Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, bir dizi ziyaret ve programa katılmak üzere geldiği Malatya’da önemli açıklamalarda bulundu. İnönü Üniversitesi 2026-2027 Akademik Yıl Açılış Töreni’ne katılan Kurtulmuş, üniversitenin akademik gelişiminden 6 Şubat depremlerinin ardından Malatya’da gerçekleştirilen yeniden inşa çalışmalarına, Türkiye’nin terörle mücadelesinden Terörsüz Türkiye sürecine kadar birçok konuda değerlendirmeler yaptı. Özellikle Terörsüz Türkiye sürecini Cumhuriyet’in ikinci asrının en büyük projesi olarak nitelendiren Kurtulmuş, bu sürecin kendine özgü altı temel özelliği bulunduğunu belirterek Türkiye Modeli olarak tanımladığı yaklaşımın ayrıntılarını anlattı.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un Malatya’daki ilk durağı İnönü Üniversitesi oldu. Turgut Özal Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen 2026-2027 Akademik Yıl Açılış Töreni’ne katılan Kurtulmuş’a Malatya protokolü eşlik etti. Programa Malatya Valisi Seddar Yavuz, Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, AK Parti Malatya Milletvekilleri Bülent Tüfenkci, İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak, Abdurrahman Babacan ve İhsan Koca, Yeni Parti Milletvekili Veli Ağbaba, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

İnönü Üniversitesi’ne övgü
Akademik yıl açılış töreninde ilk olarak İnönü Üniversitesi’nin köklü geçmişine ve bugün ulaştığı akademik seviyeye değinen Kurtulmuş, üniversiteyi yakından tanıdığını ve çalışmalarını takip ettiğini söyledi. Üniversitenin 71 yıllık geçmişine, 32 bini aşkın öğrencisine ve özellikle tıp alanında gerçekleştirdiği çalışmalara dikkat çeken Kurtulmuş, üniversitenin Türkiye’nin köklü yükseköğretim kurumları arasında önemli bir yere sahip olduğunu ifade etti.
Üniversitenin bugünkü seviyeye ulaşmasında emeği bulunan herkese teşekkür eden Kurtulmuş, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“İnönü Üniversitesi benim için gayet yakından tanıdığım, gayet yakından takip ettiğim önemli üniversitelerimizden birisidir. 71 yıl geride kalmış. Üniversitesinin kuruluşu dün gibi yakın bir tarihteydi. Artık Türkiye'nin köklü yerleşik üniversitelerinden birisi. 32 bine aşkın öğrencisi ile büyük bir seviyeye gelmiş vaziyette. Ayrıca tıp alanı başta olmak üzere birçok alanda da önemli adımları gerçekleştiren bir üniversitemiz. Şimdiye kadar bu üniversitede kuruluşundan bu yana emeği geçen herkese şükranlarımızı ifade ediyorum. Bütün arkadaşlarımızı yürekten devre getiriyorum.”

“86 milyonun gücüyle Malatya yeniden ayağa kalkıyor”
Kurtulmuş’un konuşmasında öne çıkan başlıklardan biri de 6 Şubat depremlerinin ardından Malatya’da yürütülen yeniden inşa çalışmaları oldu. Daha önce deprem sonrasında iki kez Malatya’ya geldiğini hatırlatan TBMM Başkanı, o günlerde karşılaştığı yıkım ve acı tabloyu yakından bildiğini belirtti. Son ziyaretinde ise kentte yaşanan değişimi ve yeni yerleşim alanlarının ortaya çıkmasını memnuniyetle karşıladığını dile getirdi.
Malatya’nın büyük bir yıkımın ardından yeniden modern bir şehir haline gelme yolunda hızla ilerlediğini ifade eden Kurtulmuş, ortaya çıkan çalışmanın yalnızca kentte yaşayanların değil, bütün Türkiye’nin ortak başarısı olduğunu vurguladı.
