Malatya diye bir şehirde bazı işler vardır devamı gelmeyen, unutulan.
O şehirde, temel atılır, kürsüler kurulur, konuşmalar yapılır, fotoğraflar çekilir ama sonra bir sessizlik gelir ve çöker.
Ve o sessizlik bazen her şeyden daha fazla şey anlatır.
Malatya’da şimdi sorulan soru net:
Bir Cem evi vardı… Sahi, ne oldu?
Malatya 750 binin üzerinde nüfusa sahip bir şehir. Bunun yaklaşık 250 bini Alevi vatandaşlarımızdan oluşuyor. Yani bu mesele küçük bir kesimin değil, bu şehrin önemli bir bölümünün meselesi.
Yıllardır konuşulan, zaman zaman gündeme gelen, zaman zaman da rafa kaldırılan bir konu var: Cem Evi ve Kültür Merkezi.
Bundan yaklaşık dört yıl önce bu proje için temeli görkemli bir törenle atıldı. O gün kimler yoktu ki…
Protokol oradaydı, siyasiler oradaydı, kurum temsilcileri oradaydı. Konuşmalar yapıldı, “Malatya’ya kazandırılan büyük bir eser” denildi, fotoğraflar çekildi, pozlar verildi.
Ama asıl mesele o gün değil.
Asıl mesele bugün.
Çünkü herkesin aklındaki soru aynı:
O temelin üzerine ne oldu?
Projeye baktığınızda sıradan bir yapıdan bahsetmiyoruz.
İçerisinde ibadethaneler var, taziye evleri var, kesimhaneler var, iki adet mescit var.
40 öğrencinin yatılı kalabileceği misafirhane var.
Geniş bir otopark var. Yani sadece bir ibadet alanı değil, aynı zamanda bir kültür ve yaşam kompleksi olarak tasarlanmış büyük bir proje.
Ama gelin görün ki…
Aradan yıllar geçti.
Vakıf yetkililerinin ifadesine göre yaklaşık iki yıldır inşaatın durduğu, şantiyenin adeta sessizliğe gömüldüğü bir tablo var ortada.
Ve bu noktada en çok dile getirilen cümle şu oluyor:
“Temel atıldı, herkes geldi, sonra herkes gitti.”
İnşaat neden mi durdu!
Verilen sözler tutulmadı, herkes pozda kaldı.
Para yok, demir yok, beton yok. En önemlisi de işçiye verilecek para yok diye işçi yok. Birileri arada bir demir yâda beton gönderiyor da, bunu kim nasıl yapacak bilen yok…
Biz Malatya Kalite Haber olarak bu meseleyi gündeme taşıdık.
Ve aslında şehirde uzun zamandır konuşulmayan bir konu yeniden konuşulmaya başlandı.
Haberin ardından ne mi oldu?
Vakıf yetkililerinden aldığımız bilgilere göre süreç yeniden hareketlenmeye başladı.
Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er ile bir telefon görüşmesi yapıldığı, ardından randevu talep edildiği ancak daha sonra sürecin netlik kazanmadığı ifade ediliyor.
Yani bir temas var, ama devamı belirsiz.
Bir görüşme var, ama sonuç yok.
İşte tam da burada o tanıdık tablo ortaya çıkıyor.
Bir şey konuşuluyor, ama kalıcı bir adım atılmıyor.
Öte yandan sahada en çok dikkat çeken isimlerden biri olarak gösterilen AK Parti Malatya Milletvekili İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak’ın inşaat alanına giderek incelemelerde bulunduğu, TOKİ yetkilileri ve mühendislerle birlikte süreci yerinde değerlendirdiği ve malzeme temini için girişimlerde bulunduğu vakıf yetkililerince aktarılıyor.
Yani sahada bir hareket var.
Ama bu hareketin şantiyeye, betona, duvara yansıyıp yansımadığı hâlâ tartışmalı.
Bir diğer önemli hat ise Ankara.
Daha önce Malatya’da görev yapmış ve şu anda Ankara Valisi olarak görev yapan Vasip Şahin, Cem Vakfı yöneticilerini Ankara’da ağırladığı, çeşitli belediye başkanları ve kurumlarla görüşerek bu sürece destek verilmesi için girişimlerde bulunduğu ifade ediliyor.
