Kaybeden futbolcular değil Malatya oldu!

Kenan Kaya

17-05-2026 12:50

Şimdi size bir maç anlatacağım. Bir şehir anlatacağım.

Yok, yok; klasik bir maç yazısı yazmayacağım.

Skor tabelasını, dakikaları, kim kaçıncı dakikada gol attı, kim kart yedi…

Onları hiç anlatmayacağım.

Çünkü bu mesele bir maç meselesi değil.

Bu mesele bir şehir meselesi.

Ankara Eryaman’da sahaya çıkan Malatya Yeşilyurtspor, aslında sadece bir final oynamadı.

Bir şehrin yeniden ayağa kalkma hikâyesini, depremden sonra toparlanma mücadelesini, “biz buradayız” deme çabasını sahaya taşıdı.

Ama ne oldu?

O hikâye sahada değil, tribünde yarım kaldı. Protokolde tamamlanamadı.

Bakın en baştan anlatayım…

Maça çok iyi başladı Yeşilyurtspor.

Hatta “çok iyi” demek hafif kalır.

İstekliydi, baskılıydı, arzulu oynuyordu.

İlk 25-26 dakikaya kadar sahada ne yaptığını bilen bir takım vardı.

Rakibi boğuyordu, pozisyona giriyordu, oyunu kontrol ediyordu.

Ama sonra…

Bir anda durdu.

Bir anda çekildi.

Bir anda geri gitti.

Şimdi herkes şunu soruyor:

“Ne oldu?”

Ben size söyleyeyim…

Asıl kırılma sahada değil, tribündeydi.

Statta 6-7 bin Malatyalı vardı.

Rakam olarak az değil diyebilirsin. Ama mesele rakam değil.

O, 6-7 bin kişi, 600 kişi gibi  ses çıkardı ve adeta sessizdi.

Ses yok.

Baskı yok.

Coşku yok.

Takımı itecek enerji yok.

Karşı tarafta Çorluspor var.

Sayıları daha az ama sesleri daha çok.

90 dakika susmuyorlar.

Takımı itiyorlar.

Maçın içinde kalıyorlar.

Biz ne yapıyoruz?

İzliyoruz.

Ve sonra diyoruz ki:

“Takım neden düştü?”

İşte cevap bu.

Futbol sadece ayakla oynanmıyor.

Bazen tribünle oynanıyor.

Bakın çok net söylüyorum:

O atmosferde oyuncu kendini yalnız hissederse, en iyi takım bile düşer.

O dakikadan sonra olan tam olarak bu.

Takımın pili bitmedi aslında…

Tribünün pili bitti.

Bir anda bir durulma oldu.

Bir sakinleşme oldu.

Bir geri çekilme oldu.

Ve bu sadece saha içi değil, saha dışı bir sessizlikti.

Şimdi burada çok kritik bir şey var:

Ankara’da kaç Malatyalı var?

40 bin mi? 50 bin mi? Belki daha fazla.

Peki, o stat neden dolmadı?

İstanbul’dan otobüsler kaldırılmış.

Malatya’dan insanlar gelmiş.

Akın akın taraftar gelmiş.

Ama Ankara’daki Malatyalı gelmemiş.

İşte asıl kırılma burada.

Bu sadece “maça gitmedim” meselesi değil.

Bu bir sahip çıkma meselesi.

Ve en önemlisi bir refleks meselesi.

E, ne oldu Malatya’yı Ankara’da temsil eden Sivil Toplum Örgütlerine?

Sizin gücünüz Malatya ve bu maç için sadece taraftarın Malatya’dan gelmesini sağlamak için bir otobüs temin etmek miydi? Neden o stattı dolduramadınız?

Bakıyoruz, Maçı izleyenler arasında önemli isimler vardı.

Milletvekilleri vardı.

Belediye başkanları vardı.

İlçe belediye başkanları vardı.

Abdurrahman Babacan oradaydı.

Bülent Tüfekçi oradaydı.

Veli Ağbaba oradaydı.

Başkan Sami Er oradaydı.

Hatta bir an var…

Veli Ağbaba bir ara ayağa kalkıyor, taraftarı coşturmaya çalışıyor.

El kol hareketi yapıyor.

