Malatya Ticaret ve Sanayi Odası…
Yani şehrin üretiminin, ticaretinin, sanayisinin, ihracatının, esnafının ve yatırımcısının ortak çatısı.
Burası herhangi bir siyasi partinin il binası değil.
Burası seçimden seçime hatırlanacak bir makam da değil.
Ticaret ve Sanayi Odası'nın tek sahibi vardır; o da üyeleridir.
Bugünlerde TSO seçimleri yeniden gündemde. Teamüllere göre seçimlerin Ekim ayı başında yapılması bekleniyor. Doğal olarak kulisler hareketlendi, adaylar bir bir konuşulmaya başlandı.
Mevcut Başkan Oğuzhan Ata Sadıkoğlu yeniden adaylığını açıkladı.
Aslında Sadıkoğlu'nun hikâyesi yeni başlamış bir hikâye değil.
Yaklaşık 25 yılı aşkın süredir Malatya Ticaret ve Sanayi Odası'nın hemen her kademesinde görev yaptı.
Komite üyeliğinden meclis üyeliğine, yönetim kurulu üyeliğinden başkanlığa kadar uzun bir süreçten geçti.
Üstelik iki dönemdir başkanlık görevini yürütüyor.
Burada göz ardı edilmemesi gereken önemli bir ayrıntı var.
Sayın Sadıkoğlu iki seçimi de kıl payı kazanmadı. Üyelerin çok büyük desteğini alarak seçildi. Meslek komitelerinde ve meclis üyeliklerinde yüzde 80'lere ulaşan bir başarı elde etti. Bu da üyelerin verdiği güçlü desteğin açık bir göstergesi oldu.
Elbette demokrasilerde her seçim yeni bir sınavdır.
Geçmiş başarılar kimseye ömür boyu koltuk garantisi vermez.
Sandık gelir, üyeler kararını verir.
Buraya kadar her şey normal...
Ancak dikkat çeken başka bir tablo var.
Bu kez Sayın Sadıkoğlu'nun karşısına Mahmut Boyraz çıktı.
Daha doğrusu kamuoyunda birçok kişinin söylediği gibi "çıkarıldı" iddiaları mevcut…
Ben kimsenin aday olmasına karşı değilim. Tam tersine, TSO Meclisi'nde yer alan her üyenin aday olması en doğal hakkıdır.
Sayın Mahmut Boyraz'ın da bu hakkı sonuna kadar vardır.
Ama insanların aklına takılan soru aday olması değil...
Nasıl bir anlayışla aday olduğu.
Çünkü Mahmut Boyraz sıradan bir isim değil.
Yıllarca AK Parti'de il başkan yardımcılığı yaptı.
Milletvekilliği aday adaylığı süreçlerinde bulundu.
Belediye başkanlığı aday adaylığı süreçlerinde yer aldı.
Her dönem il başkanlığı için adı kulislerde konuşuldu.
Yani siyasetin tam merkezinde bulunan bir isimdi.
Peki; bugün etrafında kimler var?
Birlikte hareket ettiği isimlere bakıldığında tablo daha da dikkat çekiyor.
Zekeriya Çelebi...
Uzun yıllar AK Parti İl Yönetimi'nde görev aldı. 2024 yerel seçimlerinde AK Parti'nin Doğanşehir Belediye Başkan adayı oldu.
Mustafa Eroğlu...
AK Parti'nin kuruluşundan bugüne kadar birçok kademesinde görev yaptı ve halen il yönetim kurulu üyesi.
Ekrem Akbaş...
AK Parti'nin mevcut il yönetim kurulu üyesi.
Mehmet Can Kapusuz...
O da AK Parti il yönetim kurulu üyesi.
Şimdi bütün bunları alt alta koyunca insan ister istemez şu soruyu soruyor:
Gerçekten burada sadece bir oda seçimi mi yaşanıyor?
Yoksa Ticaret ve Sanayi Odası yeniden siyasetin etki alanına mı çekilmek isteniyor?
İşte asıl tartışılması gereken konu da tam olarak burası.
Çünkü son yıllarda Malatya Ticaret ve Sanayi Odası'nın en çok öne çıkan yönlerinden biri, siyasetten mümkün olduğunca uzak durması oldu.
