Bir zamanlar üretkenliğiyle öne çıkan Malatya, bugün derin bir çöküşün eşiğinde. Görünürde bir şehir, ama içinde kargaşa, kararsızlık ve sahipsizlik barındırıyor. Ekonomi daralıyor, sosyal yapı zayıflıyor, siyaset ise güven kaybediyor. Aslında mesele çok açık: Malatya’da hayat pahalı, siyaset ise ucuzladı. Sosyal medya siyasete yön verir oldu. İki vatandaş ziyaret et, birlikte poz ver. Sonra bunu sosyal medyanda paylaş. O; ne ala halkla iç içe vekil ol. Tüm sorunları çözen durumuna gel…
Malatya’da her alanda fiyatlar fahiş. Gıda, barınma, ulaşım… Komşu illerle kıyaslandığında aradaki fark ciddi boyutlara ulaşmış durumda. İnsanlar artık Elazığ’a, Adıyaman’a yöneliyor çünkü Malatya’da yaşamak, birçokları için lüsk hatta imkânsız hale geldi. Ancak mesele sadece geçim derdi değil; şehirdeki siyasal yapı da alarm veriyor.
Malatya’da siyaset artık halkın güvenini temsil etmiyor. Yaşanan krizlerde yöneticilerin sessiz kalması, özellikle geçtiğimiz günlerdeki sel baskınında olduğu gibi, sorunları görmezden gelmeyi alışkanlık haline getirdiklerini gösteriyor. Üretkenlik yok, çözüm yok, vizyon yok. Geriye kalan tek şey zaman kazanmak ve halkın unutkanlığını umut etmek.
MASKİ ESENLİK HAYIRLI OLA
MASKİ ve Esenlik gibi önemli kamu kuruluşlarında yaşanan gelişmeler, sadece yönetim eksikliği değil, aynı zamanda derin bir kurumsal çöküşün işareti. Kurumlar adeta kriz üstüne kriz yaşıyor ve bu ses artık kulaktan kulağa yayılmakla kalmıyor; şehirde yankılanıyor. Ve temel neden yine aynı: günü kurtaran, hesap vermeyen, popülist siyaset anlayışı.
Elbette istisnalar var. Veli Ağbaba ve İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak gibi isimler halkla birebir temas kuruyor, sahada bulunuyor. Bayram günlerinde dahi toplumun farklı kesimleriyle bir araya gelmeyi sürdüren bu tutum, siyasetin hâlâ onarılabilir olduğunu gösteriyor. Ama bir elin parmaklarıyla sınırlı birkaç isimle bir şehrin kaderi değişmiyor.
Fakat burada bir çelişki daha var. Veli Ağbaba, birçok konuda yüksek sesle konuşsa da, Malatya Büyükşehir Belediyesi’nin geçmiş dönemine ilişkin ciddi iddialar karşısında sessiz kalıyor. Selahattin Gürkan döneminde yaşanan tartışmalı uygulamalar, kamu kaynakları ve idari tasarruflara ilişkin sorular hâlâ yanıtsız. Yeni dönemde bu konularla ilgili net bir tavır sergilenmemesi, muhalefetin eleştirel gücünü zayıflatıyor.
NEREDENİSİNİZ SEÇİLMİŞLER SOSYAL MEDYA DEĞİL BU ŞEHİR SİZİ BEKLİYOR
Malatya'nın seçilmiş milletvekillerine gelirsek, tablo ne yazık ki iç açıcı değil. İhsan Koca, çoğu zaman sadece bakanların ziyaretlerinde boy gösteriyor. Şehirde yaşanan temel sorunlarda aktif bir rol almak yerine protokol gölgelerinde kalmayı tercih ediyor görüntüsü veriyor. Malatya halkı temsilcilerini sadece tören alanlarında değil, gerçek sorunların içinde görmek istiyor.
Bülent Tüfenkci ise uzun bir süredir sessizliğe gömülmüştü. Ancak son haftalarda sahada görülmeye başlandı. Kamuoyu sormadan edemiyor: Ne oldu da birden bire sahaya indi? Kim, ne dedi de harekete geçti? Siyasi refleksler halkın talebiyle değil, genel merkez baskısıyla mı şekilleniyor?
Mehmet Fendoğlu’nun sağlık sorunları biliniyor ve bu konuda kamuoyunda bir anlayış hâkim. Ancak diğer isimlere gelince bu anlayış yerini eleştiriye bırakıyor. Örneğin, Abdurrahman Babacan nerede? Malatya’nın sorunları bu denli derinken, TBMM çatısı altındaki yeni vekillerden biri olan Babacan’ın sessizliği, seçmen nezdinde bir eksiklik olarak not ediliyor.
Bayram boyunca halkla doğrudan bir araya gelen kaç siyasetçi gördünüz? Siyasetçiler arasında halkın içine karışan, samimi bir bayramlaşma yapan neredeyse yok. Sosyal medya paylaşımları, gösterişli programlar, kendi kendini alkışlayan kalabalıklar… Ama halk orada değil. Çünkü bu anlayışta toplum yalnızca “oy veren kitle” olarak görülüyor.
Deprem sonrası çarşı projesi yıkıldı, yeniden yapılandırma süreci ise bir türlü ilerlemiyor. Yerel yönetimlerin iç çekişmeleri, merkezle uyumsuzlukları ve içi boş hamleleri arasında şehir zaman kaybediyor. Parti içinde yükselmek adına yapılan bireysel çıkışlar, halkta karşılık bulmuyor.
Bugün Malatya’da sadece ekonomi değil, siyaset de tükeniyor. İnsanlar konteyner kentlerde yaz sıcağında yaşam mücadelesi verirken, kayısı tarlaları boş, ekmek sofralara zor ulaşıyor. Ama bu sorunlara karşı gösterilen siyasi duruş, hâlâ yetersiz.
Ucuz siyasetin bu şehre maliyeti ağır. Bir yanda Türkiye’nin en pahalı şehirlerinden biri, diğer yanda yönetsel anlamda en zayıf reflekslere sahip bir yapı… Bu çelişki artık sürdürülemez. Halk, gerçek çözüm bekliyor. Şehir, yeni bir vizyona ve samimi liderliğe ihtiyaç duyuyor.
Bir Vali Seddar Yavuz yetmiyor Malatya’ya. Mesaisi dışında da dakika ve hatta saatlerini Malatya için harcayan Sayın Vali’de yoruldu. Vekillerin yanında olmamasından, yalnız kalmasında. Bir insan tek başına ne yapabilir ki? Bize gelen dedikodulara göre umarız yalandır, artık O da gitmek istiyormuş Malatya’dan. Tayin istemiş… Umarız olmaz. Malatya’da gerçekten halk için, Malatya için, Devlet için çalışan bir tek o kalmışken…
Malatya yoruldu. En pahalı ekmeği alırken, en ucuz siyasete razı olmak istemiyor artık. Neredesiniz Sayın Vekiller? Sizleri sosyal medya paylaşımlarında görmekten bu şehir yoruldu. Artık gerçekten meydanlara inin ve Malatya için bir şeyler yapmaya başlayın. En önemlisi de Sayın Ağbaba, şu Sami Başkan’ın sözlerine bir kulak verin. Arkasında durun. Konuyu meclise taşıyın. Sizin belediye Başkanlarınız bir bir bir giderken, Ak Partili bir Büyükşehir Belediye Başkanının bir önceki dönem Ak Partili Başkan ve ekibi hakkında suçlamalarına, iddialarına kulak tıkamayın. Yapsa yapsa bunu bir siz yaparsınız. Bunu Malatya için yapın lütfen…
"}