CHP Malatya’da sular bir türlü durulmuyor.
Bir kadın kolları başkanı atanıyor…
Aradan sadece 15 gün geçiyor.
Ardından görevden alındığı söyleniyor.
Ama ortada ilginç bir durum var:
Görevden alınan Canan Erdoğan, kendisine resmi bir tebligat yapılmadığını söylüyor ve “Ben hâlâ görevimin başındayım” diyerek çalışmalarına devam ediyor.
İl başkanı ise topu genel merkeze atıyor.
“Bu konu Kadın Kolları Genel Merkezi’ni ilgilendiriyor” deniliyor.
Fakat onun da söylediğine göre kendisine ulaşmış resmi bir tebligat yok.
Sonra günler geçiyor.
Ve bir bakıyoruz…
CHP Malatya Kadın Kolları Başkanlığı’na Esin Özdemir atanıyor.
İşte asıl hikâye bundan sonra başlıyor.
Çünkü eski başkan Canan Erdoğan susmuyor.
Hem de öyle böyle değil…
Zehir zemberek açıklamalar yapıyor.
Parti içerisindeki kişisel çekişmelerden, sürtüşmelerden, kulislerden söz ediyor.
Malatya’daki tartışmaların genel merkeze kadar taşındığını iddia ediyor.
Ve insan ister istemez soruyor:
CHP Malatya’da gerçekten neler oluyor?
Şimdi başa dönelim.
Canan Erdoğan genç bir girişimci olduğunu söylüyor.
Parti içerisinden kendisine kadın kolları başkanlığı teklifinin geldiğini anlatıyor.
“Baba ocağı” olarak gördüğü CHP’den gelen bu teklifi de kabul ettiğini ifade ediyor.
Buraya kadar her şey normal.
Bir siyasi parti yeni bir isimle yola çıkmak istiyor.
Genç bir kadın, girişimci kimliğiyle siyasete adım atıyor.
Görevi kabul ediyor.
Ancak daha 15 gün geçmeden hakkında çeşitli iddialar ortaya atılıyor ve görevden alınma süreci başlıyor.
Burada bir parantez açmak gerekiyor.
Canan Erdoğan’ın görevden alınmasına ilişkin kamuoyuna yansıyan iddialar, onun özel hayatıyla ilgili.
Fakat bunların ne kadarının doğru, ne kadarının yanlış olduğunu bilmiyoruz.
Bunu söylemek gerekiyor.
Çünkü bir insanın özel hayatıyla ilgili ortaya atılan iddiaları, hiçbir resmi açıklama veya somut belge olmadan gerçekmiş gibi kabul etmek gazetecilik değildir.
Ama ortada bir gerçek var:
Canan Erdoğan görevden alındı.
Ve kendisi bu sürecin nasıl işletildiği konusunda ciddi iddialarda bulunuyor.
Canan Erdoğan’ın anlatımına göre kendisinden hiçbir savunma istenmedi.
Genel merkeze gittiğinde Kadın Kolları Genel Başkanlığı ile görüşemediğini, hatta genel merkeze alınmadığını iddia ediyor.
Şimdi düşünün…
Bir il kadın kolları başkanı görevden alınacak.
Hakkında iddialar var.
Ve bu iddialar nedeniyle siyasi kariyeri açısından önemli bir karar verilecek.
İnsan doğal olarak şunu bekler:
“Gel, oturalım. Seni dinleyelim. İddiaları konuşalım. Savunmanı alalım. Sonra karar verelim.”
Ama Canan Erdoğan’ın anlattığı tablo böyle değil.
Tam tersine, kendisinin dinlenmediğini söylüyor.
İşte burası önemli.
Çünkü siyaset sadece makamdan ibaret değildir.
Siyaset aynı zamanda insan yönetme sanatıdır.
Bir insanı göreve getiriyorsanız, görevden alırken de hangi gerekçeyle aldığınızı açıkça anlatmanız gerekir.
Aksi halde ortaya dedikodu çıkar.
Kulis çıkar.
“Beni neden görevden aldılar?” sorusu çıkar.
Ve daha kötüsü…
Parti içerisindeki kavga büyür.
Canan Erdoğan’ın açıklamalarında daha da dikkat çekici bir bölüm var.
Kemal Kılıçdaroğlu…
Evet, CHP binasına dahi alınmayan Canan Erdoğan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştüğünü açıklıyor.
Canan Erdoğan’ın söylediklerine göre genel merkezde yaşadığı sorunların ardından Kılıçdaroğlu ile kendi evinde görüştü.
Anlattıklarını dinledi.
Ve ona, özetle, “Kızım git sen işine bak, bunlara aldırış etme” dediğini aktarıyor.
Şimdi burada duralım.
Gerçekten duralım.
Çünkü bu iddia doğruysa ortaya çok daha büyük bir soru çıkıyor.
Genel Başkanlık makamında bulunan bir isim, genç bir kadın siyasetçiyi dinliyor.
Yaşadığı sorunları dinliyor.
Ona devam etmesini söylüyor.
