Kaburga...
Kalp ve akciğer gibi hayati organları dış etkenlerden koruyan, solunum sırasında göğüs kafesinin genişleyip daralmasına yardımcı olan ve insanın dimdik ayakta durmasını sağlayan en önemli kemik yapılarından biridir.
İnsan çoğu zaman kaburgasının farkında bile olmaz.
Çünkü görevini sessizce yapar.
Ama ne zaman ki kaburgada bir sorun olur, işte o zaman hayat değişir.
Rahat nefes alamazsınız.
Gülmek canınızı yakar, öksürmek eziyete dönüşür.
Bazen evinizden çıkmak istemezsiniz. Bazen insanların arasına karışamazsınız. Bazen de toplumun içinde olsanız bile kendinizi yalnız hissedersiniz.
Çünkü kaburgadaki en küçük sorun bile insanın yaşamını, hayata bakışını ve toplumdaki yerini değiştirir.
Mesele tam da bu aslında...
Şimdi kaburgayı bir tarafa bırakalım ve Malatya siyasetine bakalım.
Çünkü son günlerde Cumhuriyet Halk Partisi Malatya İl Örgütü'nde yaşananlar bana sürekli kaburgayı hatırlatıyor.
Bir tarafta Kemal Kılıçdaroğlu tarafından göreve atanan ve göreve geldiği günden beri partiyle ilgili incelemeler yapan, araştırmalarını kamuoyuyla paylaşan İl Başkanı Hakan Satılmış var.
Diğer tarafta görevden alınmasına rağmen geri çekilmeyen, Özgür Özel İletişim Merkezi'ni kurarak faaliyetlerini sürdüren, her fırsatta Özgür Özel'in ve Veli Ağbaba'nın yanında olduğunu söyleyen Barış Yıldız var.
Bir de Enver Kiraz...
Bu şehirde tam 11 yıl CHP İl Başkanlığı yapmış, mütevazı olduğu söylenen, kolay kolay polemiklerin içinde göremeyeceğiniz bir isim.
Ama son günlerde ne hikmetse hedefine Barış Yıldız'ı aldı. Saldırı oklarını ona çevirdi ve partinin paraları ile lüsk içinde yaşadığını söyleyerek gündemi meşgul etmeye başladı.
İşin ilginç tarafı ise bugüne kadar Barış Yıldız'ın hemen her davetinde, her programında Enver Kiraz'ı gördük.
Aynı masadaydılar.
Aynı fotoğraf karelerindeydiler. Bu yüzden kimse Enver Kiraz'ın böyle bir çıkış yapacağını tahmin etmiyordu.
Ama yaptı...
Hem de öyle bir yaptı ki CHP'deki tartışmanın seyri değişti.
"Ben il başkanlığı yaptığım dönemde kendi aracımı kullandım. Hizmetlere kendi aracımla gittim. Mazot paramı da cebimden ödedim." dedi.
Aslında bu cümle sadece geçmişi anlatmıyordu.
Bugüne de gönderilmiş güçlü bir mesajdı.
"Bize bakın, bir de bugüne bakın." demekti.
Barış Yıldız da bu mesajı böyle okumuş, olacak ki cevabı gecikmedi.
"Senin döneminde mazot borçlarından dolayı parti teşkilatı icralık oldu." dedi.
İşte tartışmanın fitili tam burada ateşlendi.
Bu kez Enver Kiraz bu kez bir televizyon programına çıktı.
"Geçmiş defterleri karıştırmayın. İflas etmiş bir bakkal eski defterleri açar." diyerek söze başladı.
Barış Yıldız'la kişisel bir sorunu olmadığını söyledi.
Kendi dönemlerinde mütevazı yaşadıklarını, bugün ise lüksün konuşulduğunu ifade etti.
Ama dikkat edin...
Barış Yıldız'ın söylediği hiçbir şeyi de inkâr etmedi.
