Kenan Kaya ( Özel Haber) -Malatya’da şehitlere yönelik hassasiyet tartışması bu kez Doğanşehir ilçesinden adeta patladı. Diyarbakır’da 2016 yılında terör örgütünün haince bomba yüklü araç ve roketlerle düzenlediği hain saldırıda şehit düşen Esra Köse Başaran’ın adının verilmesi kararlaştırılan devlet hastanesinde, aradan geçen yıllara rağmen tabelada hiçbir ismin yer almaması “şehide saygı” tartışmasını yeniden alevlendirdi.
Türkiye’yi yasa boğan o kanlı saldırıda görev başında şehit olan Esra Köse Başaran, geride henüz iki yaşındaki evladını ve ağır yaralı kurtulan polis eşi Cengiz Başaran’ı bırakmıştı. O gün verilen söz açıktı: Şehidin adı memleketi Doğanşehir’de yaşayacaktı. Nitekim bu kapsamda ilçedeki devlet hastanesine “Şehit Esra Köse Başaran Devlet Hastanesi” ismi verildi.

Ancak aradan geçen yıllar, verilen söz ile sahadaki gerçek arasındaki çarpıcı farkı ortaya koydu.
Depremde ciddi hasar alan ve kullanılamaz hale gelen deprem sonrası atıl hale gelen eski hastane binasının ardından yeni yerleşim alanına taşınan Doğanşehir Devlet Hastanesi aktif olarak hizmet veriyor. Fakat şaşırtıcı olan şu ki; resmi kayıtlarda adı açıkça “Şehit Esra Köse Başaran Devlet Hastanesi” olarak geçmesine rağmen, hastanenin girişinde tek bir harf dahi yazmıyor. Tabela bomboş. 4 yıldır eşinin isminin tabelada yazılması için uğraş veren gazi polis memuru Cengiz Başaran gittiği tüm kapılardan eli boş dönüyor.

Bu durum yalnızca bir “eksiklik” olarak değil, Doğanşehir’de birçok vatandaş tarafından açık bir “vefasızlık” olarak yorumlanıyor.
İddialar ise tartışmayı daha da derinleştiriyor. İlçede kulaktan kulağa yayılan söylemlere göre, hastanenin yapım sürecinde iş insanı Vahap Küçük’ün maddi katkı sağladığı, bu nedenle ilerleyen süreçte hastaneye farklı bir isim verilebileceği konuşuluyor. Resmi bir doğrulama olmamasına rağmen, dört yılı aşkın süredir tabelanın boş bırakılması bu iddiaları güçlendiren en önemli unsur olarak görülüyor.

“BU SADECE BİR TABELA DEĞİL, BİR VİCDAN MESELESİ”
Yaşananlara en net ve en sarsıcı tepki ise şehidin eşi ve saldırıdan gazi olarak kurtulan gazi polis memuru Cengiz Başaran’dan geldi. Haber sitemize konuşan ve soruları mahcup bir şekilde cevaplayan Başaran, sürecin perde arkasını ve yaşadığı hayal kırıklığını açık yüreklilikle anlattı:
“Eşimin isminin yaşatılması benim talebim değildi. Dönemin kaymakamı böyle bir düşünceyle geldi. Şehidimizin adını yaşatmak istediklerini söyledi. Ben de okul olmamasını istemedim. Çünkü okul isimleri değişebiliyor. Daha kalıcı, daha anlamlı bir kurum olsun istedim. Bu yüzden hastane dedim. Bu isteğim aylar sonra kabul edildi ve hastanenin adı Esra Köse Başaran olarak değiştirildi.
Depremden sonra eski bina atıl hale geldi. Milli eğitime devredildi. Yeni hastane yapıldı, hizmet vermeye başladı. Ama ne hikmetse o isim tabelası oraya asılmadı. Resmiyette hâlâ Şehit Esra Köse Başaran Devlet Hastanesi yazıyor ama ortada tabela yok. Yaklaşık dört yıldır yok.
Ben bu süreçte elimden gelen her şeyi yaptım. Valilerle görüştüm, kaymakamla görüştüm, CİMER’e yazdım, dilekçeler verdim. Ama hâlâ bir sonuç yok. Benim tek istediğim şey çok basit: O ismin oraya yazılması. Bu sadece bir şehide saygıdır. Bunun bize hiçbir maddi getirisi yok. Böyle bir beklentimiz de yok.”
Başaran’ın sözleri yalnızca bir talep değil, aynı zamanda derin bir kırgınlığın da ifadesiydi. Deprem sürecinde yaşadıkları ise bu kırgınlığı daha da büyütmüş durumda:

“Depremde çok ağır şeyler yaşadık. Annemin evi de benim evim de yıkıldı. İki ev birden yok oldu. Ama aylarca kimse arayıp sormadı. Şehit yakınlarına yeterince sahip çıkılmadığını düşündüm. Bizi depremden 6 ay sonra arayabildiler. En ilginci ise bize verilen konteynerin peşine düşmeleri. Verilen bir konteyner için bile defalarca aradılar, ‘ O konteyner ne oldu, kullanıyor musunuz?’ diye sordular. Biz gaziye verdikleri konteyneri istiyorlar. Biz kira yardımı alsaydık bunu da mı isteyeceklerdi?”

DOĞANŞEHİR’DE SABIR TAŞTI: “BU ARTIK SAYGISIZLIK”
Resmiyette ismi olmasına rağmen tabelası olmayan hastane ile ilgili olarak İlçede konuştuğumuz vatandaşlar ise artık sabrın taştığını açıkça dile getiriyor.
Ahmet D:
“Bizim ilk kadın şehidimiz, Malatya’nın gururu olan bir isimden bahsediyoruz. Devlet bu hastaneye bu ismi verdi. Ama ortada tabela yok! Bu nasıl iş? Dört yıldır neden yazılmaz bir isim? Bu ihmalkârlık değil, bu artık saygısızlıktır.”
Mehmet K:
“Şehitlerin isimleri bu memlekette en üst yerde tutulmalı. Ama bakıyorsunuz, resmiyette var ama tabelada yok. Bu çelişkiyi kim açıklayacak? Bu durum sadece aileyi değil, hepimizi incitiyor. Tüm Doğanşehir’i derinden yaralıyor. Bu ayıbın önüne bir an önce geçilsin.”
Fatma Y:
“Biz artık konuşmak değil, çözüm görmek istiyoruz. Yetkililere buradan açık çağrı yapıyoruz. Lütfen o tabelayı bir an önce asın. Bu bir eksiklik değil, bu bir vefa borcudur. Şehidimize yapılan bu ilgisizliği kabul etmiyoruz.”
GÖZLER YETKİLİLERDE: CEVAP BEKLENİYOR
Dört yılı aşkın süredir devam eden bu durum karşısında Doğanşehir’de tepkiler her geçen gün büyürken, gözler başta Malatya Valisi Seddar Yavuz olmak üzere İl Sağlık Müdürlüğü ve ilgili tüm kurumlara çevrildi.
Ortada net bir gerçek var:
Resmiyette var olan bir şehit ismi, sahada yok.
Ve şimdi herkes aynı soruyu soruyor:
Bir tabelayı asmak bu kadar mı zor, yoksa burada bilinmeyen başka bir süreç mi var?
Admin
Yönetici


















