yalnızca üreticinin kazancıyla sınırlı kalmıyor. Malatya kayısısının marka değerini, ihracat güvenilirliğini ve yıllardır oluşturduğu uluslararası itibarı doğrudan ilgilendiren çok daha büyük bir sorun ortaya çıkıyor. Çünkü Malatya kayısısı yalnızca Türkiye’nin değil, dünya kuru kayısı pazarının en bilinen ürünlerinden biri.
Üstelik ürünün Avrupa Birliği nezdinde de coğrafi işaret tescili bulunuyor.
Coğrafi işaretin temelinde ise ürünün belirli bir bölgeye, üretim yöntemine ve kendine özgü kalite özelliklerine bağlı olması yatıyor.
Dolayısıyla farklı menşeli ürünlerin Malatya kayısısı adı altında piyasaya sürüldüğü yönündeki iddiaların sektörde ciddi şekilde araştırılması gerektiği belirtiliyor. 46 yılda milyarlarca dolarlık ihracat
Malatya kayısısının dünya pazarındaki geçmişi oldukça güçlü.

Malatya Ticaret Borsası'nın 1978-2024 dönemine ilişkin verilerine göre, 46 yıllık süreçte yaklaşık 2 milyon 742 bin ton kuru kayısı ihraç edildi ve karşılığında yaklaşık 8 milyar dolar döviz geliri elde edildi.
Bu rakamlar, kayısının Malatya ve Türkiye ekonomisi açısından ne kadar önemli bir ürün olduğunu gösteriyor.
Yıllar içerisinde Malatya kayısısının adı dünya pazarlarında marka haline geldi. Avrupa’dan Amerika’ya, Orta Doğu’dan Uzak Doğu’ya kadar birçok ülkede Malatya kayısısı tüketiciler tarafından tercih edildi. Ancak bugün sektörün önünde yeni bir tablo bulunuyor.
Bir tarafta iklim değişikliği nedeniyle düşen rekolte, diğer tarafta yükselen üretim maliyetleri ve düşük üretici fiyatları bulunuyor. Bunlara bir de Özbekistan başta olmak üzere daha düşük fiyatlarla ürün sunan ülkelerin rekabeti ekleniyor.

Üretici ile tüketici arasındaki makas büyüyor
Malatya kayısısındaki fiyat farkı yalnızca üreticinin kazancını değil, tüketicinin ürüne ulaşmasını da etkiliyor. Üreticinin yaklaşık 250 liraya satmak zorunda kaldığı kuru kayısı, İstanbul’da 1000-1250 lira seviyelerine çıkıyor. Avrupa pazarında ise geçmiş dönemde kaliteli Malatya kayısısının kilogramının 40 Euro seviyelerinde satıldığı ifade ediliyor. Güncel kur üzerinden değerlendirildiğinde bu rakam yaklaşık 2 bin liralık bir perakende fiyata karşılık geliyor. Elbette üreticiden çıkan fiyat ile Avrupa’daki market fiyatını doğrudan karşılaştırmak doğru değil. Ürünün işlenmesi, paketlenmesi, depolanması, taşınması, ihracat işlemleri, finansman giderleri, distribütör ve perakendeci payları gibi çok sayıda maliyet kalemi bulunuyor. Ancak aradaki farkın bu kadar büyümesi, üreticinin neden yeterince kazanamadığı sorusunu da beraberinde getiriyor.
Tarlada 250 lira olan ürünün son tüketiciye yaklaşık 9 kata varan farkla ulaşması, kayısı sektöründeki fiyat zincirinin yeniden masaya yatırılması gerektiğini gösteriyor.
“Kayısıda üreten değil, satan kazanıyor”
Malatya’daki tablo, Türkiye tarımında uzun süredir tartışılan üretici-tüketici makasını bir kez daha gündeme taşıdı. Sebzeden meyveye, birçok tarım ürününde üreticinin düşük fiyatla satış yaparken tüketicinin yüksek fiyatlarla karşı karşıya kaldığı görülüyor.

