Fendoğlu: Bizim ahbabımız devlettir, Kızılay’dır

MHP Malatya Milletvekili Mehmet Fendoğlu, Kızılay’ın hukuki statüsünü güçlendiren kanun teklifine destek vereceklerini açıkladı. Fendoğlu, 6 Şubat depremlerini hatırlatarak Kızılay’ın önemini vurguladı.

Sürmanşet - 15-10-2026 00:45

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Malatya Milletvekili Mehmet Fendoğlu, Türk Kızılay’ının hukuki statüsünün güçlendirilmesine ilişkin kanun teklifi üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmayla dikkat çekti. Kızılay’ın 158 yıllık tarihine, uluslararası insani yardım faaliyetlerine ve özellikle 6 Şubat depremlerinde üstlendiği role değinen Fendoğlu, MHP olarak kanun teklifine “evet” oyu vereceklerini açıkladı.

TBMM Genel Kurulu’nda 28. Dönem 5. Yasama Yılı çalışmaları kapsamında görüşülen Türk Kızılay’ının Hukuki Statüsünün Güçlendirilmesine İlişkin Kanun Teklifi üzerine MHP grubu adına söz alan Malatya Milletvekili Mehmet Fendoğlu, düzenlemenin sıradan bir mevzuat değişikliği olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Kızılay’ın tarihsel misyonunun, insani yardım faaliyetlerinin ve uluslararası alandaki temsil gücünün altını çizen Fendoğlu, kurumun hukuki yapısının güçlendirilmesinin stratejik önem taşıdığını ifade etti.

“Sıradan bir mevzuat değil, stratejik bir devlet düzenlemesi”

Konuşmasında kanun teklifinin taşıdığı anlamı değerlendiren Fendoğlu, Kızılay’ın geçmişten geleceğe uzanan misyonuna dikkat çekti. Düzenlemenin, milletin yardımseverlik ve dayanışma anlayışını uluslararası alanda daha güçlü hale getireceğini belirten Fendoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Bu kanun teklifi sıradan bir mevzuat düzenlemesi değildir. Bu teklif, tarih ile geleceği buluşturan; merhameti hukukla güçlendiren; milletimizin vicdanını uluslararası alanda daha etkili hale getiren stratejik bir devlet düzenlemesidir.”

Türk Kızılay’ının 1868 yılında “Hilal-i Ahmer” adıyla temelleri atılan köklü bir iyilik hareketi olduğunu hatırlatan Fendoğlu, kurumun tarih boyunca üstlendiği görevlerin önemine değindi. Kızılay’ın kuruluşundan bugüne kadar emeği geçenleri de unutmayan Fendoğlu, kurucularını, gönüllülerini, bağışçılarını ve tüm Kızılay mensuplarını rahmet ve minnetle andı.

Fendoğlu’nun konuşmasında, Kızılay’ın yalnızca afet zamanlarında yardım ulaştıran bir kuruluş olmadığı, aynı zamanda Türkiye’nin insani diplomasi alanındaki gücünü temsil eden önemli bir kurum olduğu mesajı öne çıktı. Atatürk’ün Hilal-i Ahmer Hastanesi’nde tedavi gördüğünü hatırlattı

Kızılay’ın Osmanlı döneminden günümüze uzanan tarihsel yolculuğuna değinen Mehmet Fendoğlu, kurumun Türkiye’nin yakın tarihiyle kesişen önemli bir anısını da TBMM Genel Kurulu’nda paylaştı.

1868 yılında “Osmanlı Yaralı ve Hasta Askerlere Yardım Cemiyeti” adıyla kurulan yapının daha sonra “Hilal-i Ahmer Cemiyeti” adını aldığını belirten Fendoğlu, kurumun zaman içerisinde milletin vicdanını temsil eden simge kuruluşlardan biri haline geldiğini ifade etti.

