Malatya siyasetinin küçük hesapları bırakıp, yapılan hizmetleri görmesi ve kentin geleceğine odaklanması gerekiyor.
Sami Er’in hataları olabilir ama Malatya için Ankara’da kapı kapı dolaştığı da inkâr edilemez bir gerçek.
Malatya siyasetini anlamak bazen gerçekten zor.
Bir siyasetçi bir şey yapar, “Neden yaptı?” denilir.
Yapmaz, “Neden yapmadı?” denilir.
Ankara’ya gider, “Neden sürekli Ankara’da?” denilir.
Gitmez, “Malatya’nın sorunlarını Ankara’ya neden taşımıyor?” denilir.
Birileriyle görüşür, “Ne konuştu?” denilir.
Görüşmez, “Neden kimseyle görüşmüyor?” denilir.
Hele bir de küçük bir hata yaptıysa…
Eyvah!
Malatya siyaseti için adeta bayram havası başlar.
Hemen açıklamalar gelir.
Hemen sosyal medya hesapları hareketlenir. Hemen eleştiriler başlar.
Bir bakarsınız üç günlük mesele, üç haftalık siyasi tartışmaya dönüşmüş.
Çünkü biz Malatya siyasetinde yapılanı görmekten çok, yapılmayanı aramayı; hizmeti konuşmaktan çok küçük bir yanlışı büyütmeyi seviyoruz.
Şimdi gelelim Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er meselesine…
Öncelikle şunu açık açık söyleyelim.
Sami Er’in eksikleri yok mu? Elbette var. Hataları yok mu?
Elbette olabilir.
Eleştirilecek tarafları yok mu?
Elbette vardır. Sonuçta Sami Er de insan. Belediye başkanı olmak, hata yapmamak anlamına gelmiyor.
Yanlış karar verebilir, bir işi zamanında yetiştiremeyebilir, bir konuda eksik kalabilir. Bunların hepsi konuşulabilir.
Hatta konuşulmalıdır. Ama bütün bunları söylerken başka bir gerçeği de görmezden gelmemek gerekiyor.
Sami Er, göreve geldiği günden bu yana Malatya’nın yeniden ayağa kalkması için ciddi bir mücadele veriyor.
Bunu kabul etmek lazım.
Beğeniriz, beğenmeyiz. Siyasi görüşümüz farklı olabilir.
Sami Er’i eleştirebiliriz. Ama hakkını da teslim etmek zorundayız.
Başkan Sami Er sık sık Ankara’ya gidiyor.
Bakanlıklarla görüşüyor.
Bakan yardımcılarıyla görüşüyor.
Genel müdürlerle görüşüyor. Malatya’nın sorunlarını anlatıyor.
Malatya’nın ihtiyaçlarını dosya dosya gündeme getiriyor.
Konut meselesini takip ediyor. Altyapıyı konuşuyor. Ulaşımı konuşuyor.
Malatya’nın yeniden inşa sürecinde ihtiyaç duyulan yatırımlar için kapı kapı dolaşıyor.
Peki bunu yaparken ne bekliyoruz?
Hiç Ankara’ya gitmesin mi?
Hiç bakanlıklarla görüşmesin mi?
Hiç genel müdürlerin kapısını çalmasın mı?
“Malatya’nın işi var ama biz rahatsız oluruz, fazla çalışmayın” mı diyelim?
Elbette hayır. Tam tersine, daha fazla gitsin. Daha fazla görüşsün.
Daha fazla dosya götürsün. Daha fazla talepte bulunsun.
Çünkü bugün Malatya’nın en fazla ihtiyaç duyduğu şeylerden biri, Ankara’da güçlü şekilde temsil edilmesidir.
Burada bir parantez açmak istiyorum.
Keşke AK Parti Malatya milletvekillerimiz de en az Sami Er kadar sahada olduklarını gösterebilseler.
