Malatya’da neler oluyor, anlamak gerçekten zor.
Düşünün, atanmış bazı müdürler var, muhtarlara fırça atıyor, kapıdan kovuyor, odasına almıyor.
“Sen bana görev öğretemezsin” diyor. Yetmiyor, dedikodulara göre, bazen tartaklıyorlar da. Nasıl yani?
Biz soruyoruz: “Böyle bir şey mümkün mü?” O bakıyor, sessiz. Cevap yok.
Başlıyor hikâye Hocaahmet Yesevi Mahallesi Muhtarı Orhan Ünalır’dan. Mahallesindeki otobüs seferleri yetersiz, vatandaş mağdur.
Muhtar MOTAŞ Genel Müdürlüğü’ne gidiyor, derdini anlatıyor. İddiaya göre, görevliler tarafından tartaklanıyor.
Biz soruyoruz: “Sayın Müdür, bu doğru mu?” Cevap yok.
Ünalır’ın derdi sadece bu değil.
Yeşilyepe’de otobüs kazaları olmuş, vatandaş güvenlikten endişeli. Muhtar diyor ki: “Bu seferleri arttırın, insanlarımız güvenle ulaşsın.” Ama ne oluyor? Görevini yapması gereken müdür sessiz, çözüm yok.
Biz tekrar soruyoruz: “Neden bu hizmeti veremiyorsunuz? Otobüs saatlerini ayarlayın, vatandaş güvenle biner!” Sessizlik…
Muhtar geri adım atmıyor, araya girenleri dinlemiyor, barış bayrağını kabul etmiyor. Ve sonuçta MOTAŞ müdürü pes ediyor.
Muhtar kazanmıyor, halk istediğini alıyor. Muhtarın dediği otuyor ve otobüs seferleri yeniden başlıyor…
Sonramı, karşımıza başka bir muhtarın haykırışı çıkıyor.
Yine bir Müdür, yine halkı için ondan hizmet isteyen bir muhtar ve sonuç "Odamı terk et" sözleri...
PTT 19. Bölge Müdürlüğü. Kaybedilmek üzere olan bu hizmet, bazı siyasilerin mücadelesiyle yeniden kazanılıyor.
Atanıyor Muzaffer Yaşar. Biz diyoruz: “Tebrikler müdür bey. Ama muhtarlar size geldiğinde, iddialara göre azarlanıyor, odadan kovuluyorlar. Bu doğru mu?”
Cevap yok.
Neden kovuluyor?
Çünkü muhtar diyor ki: “Bana mobil araç vermeyin, vatandaş bu aracın hangi saatte nereye geleceğini bilmiyor, hizmet alamıyor. 34 yıldır aldığımız hizmeti geri istiyoruz. Depremle yıkılan binamızı bize yapın. Yeşilyurt Belediyesi alan veriyor, arsa veriyor. Ama siz hala mobille işi geçiştiriyorsunuz.”
Sayın Müdür, biz soruyoruz: “Muhtara saygısızlık yaptınız mı? Odasından kovdunuz mu?” Cevap yok.
O açıklama yapıyor: “Millletvekili Bülent Tüfenci ve Sami Başkana borçlusunuz, dua edin, teşekkür edin.Onlar olmasaydı, bu müdürlük yoktu Malatya!da”
Muhtar söze atlıyor, “Ne için dua edelim? Siz devlet tarafından atanmışsınız. Göreviniz halk için. Muhtarın talebini yerine getirmek sizin işiniz!”
Biz Muhtarın ağzı ile soruyoruz: “Halka hizmet için mi, kabadayılık için mi buradasınız? Biz seçtiğimiz muhtarın dediklerini yapmanız için sizi oraya gönderdik. Ama siz halkın sesini duymuyorsunuz!”
Sessizlik…
Halkın gözü burada. Yeşiltepe’de kazalar, Motaş’taki eksik seferler, PTT binasının yetersizliği, bütün bunlar gündemde.
Biz yine soruyoruz: “Sayın Müdür, 34 yıldır aldığımız hizmeti geri vermek bu kadar mı zor? Depremle yıkılan binayı neden yapmıyorsunuz?” Cevap yok.
Muhtar diyor ki: “Ben buradayım, halkım için çalışıyorum. Seçilmişim. Vatandaşın hakkını savunuyorum. Ama atanmışlar odalarına kapanmış, halka kapalı.”
Yine soruyoruz: “Sayın Müdür, görev yerinizde ne için oturuyorsunuz? Makam koltuğunuz için mi, halk için mi?”
Sessizlik…
Malatya halkı görüyor, biz yazıyoruz. Dedikodu bir yana, gerçek şu: Seçilmişler talepte bulunuyor, atanmışlar cevap vermiyor. Biz gazeteciler de buradayız, yazıyoruz, soruyoruz. Cevap verin artık Sayın Müdür. Bu makamda ne için oturuyorsunuz?
Halkın sorusu çok net: Görev yerinizde, görev bilincinizle mi hareket ediyorsunuz, yoksa koltuğun verdiği güçle mi? Biz soruyoruz, siz cevap vermiyorsunuz. Ama biz yine soracağız. Çünkü halkın sesi, halkın hakkı, sessizlikten daha güçlüdür.
Muhtar susmuyor, bu kez CHP devreye giriyor. Sizi kibar ama sert bir dille uyarıyor. Yine ses yok.
Ya merak ettik siz neden sessizliği seviyorsunuz. Söylenilenler doğrumu?
Gerçekten siz kimi temsil ediyor sursunuz da sessizlik var. Muhtarı odadan çıkarmak var ve suskunluk. Gerçekten siz kimsiniz? Seçilmişi odadan çıkarmak seçenleri oradan çıkarmak olmuyor mu?
Ben size demek isterim ki, Malatya’da yenisiniz ve gelin biz seçenlerin sesine kulak verin.
Yoksa biz yazmaya devam ederiz ve birgün gelir sizi oraya atayanlar size ses yükseltirler; "Hesap ver" derler...