Bu tepki niye beyler?
Samsun’dan bir genç çıktı.
Sosyal medyada paylaştığı bir ilahi bir anda milyonlara ulaştı.
Kabe’de hacılar “hu” der, “Allah” diye…
E ne oldu, ne var bunda?
Adam daha önce bestelenmiş bir ilahiyi yeniden söyledi ve milyonların gönlüne taht kurdu.
New York’tan Malatya’ya, evlerden camilere, sokaklardan üniversitelere kadar herkes izledi, dinledi, coştu.
Ama asıl önemli olan ne biliyor musunuz?
Minik çocukların ağzına düştü.
Henüz inancı bilmeyen, dünyayı yeni yeni keşfeden iki, üç, dört yaşındaki çocuklar bile bu ilahiyle eğleniyor, gülüyor, coşuyor.
Ben gözümle gördüm: Bu çocuklar ilahiyi dinleyerek camiye gidiyor, ritimle oynuyor, namaz kılıyor.
Bazıları ellerini kaldırıp “Allah” diyor, bazıları küçük yürekleriyle dua ediyor. Eğleniyorlar, öğreniyorlar, inancı ve toplumsal paylaşımı bu ilahi sayesinde tanıyorlar.
Ama bununla kalmıyor.
Liseli gençler var, etkilenip bir araya gelmişler; Ramazan kolisi dağıtıyorlar, ihtiyaç sahiplerinin kapısını çalıyorlar, elleriyle paketler taşıyorlar. Malatya’da oluyor bu, başka şehirlerde de oluyor.
Sosyal medyada paylaşıyorlar, arkadaşlarını organize ediyorlar, “Biz de yardım edelim” diyorlar.
Bu bir toplumsal hareket, bir kültürel birleşme. Bu ilahi sadece melodiden ibaret değil; insanları birleştiriyor, farkındalık yaratıyor, yardımlaşmayı tetikliyor, Ramazan’ın ruhunu yaşatıyor.
Sosyal medyada binlerce yorum var: “Çocuklar ilk kez camiye gidiyor ve namaz kılıyor”, “Liseli arkadaşlarımız kolilerle yardıma koştu”, “Malatya’da küçük bir mucize yaşanıyor” diyen paylaşımlar.
Bu sadece ilahi değil; bir uyanış, bir farkındalık ve bir toplumsal birleşme hareketi. İnsanlar birbirine temas ediyor, paylaşıyor, Ramazan’ın anlamını hissediyor.
Sonra işin rengi değişti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kürsüye çıkıp bu kardeşimize teşekkür etti.
Samsunlu, Roman kökenli Celal Karakürek…
Yıllarca ekmek parası kazanmak için müzisyenlik yaptı ve bir anda söylediği bir ilahiyle ülkenin gündemine oturdu.
E ne bulursunuz nası?
Minikler, gençler, üniversiteliler, yaşlılar, emekliler… Herkes bu ilahiyi dinler oldu. Ramazan şenlendi, Ramazan’ın değeri anlaşıldı.
Ama bazı köşe yazarları hemen saldırıya geçti. “Roman, müzisyen, 20 bin liraya, 25 bin liraya kebap salonuna gidiyor, düğün salonuna gidiyor, reklam yapıyor” dediler.
Yapacak kardeşim! Bu adam müzisyen, bu adam geçimini böyle sağlıyor.
Bunun neyin tepkisini veriyorsunuz? Bunun nesi tartışmalı? Şaka mı yapıyorsunuz?
Yok, Malatya’da okullarda zil sesi olmuş, yok ilahiler çalacakmış…
Müslüman bir ülkedesiniz! Ve bunu onaylayan Milli Eğitim Bakanı.
Siz buna mı karşı çıkıyorsunuz? Kime ne oluyor? Seçilmişlerin istediği yapılacak, bunu kabullenin artık.
Ve ben bu kardeşimi destekliyorum, onu en kısa zamanda Malatya’ya getireceğim.
Getirmek için mücadele edeceğim. Yürekli kardeşlerimden destek bekliyorum. Onunla birlikte coşacağız, onunla birlikte ilahiler söyleyeceğiz. Var mısınız bunu göstermeye, engellemeye, eylem yapmaya?