Keşke Malatya’nın sorunlarıyla ilgili hazırlanan dosyalar sadece belediye başkanının elinde kalmasa.
Keşke milletvekillerimiz de bu dosyaları Meclis’e taşısa. Bakanlıklarda daha fazla gündeme getirse.
Malatya’nın her sorununu Ankara’nın gündemine daha güçlü şekilde taşısa.
Çünkü Malatya’nın buna ihtiyacı var.
Siyaset kavga etmekten ibaret değil.
Siyaset, şehrin sorunlarını çözmek için güçleri birleştirme sanatıdır.
Şimdi bakın ne diyeceğim!
Sami Er’in Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve TOKİ ile kurduğu ilişkiler… Bunu da görmezden gelmemek lazım.
Malatya, 6 Şubat depremlerinin ardından adeta yeniden kuruluyor.
Yüz Binlerce konut yapılıyor. Yeni yaşam alanları oluşturuluyor.
Şehir merkezinden ilçelere kadar büyük bir dönüşüm yaşanıyor.
Böylesine büyük bir süreçte belediye başkanının Ankara ile ilişkileri ne kadar güçlüyse, Malatya açısından o kadar değerlidir.
Sami Er’in özellikle konut ve yeniden yapılanma konusunda ilgili kurumlarla kurduğu ilişkiler, Malatya’nın geleceği açısından önemlidir.
Bunu sırf Sami Er’i övmek için söylemiyorum.
Bir Malatyalı olarak yapılan doğru işin hakkını teslim etmek için söylüyorum.
Bir de Vali Seddar Yavuz meselesi var.
Şimdi bazıları Sami Er ile Seddar Yavuz’un samimiyetini dert ediyor.
Neden?
Çünkü yan yana fotoğraf vermişler.
Her yerde beraber görülmüşler.
Birbirleriyle samimi şekilde konuşmuşlar.
Bazen bu samimiyet sosyal medyaya fotoğraf ve video olarak yansımış.
Hemen bizim basın harekete geçiyor:
“Sami Ağa, bu ne samimiyet?”
Ya arkadaşlar…
Bırakın samimi olsunlar. Bırakın dost olsunlar. Bırakın birbirlerine güvensinler.
Bırakın birlikte hareket etsinler. Bırakın Malatya için aynı masada otursunlar.
Samimiyetten zarar gelmez. Dostluktan zarar gelmez.
İki yöneticinin birbirine güvenmesinden bu şehre zarar gelmez.
Tam tersine, eğer bu samimiyet Malatya’nın sorunlarını çözmek için kullanılıyorsa, bundan ancak Malatya kazanır.
Bir belediye başkanı ile valinin sürekli kavga ettiği, birbirine güvenmediği, aynı şehirde iki ayrı devlet mekanizması gibi hareket ettiği bir Malatya mı istiyoruz?
Yoksa valisiyle, belediye başkanıyla, milletvekilleriyle, bürokratlarıyla aynı hedefe yürüyen bir Malatya mı?
Bence cevap çok açık.
Bizim artık kişisel hesapları değil, şehrin geleceğini konuşmamız gerekiyor.
Gelelim son günlerin tartışmasına…
Sami Er iki gün önce Ankara’da.
Genel müdürlükleri ziyaret ediyor. Malatya’nın eksikliklerini anlatıyor. Yapılan çalışmalar hakkında bilgiler veriyor. Taleplerini iletiyor.
Yani rutin bir Ankara mesaisi gerçekleştiriyor.
Sonra tesadüfen bir haber alıyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın havalimanında olacağını öğreniyor.
Ve burada bir fırsat yakalıyor.
Ne yapıyor?
“Benim zaten planlı bir Cumhurbaşkanı görüşmem yok, o zaman hiç uğramayayım” demiyor.
Tam tersine, Malatya adına değerlendirebileceği bu fırsatı değerlendiriyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ayaküstü görüşüyor. Malatya’nın dosyasını sunuyor.
