Yine gerçekleri söylemek ve yazmak bize düştü…
Aslında insan bazen kendi kendine gülüyor; Malatya’da bazı şeyleri anlatmak mı daha zor, yoksa bazı şeyleri anlamak mı daha zor, insan karar veremiyor.
İki gün önce Malatya Büyükşehir Belediye Başkanlığı Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı’nda beklenmeyen bir gelişme yaşandı.
Kadir Çelik, görevinden ayrılmak istediğine dair istifasını sundu.
Yani açık ve net şekilde görevinden affını istedi.
Belediye yönetimi de bu talebi olumlu karşıladı ve süreç doğal akışı içinde sonuçlandı.
Kadir Çelik de belediyede yürüttüğü görevlerden biri olan Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı görevinden ayrılmış oldu.
Bu açıklama belediyenin basın departmanı tarafından da basın mensuplarına servis edildi.
Ve işte tam da burada Malatya’da o bildiğimiz tablo ortaya çıktı…
Bir anda bir yaygara, bir anda bir hareketlilik, bir anda herkesin yorum yaptığı bir gündem.
Bazı basın organları olayı bizim gibi klasik, olması gerektiği gibi bir haber olarak duyurdu.
Ama bazıları…
İşte bazıları adeta işin içine duygu kattı, yorum kattı, hatta neredeyse sevinç gösterisine çeviren bir dil kullandı.
Daha düne kadar “abi” dedikleri, “Kadir Bey” diye hitap ettikleri, kapısından neredeyse ayrılmadıkları insanı bir anda yerden yere vurmaya başladılar.
Şimdi insan burada durup sormadan edemiyor: Ne değişti?
Yahu bir dakika beyler…
Ne yapıyoruz biz? Kadir Çelik gider, başkası gelir.
Belki Kadir Çelik geri gelir.
Bu tamamen Malatya Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın alacağı bir karardır. Bu kadar basit bir idari süreçten niye bu kadar büyük anlamlar çıkarılıyor, gerçekten anlamak zor.
Tamam dediğiniz olsun;
Kadir Çelik görevinden ayrılmadı da uzaklaştırıldı.
Eee ne olacak savaşı mı kazanmış olacaksınız.
Belediye açıkladı ki, Kadir Çelik görevinden ayrılmak istedi ve Başkanlık uygun gördü.
Asıl mesele Basın Halkla İlişkiler Daire Başkanlığına başka ismin geleceği, gerisi çokta önemli değil. Kadir bey kendi isteği ile gitmiş olsun yada Başkanın talebi ile ne fark eder ki.
Şimdi gelelim doğrulara…
Ben açık konuşayım; Kadir Çelik’i çok yakından tanımam.
Haber sitemizi kurduğumuz dönemde bir iki ay bekledik, bize bülten gönderen olmadı.
Sonra kendisini aradım. Benim numaram kayıtlı değildi, doğal olarak aramamda telefonu açmaması da normaldi.
Bir mesaj attım, yarım saat sonra döndü. Ve beni, bizim haber sitemizi de o bilgilendirme grubuna dâhil etti.
O günden bugüne de Malatya Belediyesi ile ilgili haberleri o kanaldan alıyorum.
Ama burada önemli bir şey var: Benim yaptığım şey bülten haberciliği değil, gazetecilik yapmaya çalışmak.
Kadir Çelik ile bir kere de Malatya’ya gittiğimde yüz yüze görüştüm.
Yaklaşık 40–45 dakika oturduk, bir çay içtik, sohbet ettik. Hepsi bu. Onun dışında ne özel bir bağım var, ne de başka bir ilişkim.
Kendisinin şahsi hayatı, siyasi görüşü, dini inancı da beni ilgilendirmez.
Zaten aynı düşüncede olmak zorunda da değiliz, aynı inançta olmak zorunda da değiliz, aynı ideolojide olmak zorunda da değiliz.
Biz görevimizi yaparız, o görevini yapar.
O, belediyenin yaptığı işleri kamuoyuna duyurur; biz de halkı bilgilendiririz. Bu kadar.
Malatya ziyaretimde kendisini aradım, randevu talep ettim, ertesi güne randevu verdi, 45 dakika oturduk. Oldukça mütevazı, kendisinden emin ve görevinin bilincinde olan bir kişilik. Gazetecilik nedir Malatya’da “basın mensubuyum” diye gezen birçok isimden daha iyi bilen bir isim.
Özel sohbetimizde bana şunu söyledi: “Kenan bey, biliyor musun; bizi en çok eleştiren haber sitesisin ama sana asla bir şey diyemem. Çünkü görevini yapıyorsun, gazetecilik yapıyorsun. Bizim hatalarımızı yazıyorsun, yanlışlarımızı gösteriyorsun.”
Ama burada beni asıl etkileyen şey şu oldu:
“Ama dikkat ettiğim bir şey var, belden aşağı hiç vurmuyorsun.”
İşte bu cümle önemli.
Evet, biz birilerine belden aşağı vurmuyoruz.
