Evet, yanlış duymadınız, yanlış okumadınız…
Meclise bir tabut girdi, üstelik sembolik bir tabut.
Emeklilerin yıllardır gasp edilen hakkını, hükümetin verdiği “sadaka zammını” simgeliyor.
Ama Meclis’te bu tabloyu görenler önce şaşırdı, sonra saldırıya geçti.
İşte olay burada başlıyor: AK Partili vekiller tabuta saldırıyor, engelliyor, oradan uzaklaştırmaya çalışıyorlar.
Tabutu kaldıracaklarını sanıyorlar sanki oysa bu tabut bir obje değil, öfkenin ve hak arayışının sembolü.
Tabut taşınırken Meclis adeta birbirine girdi.
Bir yanda tabut, diğer yanda konuşmak isteyen Veli Ağbaba.
Etrafında bağıran, itişen, ne yapacağını şaşırmış vekiller…
“Bu ne biçim gösteri?” bakışlarıyla dolanıyorlar.
Konuşmasına izin verilmeyen Ağbaba vazgeçmiyor; haykırıyor: “Emekli maaşı sadaka değil, haktır!” Ama bazıları bunu duymak istemiyor; hemen müdahale, hemen tabutu alıp götürme çabası.
Ama işin ilginci, Veli Ağbaba’nın davranışında ne bir öfke boşalması var ne de gösteriş. O tam tersine hem Meclis’te hem Malatya’da yıllardır halkın sesi olmaya devam ediyor.
Deprem sonrası şehir yeniden ayağa kalkarken, kayısı tarlalarındaki kayıplar ve esnafın çilesi hâlâ çözülmemişken, Ağbaba hep sahada oldu.
Malatya’ya, Malatyalıya hizmet etmeyi ihmal etmedi. Ama Meclis’te söz hakkı verilmediğinde, hak arayışını sembolik bir tabutla gösteriyor; çünkü bazen söz yetmiyor, eylem gerekiyor.
16 gündür CHP’li vekiller Meclis’te emekliler için nöbet tutuyor.
Her gün, her saat, seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Ama sonuç?
Verilen zamlar hâlâ yetersiz. Emekli, yıllarca çalışmış, vergi vermiş, şimdi ise aldıkları zamma bakıyor ve “Bu mu hakkım?” diye soruyor.
Tabut işte bu sorunun sembolü. Ve AK Partili vekiller bunu görmek yerine, tabutu kaldırmaya uğraşıyor.
Ağbaba bu kez çıkıyor kürsüye ve Ak Partili vekillere teşekkür ediyor.
Hem de, ne teşekkür…
Sembolik tabuta saldıranları vampirlere benzetiyor ve sıralıyor sözlerini bir bir;
“Tabuta vampirler saldırır, vampirler. Emekliler adına teşekkür ediyorum. Kimin ne olduğunu gösterdiniz…”
Ağbaba, susar mı fıkraları ile benzetmeleri ile kartondan tabuta tahammülleri olmayanlara yüklendikçe yükleniyor.
Şimdi gelelim asıl meseleye;
Unutmayın, bu sadece Meclis’in sorunu değil; sokakta da aynı tablo var. Emekliler aç, memurlar borçlu, genç işsiz. Ama Meclis hâlâ koltuk kavgasında, tabut tartışmasıyla meşgul.
Tabutun yarattığı gerginlik, yıllardır duyulmayan bir çığlığın patlaması.
Veli Ağbaba’nın tabutu, sadece sembol değil; iktidara, Meclis’e ve topluma meydan okuma.
Hani “Meclis’te demokrasi var” diyorlar ya…
İşte size demokrasi manzarası: Tabutu uzaklaştırmaya çalışan vekiller, konuşmayı engellemeye çalışanlar, kaos ve şaşkınlık… Herkes kendi koltuğunu korumakla meşgul.
Uyanın artık! Emeklinin hakkını verin; yoksa tabutlar sadece sembol olmaktan çıkacak ve Meclis’in içinde, sokakta, hafızalarda daha çok yankılanacak.
Ve unutmayın: Tabutun sesi susturulamaz, emeklinin hakkı yok sayılmaz.
Size bir şey söyleyeyim şimdi;
Konuşmak isteyen vekili susturdunuz. Sembolik tabuta müdahale edip anında uzaklaştırdınız.
Peki;
Ya emekli, Veli Ağbaba’nın “Korkmayın çıkın sokağa haykırının sesinizi duyurun. 16 milyon emekliyi cezaevine atamazlar, korkmayın” sesine kulak verirlerde sokağa çıkarlarsa;
İşte o zaman ne olacak?
Sembolik tabutu aramayın aman ha…
