Kurtulmuş, deprem sonrasında Malatya’da yaşanan değişimi şu sözlerle değerlendirdi:
“Depremden sonra Malatya’ya 2 defa gelme imkanım oldu. O hüzünlü günleri, o zor günleri yakından biliyorum. Bugün geldiğimde de şunu artık övünerek ifade edebiliriz ki, bu hepimizin gücü, 86 milyonun gücüyle, büyük yıkıntılardan, tahrip olmuş Malatya'dan bugün artık modern bir şehir haline doğru yenilenmiş bir Malatya'ya doğru hızla gelişim kaydedildiğini görmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Daha evvel geldiğimizde hiç görmediğimiz yeni şehirlerin, yeni yerleşim yerlerinin, tabiri caizse 100-150 bin nüfuslu yeni bölgelerin inşa edilmiş olması da her türlü takdirin üstündedir. Fevkalade büyük bir başarıdır.”

Malatya’da inşa edilen yeni yerleşim bölgelerinin büyüklüğüne özellikle dikkat çeken Kurtulmuş, daha önceki ziyaretlerinde görmediği yeni şehirlerin ortaya çıktığını belirtti. 100-150 bin nüfuslu yeni yerleşim alanlarının oluşturulmasını önemli bir başarı olarak nitelendiren TBMM Başkanı, deprem bölgesinde yürütülen çalışmaların takdir edilmesi gerektiğini ifade etti.
Depremde hayatını kaybedenleri unutmadı
Depremin ardından Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı yıkımın büyüklüğünü hatırlatan Kurtulmuş, böylesine geniş bir coğrafyada yaşanan felaketin ardından kısa süre içerisinde yeniden ayağa kalkmanın kolay olmadığını söyledi. Türkiye’nin yeniden yapılanma çalışmalarında önemli bir mesafe katettiğini dile getiren Kurtulmuş, konuşmasında depremde hayatını kaybeden vatandaşları da andı.
Malatya halkına geçmiş olsun dileklerini yineleyen Kurtulmuş, depremzedelerin yaşadığı acının unutulmaması gerektiğini belirterek şu açıklamayı yaptı:
“Şunu da iftiharla ifade ederiz ki, bu kadar büyük ve yaygın bir yıkım herhalde dünyanın başka bir yerinde olsaydı, bu kadar kısa bir süre içerisinde ayağa kalkmak, yeniden hatta eskiden olduğundan daha iyi bir şekilde yola devam etmek mümkün olmazdı. Bu vesileyle bir kez daha Malatya depreminde kaybettiğimiz bütün dostlarımıza, bütün kardeşlerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Ailelerine başsağlığı diliyorum ve bütün Malatya'ya bir kez daha geçmiş olsun diyorum. Allah bir daha böyle acı günler, kötü günler göstermesin diye dua ve temenni ediyorum. Yine Malatya örneğinde, diğer şehirlerimizde de olduğu gibi bir başka önemli kazanımı daha elde ettik. Depremden sonra millet olarak büyük bir dayanışma örneği ortaya koyduk. Hem o şehirlerin sakinleri, o zor tablonun içerisinde dostluk, dayanışma, kardeşlik mesaisini verdiler. Hem de ülkemizin dört bir yanından insanlar gelerek burada halkımıza destek oldular.”

Kurtulmuş, deprem sonrasında ortaya konulan dayanışmanın da en az yeniden inşa çalışmaları kadar önemli bir kazanım olduğunu ifade etti. Malatya ve diğer deprem kentlerinde yaşayan vatandaşların zor şartlara rağmen birbirlerine destek olduğunu belirten Kurtulmuş, Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen insanların da depremzedelerin yanında yer aldığını söyledi. Dünyanın çeşitli bölgelerinden deprem bölgesine ulaştırılan yardımlara da değinen Kurtulmuş, bu süreçte destek veren herkese teşekkür etti.
“Cumhuriyetimizin ikinci asrının en büyük projesidir”
Akademik yıl açılış töreninde deprem gündeminin ardından Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin değerlendirmelere geçen TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Türkiye’nin terör nedeniyle geçmişte çok ağır bedeller ödediğini söyledi. Cumhuriyet’in ilk yüzyılında ülkenin karşı karşıya kaldığı en büyük sorunlardan birinin terör olduğunu ifade eden Kurtulmuş, bu sorunun çözümüne yönelik yürütülen sürecin tarihi bir dönüm noktası olduğunu belirtti.