Fendoğlu, Trablusgarp Savaşı sırasında yaralanan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Hilal-i Ahmer Hastanesi’nde tedavi gördüğünü hatırlattı. O gün hastanede tedavi gören bir Türk subayının yıllar sonra Milli Mücadele’ye önderlik ettiğine dikkat çeken Fendoğlu, bu tarihsel örneğin Kızılay’ın Türkiye’nin geçmişi ve geleceği açısından taşıdığı anlamı ortaya koyduğunu belirtti.

Kızılay’ın tarihsel birikiminin korunması ve kurumun geleceğe daha güçlü taşınması gerektiğini vurgulayan Fendoğlu, yapılması öngörülen hukuki düzenlemenin bu sorumluluk açısından önem taşıdığını dile getirdi.

“6 Şubat depremlerinde umudun adı oldu”

MHP Malatya Milletvekili Mehmet Fendoğlu’nun konuşmasında en dikkat çekici bölümlerden biri, 6 Şubat depremlerine ilişkin değerlendirmeleri oldu.

Deprem bölgesinin milletvekili olarak felaketin ardından Kızılay’ın sahadaki varlığını bizzat gözlemlediğini belirten Fendoğlu, depremlerin insanların hayatını birkaç saniye içerisinde değiştirdiğini ifade etti. Evlerini, düzenlerini ve hatıralarını kaybeden vatandaşların en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden birinin umut olduğunu vurgulayan Fendoğlu, insani yardımın yalnızca temel ihtiyaçların karşılanmasından ibaret olmadığını söyledi.

Deprem sonrasında bir çadırın, sıcak yemeğin, battaniyenin veya yardım kolisinin afetzedeler açısından taşıdığı anlamı anlatan Fendoğlu, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Deprem olduğunda insanın dünyası birkaç saniye içerisinde değişiyor. Ev gidiyor. Düzen gidiyor. Hatıralar gidiyor. Ama insanın en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri kalıyor: Umut! O anda bir çadır sadece çadır değildir. Bir sıcak yemek sadece yemek değildir. Bir battaniye sadece battaniye değildir. Bir yardım kolisi sadece bir koli değildir. Bunların her biri ihtiyaç sahibine şunu söyler: 'Yalnız değilsin!' İşte Kızılay'ın gerçek anlamı budur.”

Fendoğlu, bu sözleriyle afet dönemlerinde yardımların maddi ihtiyaçları karşılamanın ötesinde bir anlam taşıdığına işaret etti. En zor günlerinde destek gören vatandaşların yalnız olmadıklarını hissetmelerinin önemine değinen Fendoğlu, Kızılay’ın insani yardım faaliyetlerinin bu açıdan büyük değer taşıdığını vurguladı.

6 Şubat depremlerinin Malatya başta olmak üzere birçok kentte derin izler bıraktığını hatırlatan Fendoğlu, afet dönemlerinde dayanışmanın ve yardımlaşmanın önemini ön plana çıkardı. Kızılay’ın bu süreçte üstlendiği rolü kendi gözlemleri üzerinden değerlendiren Fendoğlu, kurumun hukuki yapısının güçlendirilmesinin gelecekteki insani yardım faaliyetleri bakımından da önem taşıdığını ifade etti.

Uluslararası alanda güçlü hukuki statü vurgusu

Dünyada yaşanan savaşlar, insani krizler ve iklim değişikliğine bağlı afetlerin yardım kuruluşlarının sorumluluklarını artırdığına dikkat çeken Fendoğlu, ulusal yardım kuruluşlarının uluslararası alanda etkin biçimde faaliyet gösterebilmesi için güçlü bir hukuki zemine ihtiyaç duyduğunu belirtti.

1949 Cenevre Sözleşmeleri çerçevesinde milli yardım cemiyetlerinin rolüne değinen Fendoğlu, Amerikan, İngiliz, Japon ve Alman Kızılay/Kızılhaç modellerini örnek gösterdi. Kurumların hukuki yapılarının, uluslararası faaliyetlerde tanınırlık ve hareket kabiliyeti açısından önem taşıdığını vurgulayan Fendoğlu, Türk Kızılay’ının hukuki statüsünün güçlendirilmesinin de bu açıdan değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Kızılay’ın dünyanın farklı bölgelerinde gerçekleştirdiği yardım çalışmalarının Türkiye’nin insani diplomasi gücüne katkı sunduğunu belirten Fendoğlu, kurumun uluslararası krizlerde üstlendiği sorumluluğun önemine işaret etti.