Kayısıda da benzer bir tablo ortaya çıkıyor.
Üretici, aylar boyunca bahçesinin bakımını yapıyor, gübre ve ilaç kullanıyor, sulama ve işçilik masraflarını karşılıyor. Hasat döneminde ise yükselen işçilik maliyetleriyle mücadele ediyor. Bütün bu sürecin sonunda elindeki ürünü 250-300 liraya satmaya çalışıyor. Ancak aynı ürün şehirlerarası taşıma, işleme ve satış zincirinden geçtikten sonra tüketicinin karşısına 1000 liranın üzerinde bir fiyatla çıkıyor. Bu durum üreticinin “Ben neden kazanmıyorum?” sorusunu sormasına neden oluyor.
Asıl tehlike üreticinin kayısıdan vazgeçmesi
Sektördeki en büyük endişelerden biri ise düşük üretici fiyatlarının uzun vadede üretimi olumsuz etkilemesi. Bir üretici, yaptığı masrafın karşılığını alamazsa gelecek yıl aynı ürüne yatırım yapmakta zorlanabilir.
Gübre, ilaç, mazot ve işçilik maliyetlerinin sürekli yükseldiği bir ortamda ürününü maliyetine yakın ya da maliyetinin altında satmak zorunda kalan üreticinin “Seneye ne yapacağız?” sorusunu sorması, sektör açısından ciddi bir uyarı olarak değerlendiriliyor. Malatya kayısısının bugün geldiği noktada yalnızca fiyatın değil, üretimin sürdürülebilirliğinin de tartışılması gerekiyor. Çünkü kayısı ağacı bir yıl içinde kurulup ürün veren bir tarımsal yatırım değil. Yıllarca emek isteyen, bakım ve yatırım gerektiren bir üretim alanı.

Kayısıda kaybeden yine üretici mi?
Malatya kayısısının ortaya koyduğu tablo oldukça net. Üretim düşmüş. Maliyetler artmış. Üreticinin satış fiyatı gerilemiş. Tüketicinin ödediği fiyat yükselmiş. İhracat pazarında ise daha ucuz rakipler güç kazanmaya başlamış.
Bütün bunların üzerine bir de farklı ülkelerden getirilen kayısıların Malatya kayısısına karıştırıldığı yönündeki iddialar eklenmiş durumda. Dünyada eşi az bulunan bir tarım ürünü üreten Malatya, onlarca yıllık emeğin sonucunda dünya kuru kayısı pazarında önemli bir marka oluşturdu.
Coğrafi işaret alındı.
Uluslararası pazarlar oluşturuldu.
Milyarlarca dolarlık ihracat gerçekleştirildi.
Ancak bugün üreticinin “300 liraya satabilsem yeter” noktasına gelmesi, sektörün geleceği açısından ciddi bir alarm niteliği taşıyor.
Malatya kayısısının geleceği yalnızca ihracat rakamlarıyla değil, üreticinin kazancıyla da ölçülmek zorunda.
Çünkü üretici kazanmazsa üretim sürdürülemez.
Üretim sürdürülemezse ihracat yapılamaz.
Marka değeri korunamazsa dünya pazarındaki rakipler güçlenir. Ve yıllardır Malatya’nın adını dünyaya taşıyan kayısı, kendi üreticisinin geçimini sağlayamaz hale gelirse ortaya çok daha büyük bir ekonomik ve sosyal sorun çıkar. Bugün üreticinin elinden 250 liraya çıkan kayısının İstanbul’da 1000-1250 liraya, Avrupa’da ise yaklaşık 2 bin liraya ulaşması, aradaki zincirin bütün tarafları açısından yeniden değerlendirilmesi gereken bir tabloyu ortaya koyuyor.
Malatya kayısısının geleceği için üreticinin korunması, fiyat istikrarının sağlanması, ihracat pazarlarının güçlendirilmesi, düşük fiyatlı rakip ülkeler karşısında rekabet gücünün artırılması ve en önemlisi de Malatya kayısısının marka değerine zarar verebilecek uygulamaların önüne geçilmesi gerekiyor.
Aksi halde kaybeden yalnızca kayısı üreticisi olmayacak. Üretici kaybederse Malatya kaybedecek, Malatya kaybederse Türkiye kaybedecek. Dünya kuru kayısı pazarının başkenti olan Malatya’nın yıllardır oluşturduğu marka değerinin korunması ise artık yalnızca üreticinin değil, sektörün bütün paydaşlarının ortak sorumluluğu olarak öne çıkıyor.
Admin
Yönetici


