Terörün yalnızca can kayıplarına neden olmadığını, aynı zamanda Türkiye’ye çok büyük ekonomik kayıplar yaşattığını kaydeden Kurtulmuş, on binlerce insanın hayatını kaybettiğini, binlerce kişinin şehit olduğunu ve ülkenin 2,3 trilyon doların üzerinde ekonomik maliyetle karşı karşıya kaldığını dile getirdi.

Türkiye’nin geçmişte ayrışma ve bölünme senaryolarıyla da karşı karşıya kaldığını belirten Kurtulmuş, artık bu sorunun tamamen geride bırakılmasını hedeflediklerini söyledi.
Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye sürecinin önemini şu sözlerle anlattı:
“Türkiye için tarihi bir dönüm noktası olan Terörsüz Türkiye ile ilgili geldiğimiz noktayı, gelişmeleri ifade etmek isterim. Öncelikle herhalde hepimiz kabul ederiz ki, birinci asrını geride bıraktığımız Cumhuriyetimizin birinci asrının en yakıcı, en zor, en ağır sorunu terörle ilgili sorunumuzdur. Fevkalade büyük bedeller ödenmiş, on binlerce insanımız ölmüş, binlerce insanımız şehit olmuştur. Türkiye 2,3 trilyon doların üstünde büyük bir ekonomik maliyete neden olan bir belayla karşı karşıya kalmıştı. Hatta bunun da ötesinde, zaman zaman milletimizin de umutlarının yıkıldığı, Türkiye'de ayrışma, bölünme senaryolarının gündeme geldiği çok zor, çok çetin dönemler de geride kalmıştır.
Şimdi, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk asrının en zor sorunu olan terör meselesini çözmek için bir yola çıktık ve önemli bir merhaleyi inşallah en kısa süre içerisinde tamamıyla terörün geride kaldığı, buradaki hatıraların, buradaki birikimlerin, müktesebatın sadece bizim için tarihsel bir hafıza niteliği taşıdığı günlere inşallah ulaşacağız. Artık Cumhuriyet tarihimizin ilk asrının en önemli sorununu çözmek için başladığımız bu süreç, önümüze yeni bir sorumluluk getiriyor. Nasıl bu en büyük sorunsa, bu sorunun çözülmesi ise Cumhuriyetimizin ikinci asrının en büyük projesidir.

Bu büyük projede şimdiye kadar emeği geçen herkesi yürekten, canı gönülden tebrik ediyorum. Bugüne kadar getirdiğimiz bu modeli, Türkiye Modeli adını verdiğimiz bir modeli anlatacağım. Dünyadaki bütün çatışma çözümü örneklerinden fevkalade ciddi şekilde ayrışan ve bir akademisyen olarak söylüyorum, başından itibaren de meselenin içinde olan birisi olarak söylüyorum, bundan sonra da dünyanın birçok üniversitesinde çatışma çözümleri alanında ders olarak okutulacak bir süreci yönetiyoruz. Bu süreç Türkiye Modeli'dir. Ve bu modelin birkaç tane temel özelliğini sizlerle paylaşmak istiyorum. Altı tane temel özelliği var.”
Türkiye Modeli’nin ilk özelliği: Milli irade ve yerli birikim
Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye sürecinin altı temel özelliğini açıklarken ilk sıraya Türkiye’nin kendi birikimine, toplumsal değerlerine ve devlet tecrübesine güvenerek hareket etmesini koydu. Sürecin başka ülkelerin başkentlerinde hazırlanan bir planın Türkiye’ye uygulanması şeklinde yürütülmediğini belirten Kurtulmuş, Türkiye’nin kendi siyasi ve toplumsal birikimiyle hareket ettiğini ifade etti.