“Afrika’daki bir köyde susuz kalan çocuk Türkiye’yi tanıyor”

Türk Kızılay’ının uluslararası yardım faaliyetlerinin Türkiye’nin dünyadaki temsil gücü açısından da önemli olduğunu ifade eden Mehmet Fendoğlu, ay-yıldızlı yardım araçlarının ihtiyaç sahipleri için taşıdığı anlamı şu sözlerle dile getirdi:

“Afrika'daki bir köyde susuz kalan çocuk, üzerindeki ay-yıldızlı yardım tankerini gördüğünde Türkiye'yi tanıyor.”

Fendoğlu, Gazze’den deprem bölgelerine kadar uzanan insani yardım çalışmalarına değinerek Kızılay’ın kırmızı hilalinin, Türkiye’nin şefkatli yüzünü temsil ettiğini kaydetti.

İhtiyaç sahiplerine ulaştırılan yardımların yalnızca temel gereksinimleri karşılamadığını, aynı zamanda dayanışma ve insanlık anlayışını da yansıttığını belirten Fendoğlu, Kızılay’ın uluslararası alandaki çalışmalarının önemini vurguladı.

Kurumun güçlü bir hukuki statüye sahip olmasının, gelecekte ortaya çıkabilecek insani krizlere karşı daha etkili faaliyet yürütülmesine katkı sunacağını ifade eden Fendoğlu, kanun teklifinin bu açıdan stratejik bir adım olduğunu dile getirdi.

MHP kanun teklifine “evet” diyecek

Konuşmasının son bölümünde MHP’nin kanun teklifine ilişkin tutumunu açıklayan Mehmet Fendoğlu, Türk Kızılay’ının milletin vicdanından doğmuş önemli bir emanet olduğunu söyledi.

Milletin zor durumda kalan insanı yalnız bırakmadığını, devletin de afet dönemlerinde vatandaşının yanında olması gerektiğini vurgulayan Fendoğlu, Kızılay’ın bu dayanışma anlayışının önemli temsilcilerinden biri olduğunu ifade etti.

MHP olarak kanun teklifine destek vereceklerini belirten Fendoğlu, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Bizim milletimiz dara düşeni yerde bırakmaz! Bizim devletimiz afetzedeyi yalnız bırakmaz! Bizim insanımız zor günlerde birbirine sırtını dönmez! Çünkü biz; aynı bayrağın altında, aynı vatanın üzerinde, aynı milletin evlatlarıyız! Kızılay bu büyük milletin vicdanından doğmuş bir emanettir ve bu emanete sahip çıkacağız. Bizim anlayışımız nettir: İnsan yaşarsa devlet yaşar! Millet yaşarsa Türkiye yaşar! İyilik yaşarsa insanlık yaşar! Bizim ahbabımız devlettir, millettir, Kızılay’dır.”

Fendoğlu’nun konuşmasında Kızılay mesajı öne çıktı

Mehmet Fendoğlu’nun TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Kızılay’ın 158 yıllık tarihsel mirası, 6 Şubat depremlerindeki rolü, uluslararası insani yardım faaliyetleri ve hukuki statüsünün güçlendirilmesi konuları öne çıktı. Kızılay’ın yalnızca bir yardım kuruluşu değil, aynı zamanda milletin dayanışma kültürünü temsil eden köklü bir kurum olduğunu vurgulayan Fendoğlu, kanun teklifine destek vereceklerini açıklayarak konuşmasını “Bizim ahbabımız devlettir, millettir, Kızılay’dır” sözleriyle noktaladı.

Günün Diğer Haberleri