Genç kadın Malatya’ya dönüyor.
Görevine devam ediyor.
Fakat bir süre sonra görevden alınıyor.
O zaman insan sormadan edemiyor:
Kılıçdaroğlu’nun sözü neden karşılık bulmadı?
MYK üyeleri farklı mı düşündü?
Kadın Kolları Genel Merkezi farklı mı düşündü?
Yoksa ortada Canan Erdoğan’ın kamuoyuna anlattığından çok daha farklı bir süreç mi vardı?
Bunların cevabını CHP yönetiminin vermesi gerekiyor.
Canan Erdoğan bununla da kalmıyor.
Görevden alınması için MYK üyelerinin ve bazı milletvekillerinin harekete geçtiğini iddia ediyor.
Malatya’dan da isimler veriyor.
Enver Kiraz…
Eski il başkanı Celal Berktaş…
Mazlum Kutlu…
İzzet Özden…
Daha sonra MYK sürecinde Yıldırım Kaya’nın, Neşe Bükdü’nün, Tahsin Tarhan’ın, Cemal Canpolat’ın ve Orhan Sarıbal’ın isimlerini de gündeme getiriyor.
Şimdi burada sorulması gereken çok basit bir soru var:
Koca MYK üyeleri gerçekten Malatya’da bir kadın kolları başkanıyla mı uğraştı?
Eğer uğraştılarsa neden?
Canan Erdoğan’ın iddia ettiği gibi mesele kişisel çekişme miydi?
Yoksa CHP yönetiminin kamuoyuna açıklamadığı başka gerekçeler mi vardı?
Eğer başka gerekçeler varsa neden açıklanmadı?
İşte CHP’nin cevaplaması gereken sorular bunlar.
Çünkü siyaset, kulislerle yönetildiğinde vatandaşın kafasında soru işaretleri büyür.
Hele ki konu bir kadın kolları başkanlığı gibi parti içerisinde önemli bir görevse…
Hele ki göreve getirilen kişi sadece 15 gün sonra görevden alınıyorsa…
Daha da önemlisi, görevden alınan kişi çıkıp “Bana savunma bile sorulmadı” diyorsa…
Burada açıklama yapılması artık bir tercih değil, ihtiyaçtır.
Bir başka mesele de CHP Malatya teşkilatının içerisindeki iddialar.
Canan Erdoğan, Malatya’daki kişisel çekişmelerden söz ediyor.
Sürtüşmelerden bahsediyor.
Parti içerisindeki bazı hesaplaşmaların genel merkeze kadar taşındığını ileri sürüyor.
İşte CHP açısından asıl tehlike burada.
Çünkü bir siyasi partide fikir ayrılığı olabilir.
Olmalıdır da.
Farklı düşünceler olacaktır.
Farklı adaylar desteklenecektir.
Farklı siyasi anlayışlar yarışacaktır.
Bunların tamamı siyasetin doğasında var.
Ama kişisel hesaplaşmalar siyasetin önüne geçerse…
Parti içerisinde makam mücadelesi, koltuk mücadelesi, birbirini tasfiye etme mücadelesi başlarsa…
İşte o zaman siyaset kaybeder.
Parti kaybeder.
En önemlisi de seçmen kaybeder.
Canan Erdoğan’ın açıklamalarını okurken insanın aklına ister istemez şu geliyor:
CHP gerçekten değişim mi istiyor?
Yoksa eski alışkanlıklar yeni isimlerle mi devam ediyor?
Genel merkez yönetimi “sahaya ineceğiz, örgütü güçlendireceğiz” derken Malatya’da yaşananlar bunun tam tersini mi gösteriyor?
Kadınların siyasette daha fazla yer alması gerektiği söylenirken genç bir kadın siyasetçi daha 15 gün sonra neden bu kadar tartışmalı bir sürecin içerisine girdi?
Ve en önemlisi…
Bir kadın kolları başkanı görevden alınırken neden kamuoyuna açık, net ve ikna edici bir açıklama yapılmadı?
Şimdi yeni bir kadın kolları başkanı var.
Esin Özdemir göreve getirildi.
Kendisine başarılar dilemek gerekir.
Çünkü onun işi kolay değil.
Bir önceki başkanın görevden alınması üzerinden bu kadar tartışmanın yaşandığı bir ortamda yeni göreve gelen kişinin yapması gereken en önemli şey, parti içerisindeki kırgınlıkları azaltmak olacaktır.
Fakat bunun için sadece yeni bir başkan atamak yetmez.
Örgüt içerisindeki sorunların da çözülmesi gerekir.
Çünkü koltuk değişir ama sorun aynı kalırsa hiçbir şey değişmez.
Bugün Canan Erdoğan konuşur.
Yarın başka biri konuşur.
Öbür gün bir başka isim çıkar.
Ve CHP Malatya teşkilatı sürekli kendi içerisindeki tartışmalarla gündeme gelir.
Bu da CHP’nin asıl vermek istediği mesajın önüne geçer.
