CHP’de yaşanan son gelişmeler var ya…
Açık söyleyeyim, bu artık sıradan bir parti içi tartışma değil. Bu iş başka bir yere gidiyor.
Hani derler ya “iş büyüdü” diye, tam olarak öyle bir noktadayız.
Şimdi gelin şöyle yan yana oturmuşuz gibi konuşalım…
Siyasette tartışma olur mu? Olur.
Hatta olmazsa zaten orada bir sıkıntı vardır.
Ama mesele tartışmayı aşıp, insanların birbirine “acaba?” diye baktığı bir noktaya gelirse, işte orada durup düşünmek lazım.
Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın yaşadığı süreç de tam olarak böyle.
Adam açık açık çıkıp “işbirliği var” diyor.
Bu öyle herkesin kolay kuracağı bir cümle değil. Bu cümle, içeride bir şeylerin ciddi anlamda koptuğunu gösterir.
Yani mesele sadece bir disiplin süreci değil, mesele güven meselesi.
Şimdi soralım kendimize…
Bir partide güven zedelenirse ne olur?
En basitinden, kimse kimseye tam anlamıyla sırtını yaslayamaz.
Herkes bir adım geri durur. Bu da sahaya yansır. Vatandaş da bunu hisseder zaten.
Öyle çok derin analiz yapmasına gerek yok, millet her şeyi görüyor.
Bakın, Malatya özelinde konuşalım…
Veli Ağbaba dediğiniz isim öyle masa başı siyaset yapan biri değil.
Sahada var, sokakta var, vatandaşın içinde var.
İnsanlar onu tanıyor, biliyor. Şimdi böyle bir ismin bir anda bu şekilde gündeme gelmesi ister istemez kafalarda soru işareti bırakıyor.
Vatandaş ne der biliyor musunuz?
“Durduk yere mi oldu bu?” der.
“Bunun arkasında ne var?” der.
Çünkü bu ülkede kimse artık olaylara yüzeyden bakmıyor. Herkes bir şeylerin arka planını merak ediyor.
Bir de şu var…
CHP yıllardır “değişim” diyor.
Her seçim sonrası aynı cümle: değişim olacak. İyi güzel de…
Değişim dediğin sadece koltuk değiştirmekle olmaz ki. Aynı bakış açısı, aynı anlayış devam ederse, isimler değişse ne olur değişmese ne olur?
Bugün yaşananlara bakınca insanın aklına şu geliyor:
“Gerçekten bir değişim mi var, yoksa sadece görüntü mü değişiyor?” İşte vatandaşın kafasını kurcalayan da tam olarak bu.
Bir başka mesele de şu disiplin işleri…
Tamam, her partinin bir düzeni var, kuralları var. Ama bu kurallar ne zaman devreye giriyor, nasıl giriyor, kime giriyor…
İşte orası çok önemli. Eğer insanlar bu süreci “hesaplaşma” olarak görmeye başlarsa, işte o zaman sıkıntı büyür.
Şimdi dışarıdan bakan biri ne görüyor biliyor musunuz? Kavga görüyor. Tartışma görüyor. Ayrışma görüyor.
Peki ne görmüyor? Birlik görmüyor. Güçlü bir duruş görmüyor.
Ve açık konuşalım…
Vatandaş artık şuna bakıyor: “Benim derdimi kim çözecek?” Ekonomi ortada, hayat pahalılığı ortada, herkesin kendine göre bir derdi var. Böyle bir ortamda insanlar partilerin kendi iç kavgasını izlemek istemiyor.
Hatta çoğu zaman şöyle diyorlar:
“Siz önce kendi içinizde anlaşın.”
Bu cümle çok şey anlatıyor aslında.
Kim haklı, kim haksız kısmına girmiyorum. Çünkü bu işin iç yüzünü en iyi onlar bilir. Ama dışarıdan görünen tablo çok parlak değil, onu net söyleyebilirim.
Siyaset dediğin şey güven işidir. İnsanlar sana güvenecek ki gelip oy versin, destek versin. Ama sen kendi içinde sürekli bir gerilim üretirsen, o güveni oluşturamazsın.
