Dün Garip Dede Dergâhı'nda yaşananları saatlerdir düşünüyorum.
İnsan ister istemez kendi kendine soruyor...
Gerçekten buna değer miydi?
Bir ibadet mekânını, insanların dua etmek, lokmasını paylaşmak, gönül almak için geldiği kutsal bir yeri siyasi tartışmaların tam ortasına çekmeye değer miydi?
Bence değmezdi...
Hem de hiç değmezdi.
Çünkü siyaset gelir geçer.
Bugün varsınız, yarın yoksunuz.
Bugün alkışlanırsınız, yarın eleştirilirsiniz.
Ama inanç merkezleri kalıcıdır.
Dergâhlar kalıcıdır.
Cemevleri kalıcıdır.
Camiler kalıcıdır.
Oralar günlük siyasetin değil, insanların maneviyatının evidir.
İşte bu yüzden dün yaşanan görüntüler hepimizi üzmüştür.
Şunu en baştan söyleyeyim...
Bu yazıyı ne Özgür Özel düşmanlığı yapmak, ne CHP düşmanlığı yapmak için yazıyorum ne DEM Parti'yi savunmak için ne de başka bir siyasi partiyi övmek için.
Benim derdim siyaset değil.
Benim derdim, kutsal kabul edilen bir mekânın siyaset uğruna tartışmaların içine itilmiş olmasıdır.
İşin merkezindeki isim ise Malatyalı hemşehrimiz Celal Fırat.
Celal Fırat'ı tanıyan bilir.
Siyasi görüşüne katılırsınız ya da katılmazsınız.
Oy verirsiniz ya da vermezsiniz.
Ama adamın Malatya sevdasını kimse inkâr edemez.
İstanbul Milletvekili olmasına rağmen defalarca Malatya'nın sorunlarını Meclis'te dile getirdi.
Depremi anlattı.
Esnafı anlattı.
Çiftçiyi anlattı.
Rezerv alanları anlattı.
Konteyner kentleri anlattı.
Malatya'nın unutulmaması için mücadele etti.
Bugün dönüp Meclis tutanaklarına bakın.
Malatya'yı kaç kez gündeme getirdiğini göreceksiniz.
Birçok Malatya milletvekilinden daha fazla Malatya konuştuğunu söyleyenlere hak vermemek elde değil.
Evet...
Celal Fırat'ın siyasi geçmişi de biliniyor.
CHP'de siyaset yapmak istediği konuşuldu.
Adaylık sürecinde istediğini bulamadığı yönünde iddialar ortaya atıldı.
Neden mi zengin değil diye.
CHP’nin adaylığını kabul etmediği sohbetlerde konuşulan dedikodular arasında yer almakta.
Ardından DEM Parti'den aday oldu ve milletvekili seçildi.
Bu tamamen siyasi bir tercihtir.
Katılırsınız ya da katılmazsınız.
Ama hiç kimsenin siyasi tercihi, yönettiği bir ibadet merkezinin hedef hâline getirilmesine gerekçe olamaz.
Çünkü Celal Fırat sadece milletvekili değildir.
Aynı zamanda Garip Dede Türbesi ve Garip Dede Dergâhı'nın başkanıdır.
Yani orada taşıdığı sorumluluk siyasetin çok üzerindedir.
Dün düzenlenen etkinlik aslında birlik ve beraberlik programı olmalıydı.
Sanatçılar geldi.
Bilim insanları geldi.
Kanaat önderleri geldi.
Yüzlerce vatandaş geldi.
İnsanlar lokmasını paylaşmaya geldi.
Muhabbet etmeye geldi.
Ama ne oldu?
Bir anda gündem değişti.
Kemal Kılıçdaroğlu'nun programa geleceği konuşuldu.
Sonrasında katılmadığı açıklandı.
Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre bunun nedeni olası bir gerginliğin önüne geçmekti.
Kemal Kılıçdaroğlu büyüklük yaptı…
Demek ki bazı riskler önceden görülmüş.
Peki, madem böyle bir risk vardı...
Neden gerekli hassasiyet gösterilmedi?
Burada CHP Grup Başkanı Özgür Özel ve beraberindeki ekibe de ciddi bir sorumluluk düşüyor.
Çünkü bir siyasi lider, bir ibadet mekânına giderken oranın atmosferini korumak zorundadır.
Oraya parti genel başkanı veya bir milletvekili olarak değil, misafir olarak gidersiniz.
Orada partinizi değil, saygınızı gösterirsiniz.
Eğer bulunduğunuz yerde insanların birbirine slogan atacağını, hakaret edeceğini, kutuplaşmanın büyüyeceğini hissediyorsanız buna engel olmak da sizin sorumluluğunuzdur.
Liderlik biraz da budur.
Ortamı germek değil, sakinleştirmektir.
