Malatya’da şu günlerde gerçekten güzel işler oluyor.
Hem de öyle sıradan etkinliklerden bahsetmiyorum.
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Malatya Kültür Yolu Festivali, birbirinden önemli sanatçıları, farklı kültürel etkinlikleri, gastronomi programlarını, spor organizasyonlarını, gençlik etkinliklerini ve daha birçok faaliyeti Malatyalılarla buluşturuyor.
Hakan Altun’dan Simge’ye, Kıraç’tan Serkan Kaya’ya, Ceza’dan Derya Uluğ’a kadar birbirinden değerli isimler Malatya’da sahne alıyor.
On binlerce insan konser alanlarını dolduruyor.
İnsanlar eğleniyor.
Gençler eğleniyor.
Aileler çocuklarıyla birlikte festivale katılıyor.
Malatya’nın farklı noktalarında hareketlilik yaşanıyor.
Kısacası şehirde güzel bir festival havası var.
Öncelikle bunun hakkını teslim etmek gerekiyor.
Malatya Valiliği’ne, Malatya Büyükşehir Belediyesi’ne ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
Çünkü deprem sonrası yaralarını sarmaya çalışan bir şehirde böylesine kapsamlı bir organizasyonun yapılması gerçekten önemli.
Malatya’nın sadece depremle, yıkımla, konteyner kentlerle, rezerv alanlarla ve sorunlarla anılmaması gerekiyor.
Malatya’nın kültürüyle, sanatıyla, gastronomisiyle, tarihiyle ve sosyal hayatıyla da konuşulması gerekiyor.
İşte Kültür Yolu Festivali tam da bu noktada önemli bir fırsat.
Ama…
Burada ciddi bir soru sormak istiyorum.
Malatya Kültür Yolu Festivali neden sadece Malatya’da kalıyor?
Evet, yanlış okumadınız.
Benim asıl eleştirim festivalin kendisine değil.
Tam tersine festivalin yapılmasını sonuna kadar destekliyorum.
Benim eleştirim, bu dev organizasyonun tanıtım ayağına.
Çünkü ortada gerçekten çok büyük bir organizasyon var.
Ama bu organizasyonun şehir dışındaki görünürlüğü, bana göre olması gereken seviyede değil. Hem de hiç değil…
Dün Malatya’da Türkiye’nin önemli fantezi müzik sanatçılarından Hakan Altun sahne aldı.
On binlerce Malatyalı konser alanını doldurdu.
Şarkılar söylendi.
Türküler söylendi.
İnsanlar eğlendi.
Hakan Altun Malatyalıları coşturdu.
Güzel görüntüler ortaya çıktı.
Peki sonra?
Bu etkinlik Türkiye’de ne kadar konuşuldu?
İşte benim kafama takılan nokta tam olarak burası.
Hakan Altun gibi magazin ve müzik gündeminde karşılığı olan bir sanatçı Malatya’ya geliyor.
On binlerce kişi konseri izliyor.
Ama konser sonrasında ulusal ölçekte ciddi bir görünürlük oluşmuyor.
İnternette arama yaptığınızda birkaç yerel medya kuruluşunun haberi dışında, etkinliğin Türkiye gündemine güçlü şekilde taşındığını görmek kolay değil.
Neden?
Bence burada ciddi bir iletişim problemi var.
Çünkü artık bir organizasyon yapmak yetmiyor.
Organizasyonu doğru anlatmak da gerekiyor.
Hele ki bu organizasyon devletin kültür politikası kapsamında düzenlenen, Türkiye’nin farklı şehirlerini kültür ve sanatla buluşturmayı amaçlayan büyük bir festivalse…
Tanıtım ayağının çok daha güçlü olması gerekiyor.
Bakın, Hakan Altun’u Malatya’ya getirmek başlı başına önemli bir iş.
Ama Hakan Altun’un Malatya’ya geldiğini sadece Malatyalılar biliyorsa, burada bir şey eksik kalıyor.
İstanbul’da yaşayan Malatyalı bilmiyor.
Ankara’da yaşayan Malatyalı bilmiyor.
İzmir’de yaşayan Malatyalı bilmiyor.
Türkiye’nin başka şehirlerinde yaşayan insanlar bilmiyor.
Dahası, Malatya’yı merak eden insanlar da bilmiyor.