Bir de şu var…
Bu tür süreçler sadece o anı etkilemez. Uzun vadede iz bırakır. Bugün yaşanan bir tartışma, yarın başka bir yerde karşına çıkar. Siyaset hafızası güçlü bir alandır, kolay kolay unutulmaz.
Son olarak şunu söyleyeyim…
Siyaset kişisel meselelerin çözüldüğü bir yer olmamalı. Olursa ne olur? O zaman asıl meseleler geri planda kalır. Halkın derdi ikinci plana düşer.
Ve işte en tehlikeli nokta da burasıdır.
CHP bugün bir yol ayrımında gibi görünüyor. Ya bu süreci doğru yönetip daha güçlü çıkacak…
Ya da bu tartışmalar büyüyerek devam edecek.
Ama ne olursa olsun, kazananın kim olacağı değil, kaybedenin kim olacağı önemli.
Ve eğer bu iş böyle devam ederse…
Kaybeden sadece bir kişi ya da bir grup olmaz.
Kaybeden, güven olur, kaybeden halk olur, kaybeden umutlarını CHP’ye bağlamış milyonlar olur.
Birde düşünüyorum ve neden diyorum!
Ama o nedeni bir türlü bulamıyorum,
Neden disipline ihraç talebi ile sevk edilen Veli Ağbaba için İl örgütünden bir açıklama gelmiyor?
Doğanşehir, ardından Hekimhan, Battalgazi, Yeşilyurt derken tüm ilçe örgütlerinden açıklamalar geldi.
Veli Ağbaba’nın yanındalar, Veli Ağbaba’ya iftira atıldığını savunuyorlar.
Peki, CHP İl yönetimine ne oldu, neden bir kelime söylemiyorlar.
Bugüne kadar her seferinde Veli Ağbaba’nın yanında duran adeta onun gözünün içine bakıp iki dudağından çıkan her kelimeye ‘Tamam’ diyenler bugün neden sessizler, anlaşılır gibi değil.
Söylediler de biz mi duymadık diye merak ediyoruz;
Yok, ama ya yok…
Sosyal medya hesaplarına bakıyoruz bir paylaşım yok, basın gruplarını inceliyoruz bir açıklamalara rağmen CHP Malatya İl yönetimi sessizliği tercih ediyor.
İnanın anlaşılır gibi değil ve kafamızda onlarca soru oluşuyor.
Acaba daha düne kadar “Hain” dedikleri Kemal Kılıçtaroğlu ve ekibini mi izliyorlar?
Yok, canım, bunu yapmazlar, yapsalar da bir işe yaramaz.
Peki, bu sessizlik niye, ne oldu?
Gerçekten Malatya siyaseti iyice karıştı…
MHP İl Başkanı bir anda görevden alınıp yerine yıllardır Ülkü Ocakları Başkanlığı yapan isim atandı.
Daha dün açıklama yapıp Özgür Özel ve ekibinin yanında olduklarını desteklediklerini söyleyen Zafer Partisi İl Başkanı bir an da istifa etti.
Göreve geldiği andan itibaren saha çalışmalarına hız veren partisine bütünleştirici birleştirici işlere imza atan Ak Parti İl Başkanın görevden alınacağı söylemleri ayyuka çıktı.
CHP Yönetimini ve Milletvekili Veli Ağbaba’yı eleştirdiği için partisinden ihraç edilen ve Kemal Kılıçtaroğlu ile CHP’ye geri dönüş yapan Yazıhan Belediye Başkanı yanında yeni il Başkanı adayını gezdirmeye hatta Genel Merkeze götürüp açıklamalar yapmaya başladı.
Ama Barış Yıldız’dan ses yok birkaç gündür…
Sayın Başkan ilçe Başkanların bir bir açıklama yapıyor, ihraç talebi ile disipline sevk edilen abin Veli Ağbaba’nın yanında yer alıyorlar, artık sen de çık iki cümle söyle.
Bizi şu yoksalardan kurtar…

