Tam tersine;
"Evet, bu parti benim babamın şirketi değil. Partiler bazen parasız olabilir, borçlanabilir, icralık olabilir.
On bir yıl önce yaşanan bir icra olayını bugün gündeme getirmenin doğru olduğunu düşünmüyorum.
Sonuçta o borç parti tarafından ödendi." dedi.
Yani yaşananı reddetmedi.
Sadece geçmişin bugünün kavgasına dönüştürülmesine itiraz etti.
Sonra konu Veli Ağbaba'ya geldi.
Enver Kiraz, siyasete girmesinde Veli Ağbaba'nın büyük emeği olduğunu söyledi.
"Hatta ailemden daha fazla bana destek oldu." diyerek bunu açıkça ifade etti.
Ama ardından çok önemli bir cümle kurdu.
Kendisine yöneltilen bir soru üzerine;
Veli Ağbaba'nın mezar başında alkol kullanmasına ilişkin görüntüler sorulduğunda, "Ben de desteklemiyorum, tasvip etmiyorum." dedi.
Yetmedi...
"Desteklediğimiz insanların yanlışlarını söyleme hakkına da sahibiz." diye ekledi.
Bence programın en dikkat çeken cümlesi buydu.
Çünkü siyasetin en zor tarafı budur.
Birini desteklemek kolaydır.
Yanlışını söylemek zordur.
Enver Kiraz bunu yaptı mı?
Bencesi bende kalsın, kararı siz verin.
Peki, bütün bu yaşananlardan sonra aklımda kalan ne oldu biliyor musunuz?
Yine kaburga...
Yazının başında kaburgadan neden bahsettiğimi şimdi daha iyi anlatabildiğimi düşünüyorum.
Kaburga sadece kalbi ve akciğeri korumaz.
İnsanın dik durmasını da sağlar.
Siyasette de böyledir.
Partileri ayakta tutan makamlar değildir.
Koltuklar değildir.
Arabalar değildir.
Asıl ayakta tutan şey duruştur.
Kaburga sağlam olduğu sürece insan ayakta kalır.
Duruş sağlam olduğu sürece de siyaset ayakta kalır.
Bugün CHP Malatya'da yaşanan tartışmalara baktığımda aklımda tek bir soru kalıyor.
Kaburga gerçekten hâlâ yerinde mi?
Yoksa fark edilmeden çatlamaya mı başladı?
Bunun en büyük örneği bir partiye 25 yılını veren 11 yıl İl Başkanlığı yapan Enver Kiraz oldu bence…
Şimdi Enver Kiraz o programda ne dedi inanın ben anlamadım.
Bir Veli Ağbaba’yı övdü, 25 yıldık desteğinden söz etti.
Mezar görüntüsünü desteklemediğini belirtken kem etti küm etti ama sonuçta ‘hataları da söyleriz’ dedi.
Sorulardan kaçtı nerede duracağını açıklayamadı ama sanırım Hakan Satılmış ekibine bir şekilde yerleştirdi yöneticileri unuttu.
Ve en önemlisi Kemal Kılıçdaroğlu ekibini söylenenlerin aksine Butlanca ilan etmeyerek açık destek verirken kaçmaya çalıştı diğer tarafa şirin görünmeye çalıştı.
Ama sonuçta son çıkışı ile ‘Bende varım’ demeye çalıştı, görmek isteyenlere.
Ama Onu ne Kemal Kılıçdaroğlu’nın en büyük destekçisi ve bir zamanlar dostu olan Yazıhan Belediye Başkanı Abdulvahap Göçer, ne Özgür Özel’ci dik duruşunu gizlemeyen Barış Yıldız görüyor nede sığınmaya çalıştığı Kılıçdaroğlu ekibi.
Neden mi?
Net ve açık sözler yok, çünkü insan vücudunda kaburga önemli...
Sahi İnsan vücudunda kaburga nerede ve ne işe yarar?
