Birileri gibi değiliz.
Bizim görevimiz birilerine sallamak, saldırmak sonrada yandaşı olmuş gibi davranıp avanta almak değil. Birilerinin aile meselelerini gündeme taşıyarak aba altından sopa göstermek değil.
Bizim, hele hele, birilerini karalamak, sonra da onun üzerinden prim yapmak, reklam almak gibi bir derdimiz yok.
Kurumlarda Basın ofislerini aşarak, doğrudan belediye başkanına ulaşma yarışı içinde de değiliz.
Herkes işini yapacak. Herkes yerini bilecek.
Ben Sayın Sami Er ile de dört kez bir araya geldim.
Yaklaşık iki yıldır haber sitem var ama özel röportaj yapma gereği duymadım. Çünkü sağ olsun basın birimi o kadar yoğun çalışıyor ki, her gün dört beş tane bülten geliyor.
Hatta bazen hangisini yayınlayacağımı düşünüyorum.
Başkanın attığı her adım, yaptığı her açıklama zaten bültene dönüşüyor. Çünkü kendilerini gazeteci gören bazıları gelen bültenleri kopyala yapıştır sistemi ile çalışıyorlar
Başkan Sami Er gerçekten dürüst ve Malatya için mücadele eden bir isim Kendisini bu anlamda takdir ediyoruz, memleketine hizmet etmek için çalışıyor. Bunu diyoruz ama Başkanı eleştirmemek, hataları varsa yazmamak ta olmaz. Bundan dolayı Malatya Büyükşehir Belediyesini en çok eleştiren haber sitesi de biziz. Ama bizim derdimiz şahsi değil hataların düzelmesi için bir daha tekrarlanmaması için.
İşte bundan dolayıdır ki, tam tersine, ben Sami Er’i en çok eleştiren haber sitelerinden biriyim.
Ama burada önemli bir çizgi var: Ben Sami Er’in şahsiyetine bir şey söylemem. Çünkü görüyorum ki mütevazı, kibar ve Malatya için bir şeyler yapmaya çalışan biri.
Ama aynı zamanda siyaseti tam bilmeyen, sosyal medyayı yanlış kullanan bir yönü de var.
Biz bunu yazdık, eleştirdik, kendisiyle de konuştuk. Hatta İstanbul’da iki kez bir araya geldiğimizde, yaptığımız bazı eleştirilerin doğru olduğunu kendisi de kabul etti.
Yani burada mesele şu: Eleştiri var ama saygı da var.
Malatyalılarla açılışlarda, etkinliklerde karşılaştık, selamlaştık, sohbet ettik. Ama hiçbir zaman ilişkimiz “yakınlık” yâda “yalakalık” üzerinden değil, “mesafe ve iş” üzerinden oldu.
Şimdi tekrar Kadir Çelik meselesine dönersek…
Görevinden alındı, görevinden ayrıldı, kendisi istedi, sonuçta ne olduysa oldu, görevini bıraktı.
Ama benim gördüğüm şu: Görevde olduğu sürece gerçekten profesyonel çalıştı. Malatya Büyükşehir Belediyesi’ni, Sami Er’i sürekli gündemde tuttu.
Sosyal medya hesaplarıyla, basın bültenleriyle, açıklamalarla bu işi yürüttü.
Şimdi bazıları çıkıp diyor ki “basın mensuplarının telefonuna çıkmıyordu.”
Yok, kardeşim, ben üç kere aradım, üçünde de çıktı. Bir kere çıkmadıysa da mesaj attı, müsait değildi, sonra döndü. Bu kadar basit.
Sen gece 9’da 10’da ararsan, tabii ki çıkmaz. O senin emir erin değil. Onun da ailesi var, onun da hayatı var. Mesai saatinde ararsın, cevap yoksa konuşursun. Yoksa herkes birbirinin 24 saat nöbetçisi değil.
Herkes görevini bilecek, herkes haddini bilecek.
Onun için şunu net söylüyorum: Kadir Çelik Malatya Büyükşehir Belediyesi’nde basın ve halkla ilişkiler alanında gerçekten iyi işler yaptı.
Bunu yok sayamayız. Kim ne derse desin.
“Şuymuş, buymuş” tartışmalarına da girmem. Bizi ilgilendirmez.
Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Yasalara uyduğu sürece, görevini yaptığı sürece neci olduğu önemli değildir.
Yarın onun yerine başka biri gelir, aynı eleştiriyi ona da yaparız, aynı desteği de veririz.
Ama lütfen şunu unutmayalım…
Gazeteciliği başka amaçlar için kullanmayalım.
Çünkü Malatya’da bunu yapanlar da var, hepimiz görüyoruz.
Kendini basın mensubu olarak tanıtıp aslında başka hesaplar yapanlar da var.
Bunlara taviz verilmemeli, hatta aramızdan tamamen temizlenmeli. Teşekkürler Kadir Çelik, yeni görevinde başarılar…
Benim söyleyeceklerim şimdilik bu kadar.
Saygılarımla.