Malatya’nın sorunlarını gündeme getiriyor. Bir de Malatya’nın simgesi olan kayısıyı hediye ediyor.
Şimdi buradan birileri çıkıyor ve diyor ki:
“Malatya 30 saniyede anlatılmaz.”
Doğru.
Malatya 30 saniyede anlatılmaz. Ama size bir şey söyleyeyim.
Malatya 30 dakikada da anlatılmaz. 300 dakikada da anlatılmaz. 300 saatte de anlatılmaz.
Çünkü Malatya’nın meselesi bir cümlelik mesele değil.
Malatya’nın meselesi dosyalarla anlatılır.
Projelerle anlatılır. Rakamlarla anlatılır. Hazırlanan raporlarla anlatılır.
Bakanlıklarda yapılan görüşmelerle anlatılır.
Meclis’te gündeme taşınarak anlatılır.
Ve bazen de işte böyle üç-beş dakikalık bir fırsat yakalandığında, o fırsat değerlendirilerek anlatılır.
Şimdi soruyorum.
Sayın Sami Er, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı görmüş. Yanına gitmiş.
Malatya dosyasını sunmuş. Ulaşım sorununu gündeme getirmiş.
Tramvay meselesini konuşmuş.
Malatya’nın taleplerini aktarmış.
Bunun neresi yanlış?
Bir belediye başkanı, ülkenin Cumhurbaşkanı ile karşılaştığında şehrinin sorunlarını anlatıyorsa bundan neden rahatsız oluyoruz?
“Keşke görüşmeseydi” mi demeliyiz?
“Keşke Malatya dosyasını vermeseydi” mi demeliyiz?
“Keşke kayısı götürmeseydi” mi demeliyiz?
Ne yapmasını bekliyorsunuz?
Malatya’nın Belediye Başkanı, Ankara’da Malatya’nın Cumhurbaşkanı ile karşılaşmış. Ve o anda aklına Malatya gelmiş.
Bence olması gereken de budur.
Keşke bütün siyasetçilerimizin aklına her fırsatta Malatya gelse.
Keşke herkes Ankara’ya gittiğinde Malatya’nın bir sorununu yanında götürse.
Keşke herkes bir bakanla karşılaştığında Malatya’nın bir ihtiyacını anlatsa.
Keşke herkes Meclis kürsüsüne çıktığında Malatya’yı konuşsa.
Keşke herkes siyasi tartışmaların merkezine kendi koltuğunu değil, Malatya’yı koysa.
Çünkü Malatya’nın buna ihtiyacı var.
Bakın, burada Sami Er’i eleştirmeyin demiyorum.
Tam tersine, eleştirin. Ama doğruyu eleştirin. Yanlışını eleştirin. Eksikliğini eleştirin. Yapmadığı işi eleştirin.
Ama yaptığı işi de görmezden gelmeyin.
Bir insanı sürekli eleştirerek şehir yönetilmez.
Bir belediye başkanının her yaptığına kusur arayarak Malatya kalkınmaz.
Bizim artık başka bir noktaya gelmemiz gerekiyor.
Malatya'nın yeniden ayağa kalktığı, yeniden inşa edildiği, geleceğinin şekillendiği bir dönemdeyiz.
Bu dönemde birbirimizin ayağına basmak yerine birbirimizin elinden tutmalıyız.
Sami Er’in Ankara’da yaptığı görüşmelerin sonucunu hep birlikte takip edelim.
Hangi dosya sonuçlanmış?
Hangi yatırım gelmiş?
Hangi sorun çözülmüş?
Hangi proje hayata geçmiş?
Bunları konuşalım.
Eğer bir yanlış varsa onu da açıkça söyleyelim.
Ama sırf siyasi hesaplarla yapılan doğru işleri de karalamayalım. Çünkü Malatya kaybederse hepimiz kaybederiz.