Vali Malatyalı olan Çankaya Belediye Başkanını, MİAD Başkanını aradı ve destek olmalarını istedi.
Yani mesele sadece Malatya’da değil, Ankara’ya kadar taşınmış durumda.
Vali beyin ricası ile bugüne kadar Malatya’ya birçok hizmetin kazandırılmasını sağlayan Malatyalı İş İnsanları Derneği (MİYAD) Genel Başkanı Tunus Akdaş vakıf yetkilileriyle bir araya gelerek çözüm arayışlarına katkı sunmak için çaba sarf ettikleri belirtiliyor.
AK Parti Malatya Milletvekili Abdurrahman Babacan’ın da süreci takip ettiği ve projenin tamamlanması yönünde gerekli adımların atılacağına dair değerlendirmelerde bulunduğu yine vakıf çevrelerinden aktarılan bilgiler arasında.
MAGİNDER Başkanı Salih Karademir gitti, resimler çektirdi, basına servis yaptı.
Sonrasında birkaç ton demir gönderdi. Malatya’da iş yapmaktan çok poz vermeyi demeç vermeyi seven Başkan Salih Karademir de bir el uzattı aslında gönderdiği demirler ile.
Ama bütün bu görüşmelere, bütün bu temaslara rağmen ortada değişmeyen bir gerçek var:
Şantiye hâlâ tam anlamıyla ayağa kalkmış değil.
Neden mi, beton geliyor. Demir geliyor da, sonrası yok.
Bu betonlar ve demiri kim inşaata monta edecek bilinmiyor.
Ben söyleyeyim, inşaat işçisi.
İşte o yok. Niye mi, onlara verecek para yok.
İnşaat para yok diye duruyor, gören yok…
Ve burada artık bazı şeyleri açık konuşmak gerekiyor…
Malatya’da bir vekil var ki gitti, görüştü, “Hallederiz, bitirriz” dedi, sonra yardımcı olmaktan vazgeçti.
Anlaşılmaz ama Malatya’da her işe kolunu uzatan, sahada hep olan muhtarlar ile yemekte buluşan, vekil neden bu inşaattan uzak duruyor.
Duyduklarımız var, söylenilenler var ama inanmak istemiyoruz. Diyoruz ki, isterse o inşaat biter…
Sayın Vekil, sana zahmet git oraya, o problemi çöz. Bu sizin asli göreviniz.
Aslında mesele çok net: Bu şehirde kim nerede görev yapıyorsa, sadece konuşmak değil, çözüm üretmek zorunda.
Ve vakıf yetkilileri çok net bir serzenişte bulunuyor:
“Temel atılırken herkes vardı, sonra herkes gitti.”
Aslında bu cümle, sadece bu projeyi değil, birçok işi anlatıyor bu şehirde.
Başlayan ama tamamlanamayan işler…
Konuşulan ama ilerlemeyen süreçler…
Fotoğrafı çekilen ama devamı gelmeyen projeler…
Ve şimdi yeniden aynı çağrı yapılıyor:
Bu şehirde camilere gösterilen hassasiyet neyse, Cem Evi ve Kültür Merkezi için de aynı hassasiyet gösterilmeli.
Çünkü bu mesele sadece bir bina meselesi değil.
Bu mesele bir toplumsal ihtiyaç.
Bir temsil meselesi.
Bir tamamlanma meselesi.
Ve belki de en önemlisi bir samimiyet meselesi.
Şimdi çağrı açık…
Yeşilyurt Belediye Başkanı İlhan Geçit, Battalgazi Belediyesi, Malatya Valiliği, milletvekilleri, iş dünyası…
Kim varsa bu şehirde söz sahibi olan herkes.
Mesele fotoğrafa girmek değil.
Mesele o fotoğrafın arkasını doldurmak.
Mesele konuşmak değil.
Mesele bitirmek.
Çünkü Malatya artık çok net bir şey görmek istiyor:
Başlayan işler gerçekten bitiyor mu, bitmiyor mu?
Ve bütün bu hikâyenin sonunda soru yine aynı yerde duruyor:
Poz vermek kolay, inşaatı bitirmek zor: Sahi Cem evi ne oldu?