İktidarla da görüştü.
Muhalefetle de görüştü.
Ankara'ya da gitti.
Bakanlarla da görüştü.
Muhalefet milletvekilleriyle de aynı masaya oturdu.
Kim Malatya için katkı sağlayacaksa onun kapısını çaldı.
Deprem sonrası defalarca Ankara'nın yolunu tuttu.
Kredi taleplerini dile getirdi.
Vergi ertelemelerini istedi.
Mücbir sebep süresinin uzatılması için mücadele etti.
Sanayicinin elektrik sorununu anlattı.
Esnafın finansman sıkıntısını anlattı.
İhracatçının problemlerini anlattı.
Kısacası siyaset yapmadı, üyelerinin sözcülüğünü yaptı.
Şimdi ise farklı bir tablo oluşturulmaya çalışılıyor gibi görünüyor.
Bir başka dikkat çeken konu ise seçim sloganı.
Sayın Boyraz'ın kullandığı slogan:
"Ben değil, biz için."
Güzel bir slogan...
Ancak insan ister istemez şunu da hatırlıyor.
Sayın Boyraz iki dönem boyunca mevcut yönetimin içindeydi.
Yani bugün eleştirdiği yönetimin bir parçasıydı.
O gün "biz"in içindeydi.
Sonra belediye başkanlığı ve milletvekilliği gibi siyasi hedefleri nedeniyle yönetimden ayrıldı.
Şimdi ise yeniden dönmek istiyor.
Üstelik yönetim kurulu üyeliğine değil, doğrudan başkanlığa aday oluyor.
Buna da kimsenin itirazı olamaz.
Ancak daha kampanyanın ilk günlerinde karşı tarafa göndermeler yapılması, ayrıştırıcı bir dil kullanılması da ister istemez dikkat çekiyor.
Oysa Ticaret ve Sanayi Odası'nın en çok ihtiyaç duyduğu şey kutuplaşma değil, birliktir.
Çünkü Malatya hâlâ depremin yaralarını sarmaya çalışıyor.
Sanayici üretmeye çalışıyor.
Esnaf ayakta kalmaya çalışıyor.
İhracatçı pazarını korumaya çalışıyor.
Yatırımcı finansmana ulaşmaya çalışıyor.
Kimsenin siyasi hesaplarla vakit kaybedecek zamanı yok.
Benim asıl merak ettiğim ise şu...
Gerçekten "ben" kim?
Ben olmak...
Yıllarca esnafın taleplerini dosyalar ile Ankara'ya taşımak mı?
Krediler için mücadele etmek mi?
Vergi kolaylıkları istemek mi?
Deprem sonrası iş dünyasının sesi olmak mı?
Gerektiğinde iktidara da muhalefete de aynı mesafede durup Malatya'nın hakkını savunmak mı?
Yoksa...
Belediye başkanlığı için yönetimden ayrılmak...
Milletvekilliği için aday adayı olmak...
Siyasi hedefler gerçekleşmeyince tekrar aynı kuruma dönüp yönetime girmek istemek, bu olmayınca da alınmak mı?
Bununla da yetinmeyip bu kez başkanlığa talip olmak mı?
Takdiri elbette Ticaret ve Sanayi Odası üyeleri yapacaktır.
Sandık kurulacak.
Üyeler kararını verecek.
Kimin samimiyetine inanıyorlarsa ona oy verecekler.
Ama unutulmaması gereken bir gerçek var.
Malatya Ticaret ve Sanayi Odası, hiçbir siyasi partinin arka bahçesi olmamalıdır.
Dün olmadıysa bugün de olmamalıdır.
Çünkü bu oda; siyasetin değil, üretimin evidir.
Bu oda; koltuk hesaplarının değil, yatırımın merkezidir.
Bu oda; siyasi kariyer planlarının değil, Malatya ekonomisinin ortak aklıdır.
Benim gördüğüm tablo bu...
Katılan olur, katılmayan olur.
Demokrasinin güzelliği de zaten burada.
Yorum ve takdir ise her zaman olduğu gibi siz değerli okuyucuların.

















Çok uzaklardan yazıyorum.
Yazınız için teşekkürler.
Yolunuz açık olsun oğuzhan başkanım