Bugün ortaya çıkan tablo ne Özgür Özel CHP’sine yakıştı ne de Türkiye siyasetine.
Daha da üzücü olan ise bazı kişilerin bir ibadet mekânında "hain" sloganları atacak kadar işi ileri götürmesidir.
Soruyorum...
Bir dergâhta "hain" sloganı atılır mı?
Bir cemevinde siyasi hesaplaşma yapılır mı?
Bir ibadethanede insanlar birbirine bağırır mı?
Yarın aynı olay bir camide yaşansa ne diyecektik?
"Herkes haddini bilsin." demeyecek miydik?
O zaman bugün de aynı şeyi söylemek zorundayız.
İbadethanelerin partisi olmaz.
İbadethanelerin ideolojisi olmaz.
İbadethaneler herkesindir.
İşte bu yüzden Celal Fırat'ın yaptığı açıklamalar dikkatle okunmalıdır.
Kendi ifadesine göre etkinlik öncesinde bazı isimleri arayarak, "Duyuru yapmayın. Provokasyon olabilir. İstenmeyen olaylar yaşanabilir." uyarısında bulunmuş.
Eğer buna rağmen duyurular yapılmış ve insanlar bilinçli şekilde o atmosfere taşınmışsa, bunun hesabını da yapanlar vermelidir.
Orada günah keçisi ilan edilmek istenilen Celal Fırat değil bilinci tezgah kuran ismini dahi yazmak istemediğim CHP üyeliği askıya alınan kişidir. Bu Arif Sağ’ı oğlu olan zat ve tüm uyarılara rağmen Celal Fırat’ın ricalarına rağmen Özgür Özel duyurusu yapan kendilerini CHP’nin asli sahipleri ilan edenlerdir.
Asli sahipleri diyorum, çünkü öyle olsaydı bir ibadet haneyi siyasete alet etmelerdi.
Sonra dönüp bütün faturayı Garip Dede Dergâhı'na kesmek vicdanla bağdaşmaz.
Bir de sosyal medya...
Ne yazık ki herkes hâkim olmuş.
Kimse araştırmıyor.
Kimse dinlemiyor.
Kimse olayın aslını öğrenmeye çalışmıyor.
Önüne gelen yazıyor.
Önüne gelen suçluyor.
Önüne gelen hedef gösteriyor.
Peki, bunun sonunda ne oluyor?
Yıllardır toplumun her kesimini bir araya getiren bir dergâh tartışmaların odağı hâline geliyor.
İşte buna üzülüyorum.
Çünkü ben Malatyalıyım.
Bir Malatyalı olarak hemşehrimin yönettiği bir dergâhın böyle haberlerle anılmasını istemiyorum.
İster sağcı olun.
İster solcu olun.
İster CHP'li olun.
İster AK Partili olun.
İster DEM Partili olun.
Hiç fark etmez.
İnanç siyaset üstüdür.
İbadethaneler de siyaset üstüdür.
Bugün alkış tuttuğunuz siyasetçiler yarın olmayacak.
Ama Garip Dede Dergâhı yine ayakta kalacak.
Camiler yine açık olacak.
Cemevleri yine hizmet vermeye devam edecek.
O yüzden günlük siyasi hesaplar uğruna asırlık değerlerimizi yıpratmayalım.
Son sözüm de özellikle siyasetçilere...
Nereye giderseniz gidin, önce bulunduğunuz yerin anlamını bilin.
Bir dergâha gidiyorsanız siyasetçi kimliğinizi değil, insanlığınızı öne çıkarın.
Çünkü insanlar sizi alkışlamak için değil, inançlarını yaşamak için oradalar.
Bunu unuttuğumuz gün, kaybeden ne bir parti olur ne bir lider...
Kaybeden toplum olur.
Kaybeden birlik olur.
Kaybeden kardeşlik olur.
Ve en önemlisi de kaybeden, hepimizin ortak değeri olan inanç mekânları olur.
Aman siz siz olun dikkat edin…
Garip Dede Dergâhı sizin tarafınızdan siyasete malzeme yapılmaya çalışıldı ama olan aslında size oldu. Milyonlarca Alevi sizin yüzünüzü gördü.
Sayın Özgür Özel biraz uzak durun…
Siyaset ve Kemal Kılıçdaroğlu’na saldırı yeri Garip Dede Dergahı değildir.
Bu arada son sözüm ise Malatya’daki Alevi kanaat önderlerine, hayırdır sizden niye bir açıklama gelmedi.
Belki Özgür Özel’ci yâda Kemal Kılıçdaroğlu’cu olabilirsiniz ama bu siyaset üstü bir olayda sessiz kalmak size yakıştı mı? Yoksa sizde görmezden mi geleceksiniz…


