Oysa festivalin amacı sadece Malatyalıya üç-beş gün eğlence yaşatmak olmamalı.
Bu festival aynı zamanda Malatya’nın tanıtımı için bir fırsat.
Malatya’nın kültürünü, tarihini, gastronomisini, sanatını, insanını ve şehir hayatını Türkiye’ye anlatmak için bir fırsat.
Hatta doğru kullanılırsa turizm açısından da önemli bir fırsat.
Şimdi düşünün…
Bir magazin programında Hakan Altun’un Malatya konserinden görüntüler yayınlanıyor.
Sunucu,
“Ünlü sanatçı Hakan Altun Malatya’da binlerce hayranıyla buluştu.” diyor.
Ardından Malatya’dan görüntüler geliyor.
Şehir görüntüleri…
Konser görüntüleri…
Gastronomi stantları…
Tarihi mekânlar…
Kayısı…
Malatya mutfağı…
Festival alanı…
İnsanların eğlendiği görüntüler…
Bir anda Malatya’yı milyonlarca kişi görüyor.
İşte tanıtım budur.
Bunun için de çok büyük paralar harcamaya bile gerek yok.
Doğru iletişim.
Doğru basın planlaması.
Doğru medya ilişkileri.
Doğru içerik.
Doğru zamanlama.
Hepsi bu.
Mesela Hakan Altun konserine birkaç ulusal magazin muhabiri davet edilemez miydi?
İstanbul’dan birkaç magazin gazetecisi getirilemez miydi?
Ulusal televizyon kanallarının kültür-sanat ve magazin servisleriyle iletişim kurulamaz mıydı?
Konser öncesinde sanatçıyla Malatya’da kısa röportajlar organize edilemez miydi?
“Malatya’dayız” başlığıyla sosyal medyada güçlü bir kampanya yürütülemez miydi?
Bence bunların hepsi yapılabilirdi.
Ve yapılmalıydı.
Çünkü bugün artık bir festivalin başarısını sadece konser alanındaki kalabalıkla ölçemezsiniz.
Bir festivalin başarısı, oluşturduğu etkiyle de ölçülür.
Kaç kişi geldi?
Kaç kişi eğlendi?
Evet, bunlar önemli.
Ama bir başka soru daha var:
Kaç kişi Malatya’yı konuştu?
İşte asıl mesele burada.
Bugün Simge sahne alacak.
Ardından başka önemli sanatçılar gelecek.
Daha çok konser var.
Daha çok etkinlik var.
Daha çok fırsat var.
Benim çağrım da tam bu noktada.
Lütfen bu fırsatları kaçırmayalım.
Festivalin daha önünde günler var.
Hâlâ zaman var.
Hâlâ bu işin tanıtım ayağı güçlendirilebilir.
Hâlâ ulusal basınla daha güçlü iletişim kurulabilir.
Hâlâ İstanbul’dan, Ankara’dan, İzmir’den gazeteciler, televizyoncular, magazin muhabirleri Malatya’ya davet edilebilir.
Hâlâ sanatçılarla özel röportajlar yapılabilir.
Hâlâ Malatya’nın tarihi ve kültürel değerleri festival içerikleriyle birlikte Türkiye’ye anlatılabilir.
Çünkü burada mesele sadece Hakan Altun değil.
Mesele sadece Simge değil.
Mesele sadece Kıraç, Serkan Kaya, Ceza ya da Derya Uluğ değil.
Mesele Malatya.
Bu sanatçıların Malatya’ya gelmesi bir araç.
Asıl hedef ise Malatya’nın görünür olması.
Malatya’nın konuşulması.
Malatya’nın tanıtılması.
Malatya’nın deprem sonrası yeniden ayağa kalktığının gösterilmesi.
Malatya’nın sadece acılarıyla değil, güzellikleriyle de Türkiye’nin gündemine taşınması.
Bunun için de festivalin iletişim stratejisinin çok daha güçlü olması gerekiyor.
Bir de şu gerçeği kabul edelim.
Malatya’nın çok güçlü bir yerel basını var.
Yerel gazetecilerimiz, internet haber sitelerimiz, televizyonlarımız, radyolarımız, sosyal medya yayıncılarımız bu etkinlikleri takip ediyor.
Ama ulusal basının da sürece dâhil edilmesi gerekiyor.
Yerel basın Malatya’yı Malatyalıya anlatır.
Ulusal basın ise Malatya’yı Türkiye’ye anlatır.