Bu yaklaşımın Türkiye Modeli’nin en önemli özelliklerinden biri olduğunu kaydeden Kurtulmuş, ilk maddeye ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Bunlardan birincisi, biz bu yola girerken, başlarken kendi birikimimize, milletimizin değerlerine, ülkenin siyasi birikimine, devletin tecrübesine ve hepsinden önemlisi de toplumsal dayanışmamıza güvenerek yola çıktık. Yani Türkiye Modeli dediğimiz bu modelin, milli bir model olmasıdır. Yani başka başkentlerde pişirilen bir yemeği önümüze koyarak onunla Türkiye'nin önüne bir gündem getirilmedi. Başka başkentlerin bu konuyla ilgili ne düşündükleri inanın ki hiçbir şekilde bizim için mevzubahis dahi olmadı. Dolayısıyla kendi birikimlerimiz üzerinde başlatmış olduğumuz bu husus, öncelikle Türkiye'nin bizzat kendisine güvenmesinin somut bir sonucudur ve bu bize fevkalade güçlü bir başlangıcı nasip etmiştir.”
İkinci özellik: Dar parti siyasetinin dışında olması
Türkiye Modeli’nin ikinci özelliğinin sürecin herhangi bir siyasi partinin dar gündemine sıkıştırılmaması olduğunu belirten Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye meselesinin 86 milyon vatandaşı ilgilendiren bir konu olduğunu söyledi.
Siyasi partilerin ve toplumsal kesimlerin sürece katkı sunmasının önemine değinen Kurtulmuş, farklı siyasi görüşlerin bu meseleye yaklaşırken ortak bir gelecek ve çözüm hedefi etrafında hareket ettiğini ifade etti.

Kurtulmuş, sürecin ikinci özelliğini anlatırken siyasi partilere teşekkür etmeyi de ihmal etmedi:
“Bu sürecin ikinci temel alametifarikası, bu sürecin sadece siyasetin dar kalıpları içerisinde hapsedilecek bir ya da birkaç partinin siyasi projesi olarak gündeme getirilebilecek bir mesele olmamasıdır. Bu öncelikle 86 milyonumuzun her bir ferdini ilgilendiren, siyaset üstü demiyorum, o lafı sevmiyorum, ama bizatihi dar parti siyasetinin dışında olan bir konudur ve bu özelliğiyle de Türkiye'nin milli bir meselesi olarak cereyan etmiştir. Bu ana kadar da bütün siyasi partilere, sürece başından beri destek veren bütün toplumsal kesimlere buradan bir kez daha teşekkür etmeyi borç biliyorum.
Burada hiçbir grup bunu bir siyasi argüman olarak kullanmamış, iç siyasetin bir tartışma meselesi haline getirmemiş, bu sürece destek verenler sürecin nasıl başarıya ulaşması mümkündür sorusundan yola çıkarak müktesebatında ne varsa onu ortaya koymaya çalışmışlardır. Onun için bu sürecin, Türkiye Modeli'nin ikinci önemli özelliği, dar siyasi parti kalıpları içerisinde düşünülerek yol alınan bir süreç asla olmamasıdır.”
Üçüncü özellik: Türkiye’de üçüncü göz bulunmaması
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Türkiye Modeli’nin üçüncü özelliğini anlatırken dünyadaki çatışma çözümü örneklerinden ayrılan önemli bir noktaya dikkat çekti. Uluslararası örneklerde taraflar arasındaki görüşmelerin denetlenmesi veya izlenmesi amacıyla üçüncü tarafların sürece dahil edildiğini belirten Kurtulmuş, Türkiye’de ise böyle bir yapının bulunmadığını söyledi.
Kurtulmuş, Türkiye Modeli’nde belirleyici olanın doğrudan millet ve milletin temsilcisi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğunu vurguladı.