Benim burada en çok merak ettiğim konu ise şu:
Canan Erdoğan’ın anlattıklarına CHP yönetimi ne cevap verecek?
“Bunların tamamı yalan” mı diyecek?
“Şu gerekçeler nedeniyle görevden aldık” mı diyecek?
“Genel merkezde böyle bir süreç yaşanmadı” mı diyecek?
Yoksa yine susacak mı?
Çünkü suskunluk bazen siyasette en yüksek sesli açıklamadır.
Bir iddia ortaya atılıyor.
İsimler veriliyor.
MYK üyelerinin isimleri tek tek anılıyor.
Eski ve mevcut parti yöneticileri tartışmanın içerisine çekiliyor.
Genel Başkan Kılıçdaroğlu ile yapılan özel bir görüşmeden bahsediliyor.
Ve bütün bunların karşısında sessizlik olursa, kamuoyunun kafasındaki soru işaretleri daha da büyür.
Bir de işin Kılıçdaroğlu tarafı var.
Canan Erdoğan’ın anlatımı doğruysa, Kılıçdaroğlu kendisini dinlemiş ve destek vermiş.
O zaman ikinci soru geliyor:
Kılıçdaroğlu’nun sözü neden etkili olmadı?
Eğer etkili olduysa Canan Erdoğan neden görevden alındı?
Eğer Kılıçdaroğlu böyle bir talimat vermediyse, Canan Erdoğan neden böyle bir görüşme yaşandığını anlatıyor?
Bütün bu soruların cevabı verilirse mesele çok daha kolay anlaşılır.
Verilmezse CHP Malatya’daki tartışma büyümeye devam eder ve Genel Merkeze intikal eder.
Etmeli de.
Baksanıza bir ilin Kadın Kolları Başkanı ataması veya görevden alınmasına Genel Başkanın dahi gücü yetmiyor. Kadın Kolları Başkanı sessiz ve işin içinde MYK üyelerinin isimleri geçiyor.
Adama sormazlar mı!
Siz Canan Erdoğan’ı göreve atarken hiç mi araştırma yapmadınız?
Yok yaptınız da bir kurban mı vermek istediniz, CHP Malatya İl Teşkilatını karıştırmak için…
İnsanın aklına bir kaç ay öncesi geliyor. Mevcut İl Başkanı Hakan Satılmış partisi için savaş veriyor, Kemal Kılıçdaroğlu'nun arkasında sonuna kadar duruyor.
Hani hatırlıyorum da, İl Başkanlığına atanırken oldukça zor bir süreçten geçti.
Birçok MYK üyesi atanmasına karşı çıktı, ayak oyunları oynandı.
Gerçi halen de devam ediyor...
Ama Kemal Bey o ismin arkasında dik durdu.
"Malatya'da İl Başkanı Hakan Satılmış" dedi ve öyle oldu.
Bu süreç sonrasında aldığımız duyumlara göre bazı kişler İl Başkanının ayağını kaydırmak için gizli gizli planlar yapıyorlar. Bu isimler arasında Kayyum İl Başkanı Gürsel Tekin'in de olduğu konuşuluyor.
Anlaşılan O ki, MYK bölünmüş ve Genel Başkan'ın sözü para etmez olmuş.
Yoksa iki yalan söz, iki iddia ile koca koca MYK üyelerin ne işi olur.
Yoksa bu oyun İl Başkanlığı için atılan ilk hamle mi?
Bu bilinmez, zamanla herşey ortaya çıkar...
Şimdi, CHP’nin önünde aslında çok daha büyük bir sınav var.
Malatya’da vatandaş deprem sonrası hayatını yeniden kurmaya çalışıyor.
Esnaf ayakta kalmaya çalışıyor.
Gençler gelecek kaygısı yaşıyor.
Çiftçi, kayısı üreticisi, işçi, memur kendi derdine çözüm arıyor.
Vatandaşın CHP’den beklentisi de doğal olarak kendi içerisinde kavga eden bir teşkilat görmek değil.
Vatandaş siyasetçiden çözüm bekliyor.
Muhalefetten güçlü bir ses bekliyor.
Sorunların üzerine gitmesini bekliyor.
Ama parti kendi içerisinde “kim kiminle uğraşıyor” tartışmasına sıkışırsa, asıl meseleler arka planda kalıyor.
Şunu da açıkça söylemek gerekiyor:
Canan Erdoğan’ın söylemleri doğruysa CHP Malatya açısından ciddi bir örgüt sorunu vardır. Ve hatta Malatya teşkilatına MYK üyeleri karışıyor. Orta alanda gerginlikler çıkartıyorlar demek gelir insanın aklına…
İddialar doğru değilse de yine ciddi bir iletişim sorunu vardır.
Çünkü bir kadın kolları başkanı çıkıp bu kadar ağır iddialarda bulunuyorsa ve parti yönetimi bunlara cevap vermiyorsa, kamuoyunun kafasında soru işareti oluşması kaçınılmazdır.
Dolayısıyla CHP’nin yapması gereken şey çok basit:
İddialara cevap vermek.