İkisine de ihtiyaç var.
Biri diğerinin alternatifi değil.
O nedenle festival organizasyonunda basın ayağı yalnızca “haber servis etmek” şeklinde düşünülmemeli.
Bir medya stratejisi oluşturulmalı.
Hangi sanatçı geliyor?
Hangi sanatçı ulusal magazinde karşılık bulur?
Hangi etkinlik kültür-sanat basınında yer alır?
Hangi gastronomi etkinliği gastronomi medyasına servis edilir?
Hangi spor organizasyonu spor basınına gönderilir?
Hangi görüntüler sosyal medyada viral olabilir?
Bunların hepsi önceden planlanmalı.
Çünkü artık çağımız iletişim çağı.
Bir etkinlik yapıyorsunuz ve insanlar bilmiyorsa, o etkinliğin etkisinin önemli bir bölümünü kaybediyorsunuz.
O yüzden buradan başta Malatya Valiliği ve Malatya Büyükşehir Belediyesi olmak üzere festivalin organizasyonunda emeği bulunan yöneticilere açık bir çağrı yapmak istiyorum:
Lütfen bundan sonraki günlerde tanıtım ayağına biraz daha ağırlık verin.
Sanatçılarımızı getiriyorsunuz.
Güzel.
On binlerce insanı buluşturuyorsunuz.
Çok güzel.
Şimdi sıra bunu Türkiye’ye anlatmakta.
Hakan Altun konseriyle kaçırılan fırsat, bundan sonraki konserlerde kaçırılmasın.
Simge geliyor.
Daha önemli isimler geliyor.
Daha çok insan gelecek.
Daha çok görüntü ortaya çıkacak.
Daha çok hikâye oluşacak.
Bunların hepsi ulusal basına taşınabilir.
Yeter ki doğru planlama yapılsın.
Yeter ki birkaç magazin muhabiri davet edilsin.
Yeter ki ulusal televizyonlarla iletişim kurulsun.
Yeter ki sanatçıların Malatya’dan yaptığı paylaşımlar organize biçimde desteklensin.
Yeter ki festivalin sadece konser tarafı değil, Malatya tarafı da anlatılsın.
Çünkü biz Malatya’yı sadece eğlendirmek istemiyoruz.
Biz Malatya’nın Türkiye tarafından görülmesini istiyoruz.
Biz istiyoruz ki İstanbul’daki Malatyalı da bu festivali görsün.
Ankara’daki Malatyalı da görsün.
İzmir’deki Malatyalı da görsün.
Türkiye’nin dört bir yanındaki insanlar,
“Malatya’da ne güzel bir festival varmış.”
desin.
Hatta Malatyalı olmayanlar bile,
“Gelecek yıl biz de Malatya’ya gidelim.” desin. Tıpkı Gaziantep’in yaptığı gibi…
İşte o zaman Kültür Yolu Festivali gerçek anlamda amacına ulaşmış olur.
Tekrar söylüyorum.
Bu yazıyı festivali eleştirmek için yazmıyorum.
Tam tersine…
Daha iyi olsun diye yazıyorum.
Çünkü ortada gerçekten çok değerli bir organizasyon var.
Emeği geçen herkesin emeğine sağlık.
Ama büyük işlerin eksikleri de büyük görünür.
Malatya’ya böylesine önemli sanatçıları getiriyorsak, onları sadece Malatyalılar izlememeli.
Türkiye de görmeli.
Malatya’nın güzellikleri sadece Malatya’da konuşulmamalı.
Türkiye’de konuşulmalı.
Festival sadece Malatya’da yaşanmamalı.
Türkiye’ye yaşatılmalı.
Bence önümüzde hâlâ çok güzel bir fırsat var.
Bugünden itibaren bu eksiklik giderilebilir.
Daha güçlü bir tanıtım yapılabilir.
Daha güçlü bir medya planı uygulanabilir.
Ve festivalin kalan günleri Malatya’nın sadece eğlence değil, tanıtım bayramına dönüşebilir.
Ben buradan tekrar emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
Ama aynı zamanda şunu da söylüyorum:
Malatya’ya getirdiğiniz dev isimleri, Malatya’nın dışında da duyuralım.
Çünkü Malatya’nın buna ihtiyacı var.
Malatya bunu hak ediyor.

