Bu konuda yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Üçüncü önemli meselemiz ise şudur: Dünyadaki bütün çatışma çözümlerinde mutlaka bir üçüncü göz vardır. Yani diyelim ki İngiltere'de IRA ile İngiliz hükümeti arasında müzakereler devam ederken başka ülkeler üçüncü bir göz olarak kontrol eden, murakabe eden bir göz olarak bulunmuş ya da bazı bölgelerde de sivil toplum kuruluşları ve uluslararası kuruluşlar üçüncü bir göz olarak bu süreçlere dahil olmuştur. Bu bizim sürecimizin, Türkiye Modeli'nin alametifarikası ise bizde bir üçüncü göz yoktur. Birinci göz de, üçüncü göz de bizzat milletin kendisidir. Milletin temsilcisi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'dir.”
Dördüncü özellik: Açık, şeffaf ve müzakereci demokrasi
Kurtulmuş, Türkiye Modeli’nin bir diğer önemli özelliğinin sürecin açık ve şeffaf şekilde yürütülmesi olduğunu ifade etti. Görüşmelerin toplumun gözü önünde gerçekleştirilmesinin önemine değinen TBMM Başkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun bu süreçte üstlendiği role dikkat çekti.
Toplumun farklı kesimlerinden temsilcilerin aynı çatı altında bir araya getirildiğini belirten Kurtulmuş, farklı görüşlerin demokratik bir ortamda dile getirilmesinin sürecin başarısı açısından önemli olduğunu kaydetti.
Kurtulmuş, bu başlıktaki değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
“Sürecin başından itibaren açık, şeffaf ve gerçekten bütün müzakerelerin halkın gözü önünde cereyan etmiş olmasıdır. Bunu sağlamak için Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, toplumumuzun hemen hemen her kesiminden çok farklı grupları bir araya getirmiş, bu konuda fikri olan herkesin fikrini Meclis çatısı altında söylemesine gayret gösterilmiştir. Çünkü biliyoruz ki demokrasinin en büyük gücü, en aykırı fikirlerin bile ortak bir zeminde tartışılabilmesidir.
Türkiye Modeli bu çerçevede başından itibaren müzakereci demokrasinin en güçlü örneği olarak ortaya çıkmıştır. Ve Allah'ın izniyle de geldiğimiz noktada büyük bir mesafe kat edilmiştir. Burada herkesin sözüne saygı duymak, bu konuda emek veren herkesin emeğine saygı duymak prensibiyle hareket ettik ve bunun da çok şükür sonuçlarını güçlü bir şekilde aldık.”
Beşinci özellik: Terörsüz Türkiye ile birlikte terörsüz bölge hedefi
Türkiye Modeli’nin beşinci özelliğinin bölgesel barış ve güvenliği de kapsadığını belirten Kurtulmuş, Türkiye’nin kendi iç huzurunu komşu ülkelerin huzurundan ayrı değerlendirmediğini söyledi.
Suriye ve Irak başta olmak üzere çevre ülkelerde yaşanan gelişmelerin Türkiye’nin güvenliği ve bölgenin geleceği açısından önem taşıdığını kaydeden Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye hedefinin aynı zamanda terörsüz bir bölgenin oluşturulmasını da içerdiğini ifade etti.
Bölgede yaşayan bütün halkların huzur ve refah içerisinde hayatlarını sürdürmesinin öncelikli hedef olması gerektiğini belirten Kurtulmuş, bu konudaki görüşlerini şu sözlerle dile getirdi:
“Türkiye Modeli adını verdiğimiz bu modelin beşinci önemli özelliği, iç huzurumuzu komşularımızın selametinden ayrı tutmamamızdır. Yani bu bölgede barışın, huzurun, sükûnun ve selametin sağlanabilmesi için bölgedeki bütün halkların huzur ve refah içerisinde yaşaması en önemli önceliğimiz olarak gündeme gelmiştir. Bunun için başından itibaren ısrarla bir konuyu gündeme getirdim: Terörsüz Türkiye, aynı zamanda terörsüz bir bölgenin tahkim edilmesi, kurulması demektir.
