Ya arkadaşlar…
Bir dakika.
Deprem bölgesi deyince gerçekten duralım.
Herkes bir adım geri atsın, kalemini eline almadan önce bir nefes alsın.
Çünkü deprem dediğimiz şey istatistik değil. Deprem; mezar taşına dönüşmüş kolonlar demek, yarım kalmış hayatlar demek, geceleri hâlâ uykudan sıçrayan insanlar demek. Malatya bunu yaşadı. Doğanşehir bunu iliklerine kadar yaşadı. O yüzden burada konuşurken de yazarken de ucuz cümlelere, kolay algılara yer yok.
Depremin ilk günlerini hatırlayın.
Enkaz başında kimse kimliğini sormadı.
“Sen kimsin, nerelisin, hangi partilisin?” diyen olmadı.
Bir el uzatıldıysa baş tacı edildi.
Bir çorba kaynadıysa dua edildi.
Ama zaman geçince ne oldu?
Acı yerini öfkeye bıraktı.
Dayanışma yerini hesaplara bıraktı.
Kalemler başka başka yerlere çalışmaya başladı.
Özgür Özel Malatya’ya geldi.
Öyle protokol gezisi yapmaya gelmedi.
Depremin en ağır vurduğu yerlerden biri olan Doğanşehir’e gitti.
İnsanların hâlâ yarasını taşıdığı, hâlâ “yarın ne olacak” diye sorduğu bir ilçeye…
Orada Doğanşehirlilere konuştu.
Bağırmadı.
Nutuk atmadı.
Şov yapmadı.
Tam tersine…
Konuşurken bile mahcup bir hali vardı.
Çünkü çok net bir şey söyledi:
“Biz yaptıklarımızı anlatmayı sevmeyiz.”
Ama ne oldu?
Cumhurbaşkanı çıkıp “CHP deprem bölgesinde hiçbir şey yapmadı” deyince, buna sessiz kalmak mümkün değildi.
Arkadaşları ısrar etti.
Veli Ağbaba ısrar etti.
“Doğanşehir’e yapılanları anlatalım” dediler.
Ve Özgür Özel, tane tane anlattı.
Süslemeden.
Büyütmeden.
Ajitasyon yapmadan.
Çankaya Belediyesi’nin gönderdiği 50 çöp konteynerini söyledi.
Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin gönderdiği 150 çöp konteynerini söyledi.
Adıyaman Belediyesi’nin verdiği cami temizleme aracını söyledi.
Sancak Belediyesi’nin gönderdiği minibüsü söyledi.
Buca Belediyesi’nin gönderdiği kilit taşını, araç-gereci söyledi.
Kamyonları söyledi, ekipmanları söyledi, belediyeye kazandırılan araçları söyledi.
Üstelik bir de şunu ekledi:
“Belki unuttuklarımız da vardır.”
Bu cümle çok şey anlatır.
Bu cümle, niyetin ne olduğunu gösterir.
Bu cümle, propaganda yapılmadığının kanıtıdır.
Ama sonra ne oldu?
Yalancı makinesi çalıştı.
Algı tezgâhı kuruldu.
Ulusal basın düğmeye bastı.
Bir anda Özgür Özel’le dalga geçilmeye başlandı.
Cümleler koparıldı.
Bağlamından çıkarıldı.
Sanki Özgür Özel deprem bölgesine yapılan bütün işleri CHP yapmış gibi anlatıyormuş algısı yaratıldı. Özgür Özel’in Doğanşehir için birkaç CHP’li Belediyenin yaptığını anlattığı konuşma tüm deprem bölgesine mal edilmeye çalışıldı.
Sanki CHP sadece bunları yapmış gibi gösterilmek için kalemler çalıştı. Malatya’da ve ülke genelinde köşe yazıları haberler yayınlandı.
Hâlbuki Özgür Özel sadece Doğanşehir’den CHP’li Belediyelerin yaptığı desteklerden bahsetmeye çalışmıştı.
Hem de kazandırılan araçları listesine almadan.
Yahu bir durun!
Bir dakika durun!
Özgür Özel orada ne yaptı?
Doğanşehir’e yapılanları anlattı.
Sadece Doğanşehir’e.
Gazetecilik böyle bir şey değil.
Biz bu meslekte şunu biliriz:
Hak kiminse, hakkını vereceksin.
Doğru neyse, onu yazacaksın.
Kalemini kimsenin önüne koymayacaksın.
Ama ne yazık ki bazı kalemler satıldı.
Gerçek eğilip büküldü.
Bilerek yanlış algılar üretildi.
Yetmedi…
Malatya’da bazı köşe yazarları, bazı yerel siteler bu algıya balıklama atladı.
Ulusal basına servis edildi.
Özgür Özel küçümsendi, ti’ye alındı.
Ayıp değil mi?
Bakın arkadaşlar…
Deprem bölgesi deyince burada bir hakkı teslim etmek zorundayız.
Malatya adına iki kişiye açık açık teşekkür etmek zorundayız.
Birincisi Murat Kurum.
Defalarca Malatya’ya geldi.
Masaya uzaktan bakmadı, sahaya indi.
Müteahhitleri azarladı.
“Bu olmamış” dedi.
Beğenmediği yeri yıktırdı, yeniden yaptırdı.
Kimsenin hatırına bakmadı.
Malatya için çalıştı.
İkincisi Özgür Özel.
O da defalarca Malatya’ya geldi.
Heyetler gönderdi.
Milletvekillerini sahaya indirdi.
“İkinci memleketim” dedi.
“Veli Ağbaba benim abim, Malatya da benim memleketim” dedi.
Adam depremin üçüncü yıl anma programında Malatya’daydı.
Yanında belediye başkanları vardı.
Yeni hizmetler, yeni destekler için gelmişti.
Şimdi soruyorum:
Bu öfke niye?
Bu saldırı niye?
Bu inkâr niye?
Eksiklik olabilir mi?
Elbette olabilir.
Doğanşehir’e verilen kamyonlar, araçlar, başka destekler unutulmuş olabilir.
Ama bu, yapılanları yok sayma hakkı vermez.
Bu, gerçeği çarpıtma hakkı vermez.
Ey beyler…
Kendinize gelin.
Malatya’da deprem üzerinden siyasi üstünlük kurmaya çalışmayın.
Kalemlerinizi satmayın.
Acının üstünden algı üretmeyin.
Buradan açık açık sesleniyorum:
Malatya basınına…
Ulusal basına bu haberleri taşıyan akıllı kardeşlerime…
Yapılanları inkâr etmeyin.
Görmezden gelmeyin.
Küçümsemeyin.
Bu şehir tek başına ayağa kalkmadı.
Malatya CHP ile ayağa kalkacak.
Malatya AK Parti ile ayağa kalkacak.
Malatya Yeniden Refah ile ayağa kalkacak.
Malatya MHP ile ayağa kalkacak.
Çünkü bu enkazın altında parti yoktu.
İnsan vardı.
Acı vardı.
Dayanışma vardı.
Gelin artık küs kalmayalım.
Gelin birbirimizi yemekten vazgeçelim.
Gelin birlik olalım.
Malatya’nın buna ihtiyacı var.
Bugün var, bugün çözelim.
Yarın daha çok var olmasın…