Ses yükseltmeye çalışıyor. Adeta amigoluk yapıyor…

Çünkü o da görüyor:

Tribün sessiz.

Takım yalnız.

İşte o an her şey özet.

Peki futbolcular?

Onlar da kötü başlamadı.

Hatta müthiş başladılar.

Ama sonra bir şey oldu.

Bir çekilme oldu.

Bir ürkeklik oldu.

Bir motivasyon kırılması oldu.

Çünkü arkalarında o itici güç yoktu.

Ve bu eksiklik direkt sahaya yansıdı.

Şimdi hakem kısmı…

Evet, verilmeyen penaltı var.

Evet, tartışmalı kararlar var.

Evet, kırmızı kartlık pozisyon sarıya döndü.

Ama şunu da net söylemek lazım:

Bu futbolda hep var.

Her zaman olacakta.

Ama sen güçlüysen, bunlar seni yıkmaz.

Şimdi gelelim en çok konuşulması gereken yere…

Organizasyon.

Bakın bu çok önemli.

Büyükşehir Belediyesi bir minibüs kaldırmış basın için.

10-12 kişi gelmiş.

Bitti.

Daha da acısı ne biliyor musunuz?

Gelenlerden bazıları haber bile yapmamış.

İki satır yazmamış.

Paylaşmamış.

Bu ne demek?

Bu bir sorumluluk eksikliği.

Malatya gibi yüzlerce haber sitesinin olduğu bir yerde bu tablo normal değil.

Bir de iletişim sorunu var.

Kim nerede toplanıyor belli değil.

Kim nereye gidiyor belli değil.

Maç öncesi bir düzen yok.

Basın dağınık.

Taraftar dağınık.

Organizasyon yok.

Sonra da “neden kaybettik” sorusu geliyor.

Sivil toplum tarafı…

Burada da büyük eksik var.

Böyle bir maç için yüzlerce otobüs kaldırılması gerekiyordu.

100 mü olur, 200 mü olur…

Ama bir şey olurdu.

Ama olmadı.

Ankara’daki Malatyalı tribüne gelmedi.

Ve bu çok net bir boşluk.

Burada açık söylüyorum, sitem var.

Çünkü bu takım sadece sahadaki 11 kişi değil.

Bu takım bir şehir.

Ve şehir yalnız bırakılmaz.

Ben İstanbul’dan kalktım gittim.

Futbolu çok seven biri değilim.

Ama dedim ki:

“Bu maç önemli.”

Gittim, gördüm.

Ve içim burkuldu.

Çünkü o stat dolabilirdi.

O atmosfer bambaşka olabilirdi.

Ve belki de bugün başka bir şey konuşuyor olurduk.

Ama olmadı.

Bir eksik vardı.

Bir kopukluk vardı.

Ama bütün bunlara rağmen…

Bir şeyi de görmezden gelemeyiz.

Bu takım kötü değil.

Bu takım zayıf değil.

Bu takım bu şehre umut vermiş bir takım.

Statta en güzel şey neydi biliyor musunuz?

Kimse kimseye “hangi partiden” diye bakmadı.

Kimse kimseyi ayırmadı.

Herkes tek bir şey söyledi:

“Malatya!”

Hatta stat içinde o kısa anlarda bile bir birlik vardı.

Ama sürdürülemedi.

Ve en önemlisi…

Maçtan sonra bir açıklama geldi.

İlhan Geçit konuştu.

Dedi ki:

“Bu burada bitmedi.”

Futbolculara teşekkür etti.

Mücadeleyi sahiplendi.

Bu takımın arkasında duracağını söyledi.

İşte ihtiyaç duyulan şey bu.

Söz değil sadece…

Sahiplenme.

Sonuç?

Evet, Yeşilyurtspor şampiyon olamadı.

Ama bana sorarsanız…

Bu şehir bir şeyi kazandı.

Birlik duygusunu.

Bir araya gelme ihtimalini.

Ama aynı zamanda bir gerçeği de gördü:

Ses çıkmayınca olmuyor.

Organizasyon olmayınca olmuyor.

Sahip çıkmayınca olmuyor.

Şampiyonluk her zaman tabelada yazmaz.

Bazen tribünde yazılır.

Bazen kalpte yazılır.