Bakın, bu değişler de bizim, bu ilahiler de bizim.
Biz yedi rengiz. Yedi renkten ayrıldığımızda İran, Suriye oluruz, bölünürüz.
Gelin bölünmeyelim.
Gelin birlikte sahip çıkalım.
Bu kardeşimize, bu kardeşlerimiz gibi insanlara sahip çıkalım. Ayrışmayalım, küçümsemeyelim, birbirimizi yargılamayalım.
Ve bir Alevi kardeşiniz olarak diyorum ki: Ey durun orada, size ne oluyor?
Dikkat edelim. Bu sadece bir ilahi meselesi değil; bu bir adalet, saygı ve birlik meselesidir. Halk artık tepkisiz kalmayacak. Bu adam bir ilahi söylüyor ve milyonlar onun peşinden gidiyor. Buna tepki veremeyiz. Artık yeter!
Çocuklar, gençler, yaşlılar…
Herkes bir ilahinin güzelliğinde buluşuyor. Çocuklar coşuyor, camiye yöneliyor, namaz kılıyor; gençler etkilenip yardımlaşma hareketleri başlatıyor. Liseli gençler Ramazan kolisi dağıtıyor; küçük çocuklar ilahiyi dinlerken ritme kapılıyor, oynuyor, gülüyor, öğreniyor.
Bu ilahi sadece melodiden ibaret değil; insanların gönlüne dokunuyor, Ramazan’ın anlamını hatırlatıyor, umut veriyor, yardımlaşmayı teşvik ediyor.
Bu ilahi, birleştirici bir güç.
İnsanlar farklı şehirlerde, farklı yaş gruplarında aynı coşkuyu yaşıyor. Küçük bir ritim, küçük bir ses, büyük bir etki yaratıyor.
Ve herkes buna katılıyor. Minik bir çocuğun elinde, liseli bir gencin paketinde, üniversiteli bir öğrencinin gönlünde yankılanıyor. Bu bir halk hareketi; gözle görülür, elle tutulur, yüreğe dokunan bir güç.
Ve sosyal medyaya bakın!
Binlerce paylaşım, yorum ve video…
İnsanlar “Biz de katılmak istiyoruz”, “Çocuklarımız için güzel bir örnek” diyor. Malatya’dan öğrenciler, “Arkadaşlarımızla ilahiyi söyleyip ihtiyaç sahiplerine yardıma koştuk” diyor.
İstanbul’dan, İzmir’den, Ankara’dan paylaşımlar var:
“Biz de çocuklarımızı bu ilahiyle tanıştırdık, öğrettik, bir araya geldik”. Bu sadece Malatya değil, Türkiye’nin dört bir yanında etkisini gösteriyor.
Bir insanın emeğini, kültürünü, rengini küçümsemeye kimsenin hakkı yok.
Tepki göstermek mi istiyorsunuz? Önce kendinize bakın!
Halk burada. Adalet burada. Birlik burada. Ve Celal Karakürek işte burada; bir ilahiyle milyonların kalbine taht kurmuş, alkışların en büyüğünü hak ediyor.
Biz bunu konuşacağız, bunu savunacağız, bunu sahiplenmekten asla vazgeçmeyeceğiz.
Artık yeter! Susturulamayacak bir ses yükseliyor.
Artık sadece izlemiyoruz, artık konuşuyoruz, tepki veriyoruz, destekliyoruz. Çünkü bu halk bunu hak ediyor. İlahi de bizim, değiş de bizim. Biz ayrışmayız! Biz birlikteyiz!
Ve son olarak diyorum ki: Artık övgüyle, saygıyla, coşkuyla sahip çıkacağımız bir zaman bu.
Halkın kalbine dokunan, çocukları neşelendiren, gençleri harekete geçiren, toplumu birleştiren her ilahi, her değiş bizimdir.
Bu toprakların sesi, bu halkın sesi susturulamaz.
Bu ülkenin ilahileri de deyişleri de bizim, biz buna sahip çıkmasını da biliriz; sizlere rağmen!