Malatya’da bazı hikâyeler vardır…
Aslında bir kişinin hikâyesi gibi görünür ama içine girince bir mahallenin, hatta bir duruşun hikâyesi çıkar.
Bu kez de öyle oldu.
Yeşilyurt ilçesine bağlı Hoca Ahmet Yesevi Mahallesi’nde yaşanan süreç, aslında bir “muhtar hikâyesi” gibi başladı ama giderek bir “halk duruşuna” dönüştü.
Muhtar Orhan Ünalır…
Şunu baştan söylemek lazım:
Bu hikâyede en dikkat çeken şey geri adım atmaması oldu.
Kolay değil…
Karşında bir milletvekili var, siyasi güç var, iletişim kanalları var.
Ama muhtar kendi çizgisini bozmadı. Ne söylediyse arkasında durdu. Adeta dediki;
“Beni dinlemiyorsanız, ben de aynı şekilde karşılık veririm”
Belki tam bunu demedi, ama tavrı bunu hissettirdi.
Aslında yaptığı şey şuydu: Kendi şahsında mahallenin sesini temsil etmek.
Çünkü bu tür yerel ilişkilerde muhtar sadece bir kişi değildir. Mahallenin dili olur, sesi olur, bazen de itirazı olur.
Karşı tarafta ise AK Parti Malatya Milletvekili İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak var.
Burada önemli bir detay var: Milletvekili bu süreçte geri çekilmedi.
Tam tersine, birkaç kez görüşme ve temas için girişimde bulunduğu, haber gönderdiği, iletişim kurmaya çalıştığı biliniyor.
Ama burada belirleyici olan şey hız değil, ikna değil…
Zaman.
Muhtar o ilk tavrını hemen değiştirmedi. Çünkü mesele bir anda oluşmamıştı, bir anda da çözülmüyordu.
Sonra süreç yavaş yavaş başka bir yere evrildi.
En kritik kırılma noktası ise şu oldu: Aileye dair özel bir süreç ve muhtarın eşinin Umre dönüşü…
Milletvekili bu kez doğrudan ev ziyaretiyle geldi. Yani bu kez kapıdan, resmi programdan değil; doğrudan insan ilişkisi üzerinden bir temas kuruldu.
“Şu an Orhan abinin evindeyiz. Eşi Umre ’den döndü, hayırlı olsun demeye geldik…”
Bu cümle aslında bir ziyaret cümlesinden çok, bir yumuşama cümlesi oldu.
Ama burada asıl önemli nokta şu: Muhtar bu kapıyı daha önce kapatmış olmasına rağmen, bu kez tamamen kapatmadı. Yani bir geri adım atmadı ama bir görüşmeye de kapıyı tamamen kapatmadı.
İşte o ince çizgi önemli.
Çünkü bu hikâyede kazanan ya da kaybeden değil, bir “duruş” var.
Muhtarın yaptığı şey aslında çok net:
Kırılınca susan değil, kırgınlığını taşıyan ama geri adım atmayan bir çizgi.
Ve bu çizgi, mahallede karşılık buldu.
İnsanlar şunu gördü: “Bir muhtar sadece tabelada duran biri değil, gerçekten temsil eden biri olabilir.”
Ardından gönül almasını bilen bir vekilin hikâyesi yazıldı Malatya’da…
Kırgınlık yaşadığı muhtarın gönlünü almak için çok çaba sarf etti ve başardı. Bu da gösterdi ki, Milletvekili havaya girmeden Malatya için hizmet etmesini iyi biliyor.
Malatya için mücadele ediyor ve halkla bütünleşmeyi seviyor.
Sonrasında milletvekilinin sahaya inmesi devam etti. Yeşiltepe ve çevresinde vatandaşla buluşmalar, esnaf ziyaretleri, birebir sohbetler…
Ama burada da algı değişmedi: Her şey tek bir ziyaretle bitmedi, bir süreç yaşandı.
Bugün gelinen noktada aslında görünen şey şu:
Bu hikâye bir “barış hikâyesi” değil sadece. Daha çok bir “temsil gücü hikâyesi.”
Muhtar geri adım atmadı.
Israrla aynı çizgide durdu.
Ve en sonunda karşı tarafta bir temas kuruldu.
İşte bu yüzden bu olay sadece bir ziyaret olarak okunmuyor.
Çünkü Malatya’da insanlar şunu çok net görüyor:
Bazen en güçlü şey geri adım atmak değil, yerinde durabilmektir.
Ve bu hikâyede o duruş, bir mahallenin sesi olarak yazıldı.
Teşekkürler Muhtar Orhan Ünalar, Teşekkürler mütevazi olmasını da bilen Sayın Ölmeztoprak…

