Bazen bir şehrin hafızasında yazılır.

Ve bu hikâyede Yeşilyurtspor’un adı oraya yazıldı.

Ama şunu da unutmayalım:

Eğer bu şehir gerçekten isterse…

O stat dolar.

O ses çıkar.

O takım uçar.

Ve o kupa gelir.

Hem de kimseye sormadan gelir.

Son söz olaraktan da şunu söylemek lazım;

Teşekkürler çocuklar…

Siz kaybetmediniz, mücadele edip bir şehrin kalbini kazandınız.

Benim gönlümde şampiyonsunuz.

Çünkü bu şehre yeniden kenetlenmeyi öğrettiniz.

 

DİĞER YAZILARI İfade var, Delil Yok…Peki bu ülke neyi tartışıyor? 01-01-1970 03:00 Bir Plaketin Ardından Başlayan Tartışma: Malatya’da Görünmeyen Gerilim! 01-01-1970 03:00 Söylenenler, Yazılanlar ve Doğrular! 01-01-1970 03:00 Malatya’da vekilden geri adım, kırgınlık yerine ziyarete bıraktı! 01-01-1970 03:00 Poz Vermek Kolay, İnşaatı Bitirmek Zor: Sahi Cem evi Ne Oldu? 01-01-1970 03:00 Babacan’ın Sessiz Hizmeti, Tüfekçi’nin Mütevazılıği, Fendoğlu’nun “Abiliği! 01-01-1970 03:00 MAGİNDER Şimdide Alevilerin Sırtından Reklam Yapıyor! 01-01-1970 03:00 Malatya'da bir fotoğraf karesi ve bir Cami! 01-01-1970 03:00 Öğretmene Dayak Konusunda Mikrofon Sizde Sayın Başkan! 01-01-1970 03:00 Kalpler Malatya için atıyor! Teşekkürler Yunus Akdaş 01-01-1970 03:00 İlahiyi de Deyiş de Yargılayamazsınız! Halkın Sesi Susturulamaz 01-01-1970 03:00 Özür dilemek de erdemliktir, Veli Ağbaba! 01-01-1970 03:00 Sayın Müdür, Halka Hizmet Mi Kabadayılık Mı? 01-01-1970 03:00 Ey Başkan! Sürünerek Gelen Kadın Üzerinden Reklam Olur mu? 01-01-1970 03:00 Dilencilik Dediler, 40 Bin Gelecek İnşa Ettiler! MİAD ve MEV Gerçeğ 01-01-1970 03:00 Kayısı bahçede mi yetişti, yoksa gümrükte mi? 01-01-1970 03:00 Kayısı Yandı, Bitti… Şimdi Sahtekârlık Var! 01-01-1970 03:00 Özgür Özel üzeri yanlış algı yaratmak bu şehre ne sağlar! 01-01-1970 03:00 Malatya Yas Tutarken, Vekiller Neredeydi? 01-01-1970 03:00 İhsan Koca’nın Yeni Mesleği: Bakan Karşılama Vekili! 01-01-1970 03:00 Örümcek kafalılar yüzünden Bakan da gelmiyor, Yatırım da! 01-01-1970 03:00 CHP Yazıhan’ı Niye Sildi, Yazıhan Halkı neden Cezalandırıyor? 01-01-1970 03:00 Millete Ayar Vermek Kolay, Şehre Taş Koymak Zor! Ey MAGİNDER 01-01-1970 03:00 Hekimhan Çarşısı Gezildi… Peki Siyasetin Gölgesinde mi? 01-01-1970 03:00 Veli Ağbaba’nın tabutu Meclisi karıştırdı! 01-01-1970 03:00 Bize ayar vermeye çalışanlar kendinize çeki düzen verin 01-01-1970 03:00 Bunca Yangının Ortasında Bu Video Nereye Düştü Veli Abi? 01-01-1970 03:00 “Acil Çıkış” Yok Ama Tutunacak Bir Dal Var 01-01-1970 03:00 Ali Bakan'ın sözleri neden rahatsız etti ki? 01-01-1970 03:00 Bu Anket Malatya’yı Tanımıyor: Kayıp Vekil Nasıl Üst Sırada? 