Bugün Sami Er’in yaptığı bir hizmetten AK Parti’ye oy veren de yararlanacak, CHP’ye oy veren de, MHP’ye oy veren de, başka bir siyasi görüşe sahip olan da…
Yol yapıldığında siyasi görüş sormaz.
Konut yapıldığında parti sormaz.
Altyapı yapıldığında kim hangi partiye oy vermiş diye bakmaz.
Ulaşım yatırımı geldiğinde otobüse binecek kişinin siyasi görüşünü sorgulamaz.
Hizmet, hizmettir.
Şimdi benim Sami Er’e söyleyeceğim de çok açık.
Siz eleştirileceksiniz. Bundan kaçış yok. Hatalarınız da konuşulacak. Eksikleriniz de konuşulacak.
Bazen haklı, bazen haksız eleştiriler gelecek.
Bunlara fazla takılmayın.
Siz Vali Seddar Yavuz ile olan samimiyetinizi bozmayın.
Bürokratlarla kurduğunuz ilişkileri sürdürün.
Ankara’ya gitmeye devam edin.
Bakanlıkların kapısını çalmaya devam edin.
Genel müdürlerin önüne Malatya dosyalarını koymaya devam edin.
Cumhurbaşkanı ile karşılaşınca da üç dakika, beş dakika, on dakika…
Ne kadar süre bulabiliyorsanız Malatya’yı anlatmaya devam edin.
Çünkü sizin göreviniz herkesi memnun etmek değil.
Sizin göreviniz Malatya’ya hizmet etmek.
Bugün size kızanlar yarın yaptığınız hizmetten faydalanacak.
Bugün fotoğrafınızı eleştirenler yarın açılan yoldan geçecek.
Bugün “Ayaküstü görüşme mi olur?” diyenler, yarın Ankara’dan gelen yatırımın temel atma töreninde yer almak isteyecek.
O yüzden siz işinize bakın.
Malatya’nın işine bakın.
Malatya’nın geleceğine bakın.
Ve biz de gazeteciler olarak görevimizi yapalım.
Yanlışı eleştirelim.
Doğruyu alkışlayalım.
Eksik olanı soralım.
Yapılanı da hakkıyla yazalım.
Çünkü gazetecilik sadece eleştirmek değildir.
Hakkı teslim etmek de gazeteciliktir.
Ben bir Malatyalı olarak son dönemde yaptığı çalışmalar, Ankara’da Malatya için yürüttüğü temaslar ve şehrin yeniden ayağa kalkması için verdiği mücadele nedeniyle Sami Er’e teşekkür ediyorum.
Eksikleri mi var?
Var.
Hataları mı var?
Olabilir.
Daha yapması gereken çok iş mi var?
Kesinlikle var.
Ama bugün Malatya için koşan, Ankara’da kapı çalan, dosya taşıyan, sorun anlatan bir belediye başkanı da var.
Bunu görmemiz gerekiyor.
Ve artık şu kısır döngüden çıkmamız gerekiyor.
Sami Er’le uğraşacağınıza Malatya’yla uğraşın.
Malatya’nın sorunlarıyla uğraşın.
Malatya’nın geleceğiyle uğraşın.
Malatya’nın gençleriyle uğraşın.
Malatya’nın esnafıyla, çiftçisiyle, sanayicisiyle uğraşın.
Konut sorunuyla uğraşın.
Ulaşım sorunuyla uğraşın.
Depremin yaralarını sarmakla uğraşın.
Ankara’da Malatya’nın hakkını daha fazla nasıl savunuruz, onun hesabını yapın.
Çünkü Malatya’nın artık siyasi kavgalara değil, ortak akla ihtiyacı var.
Malatya’nın birbirini aşağı çekenlere değil, birbirini yukarı taşıyanlara ihtiyacı var.
Ve en önemlisi…
Malatya’nın küçük hesaplara değil, büyük hedeflere ihtiyacı var.
Gerisi laf-ı güzaf…


