Bu çerçevede bizim dile getirdiğimiz bu hususların bölge ülkelerimizde de dikkate alındığını, Suriye ve Irak başta olmak üzere komşu ülkelerimizde de hem silahsızlanma hem de iç huzurun sağlanması konusunda kalıcı adımların atılmaya başlandığını sevinerek görüyoruz ve inşallah ümit ediyoruz ki en nihayetinde bu işler bittiğinde bu bölge halklarının tamamı; Türkler, Kürtler, Araplar, Sünniler, Aleviler, Şiiler, Müslümanlar, gayrimüslimler herkes huzur ve güven içerisinde yaşayacak. Herkes barış ve selamet içerisinde yaşayacaktır.
Dolayısıyla kendi iç huzurumuzu Irak'ın, Suriye'nin ya da diğer bölge ülkelerinin huzurundan ayrı görmedik. Birlikte ortak bir geleceğe gidebilmek için hep birlikte Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölgelerin inşa edilmesini fevkalade önemsedik.”
Altıncı özellik: Farklılıkları zenginlik olarak görmek
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Türkiye Modeli’nin altıncı ve son özelliğini ise ülkedeki farklılıkların bir ayrışma nedeni değil, toplumsal zenginlik olarak kabul edilmesi şeklinde açıkladı.
Türkler ve Kürtlerin ortak bir geleceğe sahip olduğunu belirten Kurtulmuş, herhangi bir toplumsal kesimin gururunu ve onurunu dikkate almayan bir yaklaşımın başarıya ulaşamayacağını ifade etti. Türkiye’nin bütünlüğünün korunması ve ortak geleceğin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Kurtulmuş, farklılıkların tarihsel ve toplumsal birikimin parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Kurtulmuş, altıncı özelliğe ilişkin açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Bu sürecin önemli alametifarikalarından bir diğeri, altıncısı ise ülkemizdeki farklılıkları bir zenginlik meselesi olarak telakki etmemizdir. En başta söylediğimiz gibi, Türk'ün gururunu, Kürt'ün onurunu esas almayan hiçbir gelişme bu ülkede sonuç elde edemez. Burada fevkalade tutarlı bir şekilde devam ettik ve bugün geldiğimiz noktada da diyoruz ki: Türk'ün istikbali de Kürt'ün istikbali de birbirine aittir ve her iki halk ülkemizin bölünmez, bir bütün olarak varlığını sürdürecektir.
Bu çerçevede bunu sadece bir söylem olarak değil, siyasi ajandamızın merkezine koyarak aramızdaki farklılıkları bir ayrıştırma vesilesi değil, tarihten gelen ve bugün de fevkalade ciddi bir zenginliğimiz olan bir birikimimiz olduğunu bilerek yolumuza devam ettik.”
Malatya programında iki önemli gündem öne çıktı
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un İnönü Üniversitesi’nde gerçekleştirdiği akademik yıl açılış programında iki önemli başlık öne çıktı. İlk olarak 6 Şubat depremlerinin ardından Malatya’da yürütülen yeniden yapılanma çalışmalarını değerlendiren Kurtulmuş, kentin kısa sürede önemli bir değişim yaşadığını belirterek bu süreci 86 milyonun ortak başarısı olarak nitelendirdi.
Kurtulmuş’un ikinci önemli gündemi ise Terörsüz Türkiye süreci oldu. Türkiye’nin terör nedeniyle geçmişte ödediği ağır bedellere dikkat çeken TBMM Başkanı, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında bu sorunun çözülmesinin en büyük hedeflerden biri olduğunu ifade etti. Türkiye Modeli olarak tanımladığı sürecin altı temel özelliğini Malatya’dan anlatan Kurtulmuş, milli irade, siyasi partilerin ortak katkısı, üçüncü gözün bulunmaması, şeffaflık, bölgesel barış ve toplumsal farklılıkların zenginlik olarak kabul edilmesi başlıklarını öne çıkardı.
İnönü Üniversitesi 2026-2027 Akademik Yıl Açılış Töreni, üniversitenin akademik gelişimi ve Türkiye’nin gündemindeki önemli konulara ilişkin yapılan değerlendirmelerle gerçekleştirildi.
Konuşmanın tamamını;
https://x.com/NumanKurtulmus/status/2118611317481246750
izleyebilirsiniz.
Admin
Yönetici



