01-01-1970 03:00 Gazeteciler Günü’nde Gazeteciye Ayar! 01-01-1970 03:00 Malatya Yanarken Ankara’da Susan Vekillerin Utanç Karnesi 01-01-1970 03:00 “Malatya’nın Feryadı Göğe Çıkıyor, Vekiller Hâlâ Sessiz! 01-01-1970 03:00 Tüfenkci’nin Bitmeyen “Ben Yaptım” Yankısı ve Hızlı Tren Gerçeği 01-01-1970 03:00 Hayırdır Sayın Müftü, Ne Oluyor Size? 01-01-1970 03:00 Üniversiteli bu çocukların suçu ne? 01-01-1970 03:00 Dünya ayağa kalktı! Malatya nerede? 01-01-1970 03:00 İşçi Çatıda, Para Ankara’da! 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Sesi Olduk, Malatya İşini Yaptık! 01-01-1970 03:00 Malatya Siyasetinde Vekil Kaçıyor, Ötekeleştirme devam! 01-01-1970 03:00 Anlamını bilmeyenler Aşure'yi yazamaz! 01-01-1970 03:00 Defol Alevi mi? O zaman hepimiz defolalım! 01-01-1970 03:00 Defol Alevi mi? O zaman hhepimiz defolalım! 01-01-1970 03:00 Baklava mı? Börek mi? MAGİNDER! 01-01-1970 03:00 Şehitlere saygı Sayın Koca! 01-01-1970 03:00 Sami Er'e Er Meydanı! 01-01-1970 03:00 Devletin töreni mi, Partinin gövde gösterisi mi? 01-01-1970 03:00 Yunus Akdaş'a belden aşağı vuranların asıl hedefi Malatya! 01-01-1970 03:00 Neredesiniz Sayın Vekiller? 01-01-1970 03:00 MALATYA BAROSU NEREDE? 01-01-1970 03:00 Güçlü Malatya'ya Doğru! 01-01-1970 03:00 YİNE YENİDEN KORKUSUZCA... 01-01-1970 03:00 UYANMA ZAMANI 01-01-1970 03:00 HEY KAYISI BORSASI NEREDESİN? 01-01-1970 03:00 bu vekiller ne iş yapıyor? 01-01-1970 03:00 MALATYA'DA DOSTLUK NEREDE KALDI? 01-01-1970 03:00 ÇALIŞAN 2 VEKİL 1 VALİ 01-01-1970 03:00 BAŞKANDAN İHBAR GİBİ İTİRAF 01-01-1970 03:00 BİZ NE ZAMAN BİRLEŞECEĞİZ? 01-01-1970 03:00 TEKİLÇİ OLMUŞUZ HABERİMİZ YOK! 01-01-1970 03:00 SURİYELİLERİ DEĞİL AİLENİ DÜŞÜN 01-01-1970 03:00 MALATYA İÇİN BİRLEŞİN 01-01-1970 03:00 MALATYA BASININA YAZIK OLUYOR... 01-01-1970 03:00 BU ŞOV DEĞİL DE NE ? 01-01-1970 03:00 KEŞKE ERDOĞAN HEP GELSE 01-01-1970 03:00 YAZIK OLUYOR MALATYA'MA! 01-01-1970 03:00 FELAKETE SAATLER KALA! 01-01-1970 03:00 BEN UTANDIM YA SİZ? 01-01-1970 03:00 VELİ AĞBABA GERÇEĞİ 01-01-1970 03:00 KİM BU SUÇLU? 01-01-1970 03:00 KOMUTAN YAVUZ! 01-01-1970 03:00 PİS KOKULAR GELİYOR 01-01-1970 03:00 SİYASET Mİ MALATYA GERÇEĞİ Mİ? 01-01-1970 03:00 BU NASIL ZİHNİYET? 01-01-1970 03:00 TURİST VEKİL! 01-01-1970 03:00 KİM UTANACAK? 01-01-1970 03:00 5 VEKİL + 1 KAYIP! 01-01-1970 03:00 KAYISI VAR MI? YOK MU? 01-01-1970 03:00 KAYISI VAR MI? YOK MU? 01-01-1970 03:00 MEHMET AKİF’İ ANMAK KAYISIDAN DAHA ÖNEMLİYMİŞ! 01-01-1970 03:00